DOSYA: 450. Sayıyı Kutlarken...
Mimarlık Dergisi Ortak Belleğimizdir
Arif Şentek, Mimar, ODTÜ (1970), TMMOB Mimarlar Odası Genel Sekreteri (1991-1992 ve 2000-2002), Yayın Komitesi Sekreteri (1973-1976)
Derginin “450. Sayıyı Kutlarken…” başlıklı Dosyası için hazırladığı yazısında, Türk Yüksek Mimarlar Birliği tarafından 1944 - 1953 yıllarında yayınlanan Mimarlık dergisinden başlayarak, geçmişten bugüne derginin serüveninden kesitler sunan yazar, günümüzün yayın ortamı ve dergiye olan ilgiye yönelik değerlendirmelerde bulunuyor; derginin bugüne ulaşan değerli birikimi ve belleğiyle artık akademik çalışmalara da konu olduğunun altını çiziyor.
Bizim gibi yaşı ilerlemişlerden genellikle aramızdan ayrılan arkadaşlarımızın ardından onlar hakkında yazmamız, “post mortem” yazıları beklenir… Mimarlık’ın 450. sayısı dolayısıyla yazacaklarım, tam tersine bir kutlama yazısı. Öncelikle 1963’ten bugüne kadar, Mimarlık’a katkı koyanları, bu yayını sürdürenleri kutluyorum.
Hatta biraz daha eskilere gidelim. Oda yasal olarak kurulmadan önce meslek kuruluşu olan Türk Yüksek Mimarlar Birliği tarafından 1944 - 1953 yıllarında yayınlanan Mimarlık’ı da unutmayalım. O günün güç koşullarında, günümüz Mimarlık dergisinin öncülü bir yayını başlatan ve sürdüren meslektaşlarımızı da saygıyla, sevgiyle analım.
Mimarlık yayın ortamına bütüncül bir açıdan bakmak doğru olacaktır. Mimarlık’ın, bugün dijital olanakların kullanılmasıyla daha da yaygınlaşan bir yayın ortamında yeri nedir? Ne olmalıdır? Kendisinden beklenilen işlevi ne ölçüde yerine getirdi, getiriyor? Bu soruların yanıtlarını arayan değerlendirmeler, yayında görev alan arkadaşlarımıza, başarılı çalışmalarını izlediğimiz Yayın Komitesine, kuşkusuz Oda yönetimlerine de ışık tutacaktır.
Oda Organı Mimarlık
Mimarlık’ı, meslek alanımızla ilgili diğer yayınlardan ayıran en önemli özellik Oda organı olmasıdır. Dolayısıyla Oda yönetimlerinin izlediği politikaların, gerçekleştirdiği çalışmaların izlerini taşıması, yansıtması beklenir. Bu açıdan Yayın Komitelerine, yayında görev alan arkadaşlarımıza önemli bir sorumluluk düşüyor. Yayının Oda çalışmalarını aktarmanın ötesinde bu çalışmaları güçlendirici, destekleyici bir işlevi olmalıdır.
Genelde Oda yönetimleri dergiyi komiteye, güvendikleri ellere teslim ederler. Komitenin özerkliği vardır ama Oda bütünüyle olan ilişkiler duyarlı bir denge işidir. Bu dengeyi sağlamak öncelikle sekreterlere düşer. Yönetimler yayına pek fazla karışmazlar.
Bazı dönemlerde yayın sekreterlerinin kişisel eğilimleri ağır basmıştır. Örneğin sevgili Demirtaş Ceyhun’un yönetiminde 1970 yılında yayınlanan 76. sayının ana konusu “1970’te Türk Sanatı”dır. Dergide; resim, heykel, müzik, fotoğraftan tutun karikatür, mizah, bale ve operaya kadar sanatın bütün dallarında birinci elden yazılar yer almaktadır. Yazarlar arasında; Ruhi Su, Aziz Nesin, Metin And, Nevit Kodallı bulunmaktadır. Demirtaş, bir tek sinema konusunda yazacak birini bulamamaktan yakınmıştır.
Ayrıksı Bir Yayın Anlayışı
1996 - 1998 yıllarında yayınlanan 271 - 280. sayılar, Mimarlık dergisinin yaşamında ayrıca üzerinde durulmaya değer bir anlayışın ürünleridir. Örgütten ve kitlesellikten kopuk, “ilerici” olduğu iddia edilen ayrıksı bir yayın anlayışına karşı tepkimizi, İzmir’den bir grup arkadaşla birlikte Oda merkezine iletmiştik. Derginin 273. sayısında “Son dakikada elimize geçen bir tepki” başlığıyla verilen ortak metin, Oda yayınının nasıl olması gerektiği konusunda bugün de geçerliliğini korumaktadır.
İlginçtir, nükleer savaşa, Hiroşima ve Nagazaki’de ABD’nin işlediği kitlesel cinayete, insanlık suçuna ilişkin bir yazıya, her nedense, kamuoyunda “Unabomber”(Bombacı) diye bilinen, bazı kişilere bombalı mektuplar gönderen bireysel terörist Ted Kaczynski’nin bildirisi eklenmişti. Bildiri “Kaos” dergisinden alıntılanmıştı. Yazıyı ilginç kılan bir başka simgesel dokunuş, bomba sözcüğünün bombA şeklinde, yani son harfinin kapital yazılmasıydı. Ne diyeyim “arif olan anlasın” demişler gibi bir şey…
O tarihlerde Oda merkezinde yapılan bir toplantıda Sait Kozacıoğlu’yla birlikte, dergiyi yönlendirmeye çalıştıkları böyle bir anlayışın sakatlığına karşı çıktığımızı hatırlıyorum. Rahmetli Sait’in gösterdiği tepki (her zamanki gibi) benden çok daha şiddetliydi. Yönetimin, tepkilerimize verdiği yanıt, derginin 274. sayısında “Yeni yayın politikasına gösterilen tepki insani olabilir, ama mimar ve mimarlığa ilişkin bir tepki değildir” başlığıyla yayınlandı. Yazı kendi alanında literatüre geçebilecek bir üslupla yazılmıştı. Her şey aklıma gelirdi de “tutuculuk”la suçlanacağım gelmezdi. Kibarca aşağılanıyorduk, gösterdiğimiz tepki “bedensel salgı”ya benzetiliyordu… Yanlış anlaşılmasın, yine de o arkadaşlarımızla selamı sabahı kesmedik. Kaç kişiyiz zaten bu dünyada!
1973 - 1976 Yılları, Ankara
1963’ten başlayarak
Mimarlık 10 yıl boyunca İstanbul’da yayınlandı. O dönemde çıkan 114 sayıya emeği geçenler ağırlıklı olarak İstanbul’da, Şube çevresindeki arkadaşlarımızdı. Kuşkusuz Ankara ve İzmir’den katkılar oluyordu. Ama teknik olanakların yanı sıra, mimar sayısının ve akademik çevrenin İstanbul’da yoğunlaşmış olması derginin İstanbul’da üretilmesini kolaylaştırıyordu. 1970’lerin başında birkaç yıl dergiye Ankara temsilcisi olarak katkı vermeye çalıştım. Selçuk Batur ve Somer Ural’la çalışmak gerçekten çok keyifli ve çok öğreticiydi. Komitedeki diğer arkadaşlarla da dostluğumuzu yıllarca sürdürdük.
Oda’nın Ankara’daki merkez yönetimi giderek güçleniş, ağırlık kazanmıştı. Böyle bir ortamda 1973’te yayın çalışmalarının Ankara’ya, merkeze alınması kararı verildi. Dergi Ankara’da yayınlanmaya başladı. Bu dönemde 115. sayıdan 145. sayıya kadar Yayın Komitesi Sekreterliğini ve derginin yazı işleri sorumluluğunu üstlendim.
Bu dönem incelendiğinde dergide Oda organı olma özelliğinin ağırlık kazandığı görülecektir. Hatta bazı sayılarda Oda merkez ve şube yönetim kurullarının çalışma raporları aynen yayınlanmıştır. Teknik Eleman Kurultaylarına ve diğer etkinliklere sunulan bildiriler ağırlıklı olarak yayına yansıtılmıştır.
Çok yönlü bir yayın anlayışını etkin kılmaya çalışıyorduk. Derginin yanı sıra ayda iki kez yayınlamaya başladığımız Mimarlık Haberler gazetesi, çalışmalarımızın önemli bir bölümünü oluşturuyordu. Bu arada günlük gazetelere yönelik çalışmalarımız bir başka ağırlık noktasıydı. Basın bültenleriyle verdiğimiz haberler sık sık manşete çıkıyordu. 12 Mart’ın baskıcı koşullarında ilerici basın için Mimarlar Odası önemli bir haber kaynağıydı. Sanırım böyle bir ortamda dergi neredeyse ikinci planda kalmıştı. 1976’da görevden ayrıldım ve dergiyi iki ay gecikmeyle Güven Birkan’a devrettim. Güven dergiyi yeniden başarılı bir raya oturttu.
Günümüz Yayın Ortamı
Yıllar geçti, Oda yapısında yerelleşme ağırlık kazandı. Yeni Şubeler kuruldu. Şube dergileri yayınlanmaya başladı. Dijital olanaklar üyelerle, mimarlık öğrencileriyle iletişi iletişimi giderek daha kolaylaştırıyor. Böyle bir ortamda
Mimarlık dergisine ve Oda Yayın Komitesine bir eşgüdüm görevi de düşüyor sanırım. Örneğin Oda içinde ve dışında üretilen mimarlıkla ilgili yayınları yürütenlerin katılacağı ortak etkinlikler düzenlenemez mi? Üyeler kendi bağlı oldukları şubelerin dışındaki etkinliklerden, hatta ülke dışındaki gelişmelerden daha hızlı bir biçimde haberdar edilemez mi? Belki ben izlemekte zorlanıyorum, zira dijital ortamlarda aradığını bulmak ayrı bir ustalık işi oldu.
Diğer ülkelerdeki mimarlık meslek örgütlerinin yayınları, özellikle mesleği uygulamaya yönelik yayınlar, UIA ve ACE’nin ürettikleri önemli kaynaklardır. Okurların ve Oda yönetimlerinde görev alan meslektaşlarımızın bu alanlarda olup bitenleri izlemesini kolaylaştırmak çok yararlı olacaktır. Bu konuda Yayın Komitesinin dışında örneğin Uluslararası İlişkiler Komitesine de görev düşmektedir. Belki, mesleği uygulama, mimarlık eğitimi gibi belirli konularda diğer ülkelerde yaşanan deneyimleri izleyecek, bizlere aktaracak çalışma grupları oluşturulabilir.
Başarılı bir yayın, zengin bir arşivle desteklenir. Hele uzun bir geçmişi olan Mimarlık için arşiv konusu önemli. Mimarlık dergisinin bütün sayılarına dijital arşivden ulaşmak mümkün. Ne yazık ki genelde Oda arşivleri konusunda iyimser olamıyorum. Yapılan bazı etkinliklere sunulan bildirilere, hazırlanan bazı raporlara ulaşmak pek kolay olmuyor. Örneğin 2010 ve 2012 yıllarında Ankara Şubesi’nin uluslararası katılımla düzenlediği Mimarlığın Sosyal Forumu 1 ve 2’ye ilişkin belgelere, bildirilere ulaşmak şu anda mümkün değil.
Yazılanlar Okunuyor mu?
Parayla satılan bir yayın ilgi görmezse satılmaz, dolayısıyla yayıncılıkta satışlar önemli bir ölçüttür. Üyelere ücretsiz gönderildiği için
Mimarlık’ın ne ölçüde okunduğu, üyelere yönelik bazı anketlerde alınan yanıtlarla belirlenmeye çalışılmıştır. Geçmiş yıllardan bir örnek vereyim:
Neredeyse 50 yıl olmuş. TMMOB’nin 1978 “Mühendisler, Mimarlar” araştırmasında, mimarların yüzde 58’nin Oda’dan gelen yayınları “geniş ölçüde”, yüzde 38’inin “sınırlı ölçüde” okuduğu anlaşılıyor. Hiç okumayanların oranı yüzde 2 gibi çok küçük bir oran oluşturuyor. Yüzde 2’ye ise dergi ulaşmıyormuş. Elli yıl öncesinden olumlu bir tablo diyebiliriz.
Bugün için dijital ortamda tıklama (bakılma) sayıları bir ölçüt olabilir mi? Mimarlık’ın son 449. sayısına göz atalım. (10.08.2026 günü itibariyle) Ayşen Ciravoğlu’nun “Mimarlık’tan” yazısına 458 kez, Genel Başkan Zeynep Eres Özdoğan’ın “Mimarlık Gündem” yazısına 99 kez bakılmış. Bakan kişilerin tamamının mimar olmayabileceği, bazı kişilerin birkaç kez tıklayıp yazıya yeniden bakabileceğini düşünürsek rakamlar çok düşük değil mi?
Muhtemelen zamanla bu sayılar artıyor. Eski tarihli dergilerde tıklama sayıları çok daha yüksek. Her tıklayan yazıyı okudu diyelim. Yüz bini aşan potansiyel okuyucu kitlesini düşündüğümüzde yine de düşük kalmıyor mu?
Artısıyla eksisiyle, eleştirdiğimiz veya övdüğümüz yanlarıyla Mimarlık dergisi ve Oda ortamındaki diğer yayınlar meslek topluluğumuzun ürünü. Ortak belleğimiz. Yaşadığımız günleri belgeliyor. Bugün o birikim üzerine yazılar, hatta tezler yazılıyor.
Derginin, Mimarlık’taki çalışmalarımızın bir gün, üstelik akademik çevrelerde, çok daha ayrıntılı olarak ele alınabileceğini o zamanlar herhalde hiç düşünmemiştik. “Tarih olduk” gibi bir durum var… Güncel bir haberle bitireyim söyleyeceklerimi. Genç meslektaşımız Burcu Köken, Hollanda Delft Teknik Üniversitesinde yaptığı, derginin 1963 - 1980 dönemine ilişkin doktora çalışmasını bugünlerde bitiriyor.
Bu icerik 31 defa görüntülenmiştir.