ETKİNLİK
GTÜ’de Uluslararası Mimarlık ve Tasarım Buluşması: ITMAD 2026
Elif Özlem Oral Aydın, Prof. Dr., Dekan, Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi
Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi,17 – 18 Haziran 2026 tarihlerinde ITMAD 2026 Mimarlık ve Tasarımda Gelenek ve Modernite Arasındaki Etkileşimler Uluslararası Konferansı’na (International Conference on Interactions between Tradition and Modernity in Architecture and Design) ev sahipliği yaptı. Mimarlık ve tasarım alanlarından uluslararası katılımcıların biraraya geldiği konferanstan detayları aktaran yazar, gelenek ile modernitenin birbirine karşıt değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak ele alınabileceğinin altını çiziyor.
Gebze Teknik Üniversitesi, mimarlık ve tasarım alanında gelenek ile modernite arasındaki etkileşimi disiplinlerarası bir çerçevede ele alan ITMAD 2026 Mimarlık ve Tasarımda Gelenek ve Modernite Arasındaki Etkileşimler Uluslararası Konferansı’na (International Conference on Interactions between Tradition and Modernity in Architecture and Design) başarıyla ev sahipliği yaptı. GTÜ Mimarlık Fakültesi ev sahipliğinde 17 – 18 Haziran 2026 tarihlerinde GTÜ Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen konferans, Türkiye ve farklı ülkelerden akademisyenleri, araştırmacıları, mimarları, tasarımcıları, sanatçıları ve öğrencileri biraraya getirdi (Resim 1).
TraMod Academy tarafından düzenlenen ITMAD 2026, mimarlık ve tasarımda gelenek ile modernite arasındaki ilişkiyi tartışmaya açan uluslararası bir akademik platform olarak; kültürel miras, sürdürülebilir koruma, yerel bilgi, çağdaş mimarlık pratikleri, kentsel bellek, kamusal mekân, yeniden kullanım ve tasarımda kimlik gibi başlıklara odaklandı. TraMod’un “gelenek + modernite” yaklaşımı doğrultusunda konferans, bir yandan kimlik, gelenek ve kültürel değerlerin korunmasını; diğer yandan çağdaş tasarım pratikleriyle güncel ve yenilikçi üretimlerin desteklenmesini amaçladı.
Küresel Akademik Platform GTÜ’de Buluştu
ITMAD 2026 konferansı, farklı disiplinlerden katılımcıların gelenek ve modernite arasındaki ilişkileri mimarlık, tasarım, sanat ve kültürel miras ekseninde ele almasına olanak sağladı. Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinin yanı sıra Rusya, Brezilya, İran ve Umman gibi ülkelerden akademisyen ve tasarımcıların katılımıyla gerçekleşen organizasyon, küresel ölçekte güçlü bir bilgi paylaşım zemini oluşturdu.
Etkinliğin açılış konuşmaları TraMod Academy Başkanı Dr. Javad Eiraji, GTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elif Özlem Oral Aydın ve GTÜ Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar tarafından gerçekleştirildi.
Mimarlık Fakültesi Dekanı Oral Aydın açılış konuşmasında, sürdürülebilir kırsal / kentsel / bölgesel planlama için küresel kriterlerin tanımlanması sırasında tarihi yerleşim yerlerinin yerel özelliklerinin korunması için olası önlemlerin belirlenmesinin önemine vurgu yaptı. Oral Aydın, son 50 yılda küreselleşme, günlük yaşamı kolaylaştıran iyileştirmeler ve çevrede yaşanan büyük değişikliklerin sürdüğünü, bu durumun tüm tarihi yerleşim yerlerini iki zıt seçenekle karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Tarihi şehirlerin karşılaştığı sorunlara ve bu kapsamda 1980’lerden itibaren atılan adımlara değinen Oral Aydın, son yıllarda koruma ve kalkınma arasında bir "denge" kurmanın en etkili yolu gibi görünen sürdürülebilir planların değerlendirilmesi için birçok sistem geliştirildiğini belirtti. Buna göre, kentsel sürdürülebilirlik değerlendirme sistemleri ile sürdürülebilir kırsal / kentsel / bölgesel planlamaya yönelik küresel kriterler tanımlanırken, tarihi yerleşimlerin kimlik bileşenlerinin korunmasına yönelik araçların belirlenmesinde “mekânsal, kronolojik ve mantıksal” boyutlar da dikkate alınmalıdır. Tartışmalar, planlamada koruma ve geliştirme arasındaki “denge”nin şu hususlara dikkat edilerek sağlanabileceğini öne sürmektedir: “çevresel sürdürülebilirlik”, “ekonomik canlılık”, “kültürel çeşitliliğin gelecek nesillere aktarılması” ve “sosyal uyum”. Günümüzde “yeniden kullanım”, “kültürel rotalar” ve “alan yönetimi” gibi koruma araçları, tarihi yerleşimlerin mekânsal bileşenlerinin korunmasına ve görünür kılınmasına katkı sağlamaktadır. Son olarak Oral Aydın, tarihî yerleşimlerin bütünsel sürdürülebilirliği için bu araçların dünya çapında ortak bir anlayışla ve bütünleşik biçimde geliştirilmesi gerektiğini, ITMAD 2026 konferansının da bu konularda farkındalık yaratma ve çözüm geliştirme açısından büyük önem taşıdığını vurguladı (Resim 2).
Açılış dersi kapsamında katılımcılara hitap eden İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyesi ve TMMOB Mimarlar Odası Başkanı Doç. Dr. Zeynep Eres, gelenek ve modernite arasında köprü kurulması, kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilir koruma politikalarında Mimarlar Odası’nın rolü üzerine kapsamlı bir sunum yaptı. Eres, Mimarlar Odası’nın kültürel mirasın korunmasına yönelik yürüttüğü çalışmalarından örnekler vererek Cumhuriyet Dönemi Miras’ının korunmasının önemine dikkat çekti. Kırsal mimarlık mirasının korunmasına yönelik yürütülen çalışmalara da değinen Eres, kırsal mimarinin günümüz mimarisinin ve aynı zamanda insanlık hikayesinin de köklerini oluşturduğunu belirterek bu köklere sahip çıkabilmek için kırsal mimarinin korunmasının önemini vurguladı. Eres, deprem sonrası kültürel mirasın korunmasına ilişkin Mimarlar Odası tarafından yürütülen çalışmalara da yer verdi ve bölgede kültür envanterinin eksikliğinin pek çok kültürel değerin kaybına yol açtığını ifade etti. Kültür varlıklarının korunması ve kullanımına yönelik proje ve uygulamalar yürüten mimarların deneyimlerini mimarlık camiasıyla paylaşması ve bilimsel tartışma ile değerlendirmelere zemin oluşturması amacıyla iki yılda bir düzenlenen sempozyumun da Mimarlar Odası’nın yürüttüğü önemli çalışmalardan biri olduğunu belirtti. Konuşmasını, kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilir yönetimi için Mimarlar Odası’nın çalışmalarını sürdüreceğini vurgulayarak tamamladı (Resim 3).
Çok Yönlü Paneller ve Zengin Akademik Program
İki gün süren konferans programında, alanında uzman isimlerin moderatörlüğünde panel ve tematik oturumlar gerçekleştirildi. Birinci panelde söz alan Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu, UNESCO Dünya Miras Listesi’nin önemi, listeye girme süreci ve Türkiye’de listede olan varlıklardan bahsettikten sonra Bursa ve Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilme sürecini ve deneyimlerini aktardı. Bölgede yürütülen çalışmalara da değinen Dostoğlu’nun konuşması; süreçteki sorunları, deneyimleri ve farklı aktörlerin rolünü anlamak açısından ders niteliğindeydi.
Program kapsamında ayrıca Dr. Cem Balcan, Osman Hamdi Bey’in çok yönlü Osmanlı entelektüel kimliğini ve kültürel mirasın korunmasındaki rolünü ele alırken; Dr. Baharak Tabibi modernitenin uluslararası boyuta taşınmasını, devlet müzelerini ve kimlik krizlerini tartıştı. Dr. Ali Mehdizade ve Gül Helin Alınak, yerel toprak malzemelerin 3D yazıcı teknolojileriyle yeniden yorumlanmasını ele alırken; yine Dr. Ali Mehdizade, bu kez Dr. Sertan Bakar ile, Tebriz’deki Şairler Anıt Mezarlığı üzerinden modern anıtsallık ve mimari miras ilişkisini irdeledi. Dr. Daryoush Moradi Chadegani ve Shirin Sadat Emami, İran danslarının mimari mekânlardaki dönüşümünü tartışırken; Pavel Sonin “Meta-Avangard” başlıklı sunumuyla geçmiş ütopyalar ile geleceğin teknolojileri arasındaki ilişkiyi ele aldı. Ayşe Karakoç ve Prof. Dr. Ayşe Betül Gökarslan ise Köy Enstitülerinin günümüzdeki korunmuşluk durumunu değerlendirdi. Moda tasarımında gelenek - modernite dengesi Dr. Şakir Özüdoğru, Prof. Dr. Maria Carolina Garcia ve Dr. Halil Selçuk Gürışık’ın sunumlarıyla tartışılırken; endüstri mirası kapsamında Isparta Yenice Deri Fabrikası’nın yeniden işlevlendirilmesi Burak Davraz ve Prof.Dr. Ayşe Esin Kuleli tarafından, Umman’daki Harat Al-Aqar örneği üzerinden yeşil adaptif yeniden kullanım teorileri ise Prof. Dr. Mohammadjavad Mahdavinejad tarafından ele alındı (Resim 4, 5).
Sektörün Önde Gelen Temsilcileri ve Akademi Biraraya Geldi
“Gelenek + modernite” yaklaşımı doğrultusunda gerçekleşen bu konferansta, sektörün önde gelen mimarlık ofislerinin kurucuları ve ekip çalışanları, gelenek ile modernite arasında kurdukları dengeyi kendi çalışmaları üzerinden aktardı. Han Tümertekin, kırsal alanda geleneksel ve modern malzemenin bir aradalığı ile yapmış olduğu konut tasarımına yer verdi. Aynı zamanda, kent hafızasında önemli bir yere sahip Rami Kışlası’nın yeniden işlevlendirme sürecini aktaran Tümertekin, kışladan kütüphaneye gerçekleşen dönüşümün kente kattığı değeri aktardı. Kültür varlığı niteliğindeki bu yapının mekânsal kurgusunun yanı sıra aydınlatma, mekanik, iklimlendirme, peyzaj düzenlemesi gibi pek çok konuda üretilen çözümlere dair gösterdiği görseller dikkat çekiciydi. Cafer Bozkurt ise sunumunda eski Merinos Fabrikası’nın yeniden işlevlendirme projesine yer verdi. Erken Cumhuriyet Dönemi’ne ait endüstriyel mirasın önemli bir örneği olan bu fabrikanın ve çevresinin dönüşüm hikayesi gelenek ve modernitenin nasıl biraraya geldiğine dair önemli bir örnek olarak katılımcılara aktarıldı. Dr. Ali Derya Dostoğlu da sunumunda özellikle kırsal alanlarda yürütmüş olduğu belgeleme ve koruma çalışmalarına yer verdi. Dr. Batu Kepekçioğlu ise ödüllü projesi Tek Saflı Mescid olmak üzere hazırlamış olduğu farklı projeleri ve projelere dair detayları katılımcılar ile paylaştı.
OJAN Design Studio’dan Ojan Salimi İstanbul’da üretmiş olduğu konut projelerini ve bu projelerdeki tasarım yaklaşımlarını detaylı olarak aktarırken, AR Studio’dan Dr. Alireza Ghaffari da yapmış olduğu konut tasarımları ve iklimlendirme çözümlerine sunumunda yer verdi (Resim 6 – 8). Prof. Dr. Osman O. Demirbaş’ın mimarlıkta gelenek - modernite ilişkisine dair değerlendirmeleriyle zenginleşen oturum, akademik tartışmaları, uygulamadaki güncel yansımalarla biraraya getirdi.
ITMAD 2026 konferans programı kapsamında, GTÜ Mimarlık Bölümü lisans öğrencilerinin çalışmalarından oluşan bir öğrenci sergisinin açılışı da gerçekleştirildi. Sergide, modern yapı tasarımlarının yanı sıra koruma stüdyosunda yapılmış geleneksel yapıların belgeleme çalışmaları ile koruma önerilerinin olduğu poster sunumları yer aldı. Katılımcılar tarafından ilgiyle karşılanan sergi, genç tasarımcıların üretimlerini görünür kılarken, geleceğin mimarlarının gelenek, modernite, tasarım ve kültürel miras konularına yaklaşımlarını ortaya koydu (Resim 9).
İki gün boyunca gerçekleştirilen ITMAD 2026, farklı ülkelerden akademisyen, mimar ve tasarımcılarıı biraraya getirerek gelenek ile modernite arasındaki ilişkiyi disiplinlerarası bir zeminde tartışmaya açtı. Konferans, bu etkileşimi yalnızca kuramsal bir tartışma alanı olarak değil, mimarlık, tasarım ve kültürel miras üretiminde güncel ve geleceğe dönük bir yaklaşım olarak ele alarak, alanda uluslararası işbirliklerinin gelişmesine ve genç araştırmacıların akademik gelişimine katkı sundu (Resim 10).
Sonuç
İki gün süren ITMAD 2026, gelenek ile modernite arasındaki ilişkiyi mimarlık ve tasarım ekseninde çok yönlü biçimde ele alarak; kültürel mirasın korunması, sürdürülebilir koruma politikaları ve çağdaş tasarım pratikleri üzerine üretilen bilginin paylaşılmasına önemli bir zemin sundu. Akademisyenlerin, sektör temsilcilerinin ve öğrencilerin biraraya geldiği konferans, kuramsal tartışmalarla uygulama deneyimlerini buluşturarak gelenek ile modernitenin birbirine karşıt değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak ele alınabileceğini bir kez daha ortaya koydu. TraMod Academy tarafından düzenlenen ITMAD serisinin gelecek konferanslarının da bu tartışmayı derinleştirerek sürdürmesi ve alanın uluslararası işbirliklerine katkı sunmaya devam etmesi temenni edilmektedir.
Bu icerik 30 defa görüntülenmiştir.