450
TEMMUZ-AĞUSTOS 2026
 
MİMARLIK'tan

  • Giriş
    Dosya Editörleri: Ayşen Ciravoğlu, Bengüsu Döngül, Yusuf Turhaner



KÜNYE
ETKİNLİK

İpek Yolu’nu Yeniden Yürümek: Nanjing ve İstanbul’un Kadim Kent Buluşması

Sinan Burat, Doç. Dr., Southeast Üniversitesi Uluslararasılaşma Model Okulu

Türkiye ve Çin’in mimarlık ve kültürel miras çalışmaları eksenindeki paylaşımları bu kez İstanbul’da gerçekleşen bir etkinlikle perçinlendi. İstanbul ve Nanjing kentlerinin kültür ve koruma alanında önde gelen kurumları, UNESCO temsilcileri, akademisyenler ve uzmanların biraraya geldiği “Nehir ve Deniz Bağlantıları İpek Yolu Üzerindeki Yoldaşlar - Nanjing ve İstanbul Şehir Medeniyeti Diyaloğu” buluşmasından detayları ve değerlendirmelerini paylaşan yazar, bu bağlamda düzenlenen gelecek programların akademisyen ve uzmanlara karşılıklı yeni bakış açıları kazandıracağını ve birlikte üretim için verimli bir zemin sunacağını vurguluyor.

2 Temmuz 2026 Perşembe günü, biri İpek Yolu’nun doğusunda, diğeri batısında yer alan iki kadim kent, Nanjing ve İstanbul, kültürel miras ve koruma başlığı altında bir araya geldi. (Resim 1) “Nehir ve Deniz Bağlantıları İpek Yolu Üzerindeki Yoldaşlar - Nanjing ve İstanbul Şehir Medeniyeti Diyaloğu” isimli etkinliğe Nanjing’in ve İstanbul’un kültür ve koruma alanında önde gelen kurumları, UNESCO temsilcileri, akademisyenler ve uzmanlar katıldı. Ev sahipliğini Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Konseyi Enformasyon Ofisi’nin üstlendiği etkinliği, Nanjing Belediyesi Halk Hükümeti Enformasyon Ofisi’nin yürütücülüğünde, Çin Halk Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçiliği ve Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu organize etti. Etkinliğin sunucuları Southeast Üniversitesi öğretim üyeleri ben ve meslektaşım Wang Yan yaptık. (Resim 2) Etkinliğe Türkiye’den ve Çin’den birçok uzman ve akademisyen katıldı. (Resim 3)

Etkinliğin açılış konuşmalarını, Çin Komünist Partisi Nanjing Belediye Komitesi Tanıtım Departmanı Başkan Yardımcısı ve Nanjing Belediyesi Manevi Medeniyet İnşasını Yönlendirme Komisyonu Ofisi Direktörü Jing Disheng (Resim 4), Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Wei Xiaodong (Resim 5), İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanı Huriye Merve Gedik (Resim 6), UNESCO Avrupa Bölgesi Bilim ve Kültür Bölgesel Ofisi (Venedik Ofisi) Kültür Departmanı Başkanı Frédérique Aubert (Resim 7) ve Merkezi Kültürel ve Etik İlerleme Ofisi Tam Zamanlı Başkan Yardımcısı Hu Kaihong (Resim 8) yaptı.

Ardından etkinliğin ana konuşmalarına geçildi. İlk olarak TMMOB Mimarlar Odası Başkanı Doç. Dr. Zeynep Eres, “Çağlar Boyunca Kültürel ve Ticari Bir Merkez Olarak İstanbul” başlıklı konuşmasını yaptı. Sayın Eres konuşmasında, İstanbul’un coğrafi olarak Avrasya, Avrupa, Yakındoğu ve Akdeniz havzalarının kesişim noktasında, İpek ve Baharat Yolu güzergâhlarının batı ucunda yer almasından ötürü çağlar boyunca süregelen kesişim noktası olma özelliğine ve bu özelliğin yarattığı kültürel zenginlik ile çok katmanlılığa dikkat çekti. (Resim 9)

Southeast Üniversitesi Mimarlık Okulu profesörlerinden ve UNESCO Kültürel Kaynak Yönetimi Kürsüsü Başkanı Dong Wei (Resim 10) ise “Çin ile Türkiye Arasında Kuşak ve Yol Girişimi Temelinde Mirasın Korunması ve Geliştirilmesi Konusunda Yeni Bir İşbirliğine Doğru” başlıklı konuşmasına, çağlar boyunca süregelen Türk - Çin ilişkilerinin ve bu süreçte İpek Yolu’nun mümkün kıldığı kültürler arası etkileşim ve değiş tokuşun altını çizerek başladı. Konuşmasında Türkiye’nin UNESCO Geçici Dünya Miras Listesi’ndeki kültürel varlıkları ile kervan güzergâhları arasındaki ilişkiye dikkat çekti, Çin’in ve özelde Southeast Üniversitesi’nin kültürel miras koruma alanında gerçekleştirdiği işbirliklerine ve ortak projelere değindi, Nanjing ile İstanbul arasında bu alanda işbirliği geliştirmenin önemine ve potansiyeline vurgu yaptı.

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) Genel Direktörü Görgün Taner (Resim 11) “Yaşayan Bir Sahne Olarak Miras: Çağdaş Kültürel Etkinlikler ve Kültürel Mirasın Korunması Arasındaki Denge” başlıklı sunumunda, İKSV’nin kültürel miras alanlarında gerçekleştirdiği etkinliklerden örnekler vererek koruma ve kullanımın birlikteliğini sağlarken gösterdikleri özenden ve rehber edindikleri ilkelerden bahsetti.

Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü Restorasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi ve ICOMOS Uluslararası Riske Hazırlık Bilimsel Komitesi Başkanı Prof. Dr. Zeynep Gül Ünal (Resim 12) “Medeniyetlerin Görünmez Taşıyıcısı” başlıklı sunumunda, kültürel mirasın korunmasında karşılaşılan zorlukların altını çizerek afetler, riskler, tehditler ve hazırlık konuları ile mirasın korunması ve dayanıklılık geliştirmenin önemini vurguladı.

Etkinliğin ikinci bölümünde oturum başkanlığını Nanjing Üniversitesi Mimarlık ve Şehir Planlama Fakültesi Dekan Yardımcısı Lu Andong’un yaptığı (Resim 13) “Disiplinlerarası Perspektiften Kültürel Mirasın Korunması” başlıklı Sarkaç Diyaloğu’na, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Neriman Şahin Güçhan, Arkeolog Kerim Altuğ ve Nanjing Büyük Bao’en Tapınağı Alan Müzesi Müdürü Wang Wenxi konuşmacı olarak katıldı. Üç farklı alandan gelen uzmanlar, Prof. Dr. Lu’nun yönelttiği soruları kendi perspektiflerinden yanıtladı. (Resim 14)

Etkinliğin son bölümünde ise İstanbul ve Nanjing arasındaki ilişkileri somut olarak geliştirmeye yönelik olan bir yarışma ve bir de proje tanıtıldı. 2026 “Dijital Miras: Küresel Yaratıcılık Yarışması”nın tanıtımını Büyük Bao’en Tapınağı Alan Müzesi Müdürü Wang Wenxi yaptı. (Resim 15) Büyük Bao’en Tapınağı inşaatı 1412’de başlamış ve 17 yıl sürmüş. Sırlı porselen tuğlalardan inşa edilmiş olan pagoda Avrupa Ortaçağı sırasında Çin’in en önemli mimari simgelerinden birisiymiş ve Avrupalı gezginler tarafından dünyanın harikalarından birisi olarak tanımlanmış. 1856’da Taiping ayaklanması sırasında yok olan pagodanın çelik ve cam kullanılarak yorumlanmış bir kopyası 2015 yılının sonlarında ziyarete açılmış. Wang Wenxi konuşmasına “Yok olmuş kültürel miraslar hakkında ne yapılabilir?” diye sorarak başladı. Bu soruya yanıt aramak için 2024 yılında “Dijital Miras: Küresel Yaratıcılık Yarışması”nı başlattıklarını ve geçtiğimiz üç yılda 22 ülkeden mimarlık, tasarım, sanat ve dijital teknoloji gibi alanlardan 1500’den fazla genç tasarımcının yarışmaya katılarak, artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik ve etkileşimli tasarımlar kullanarak Büyük Bao’en Tapınağı Porselen Kulesi’nin tarihini yorumladıklarını ve yeninden anlattıklarını belirtti. 2024 yılında Nanjing Porselen Kulesi'nin kültürel öneminin küresel yorumlanmasına ve yayılmasına odaklanan yarışmanın 2025 yılı teması “Tek Şehir (Nanjing Şehir Surları), Tek Kule (Nanjing Porselen Kulesi), Tek Nehir (Nanjing'in ana nehri olarak adlandırılan Qinhuai Nehri)” olarak belirlenmişti. Yarışmanın 2026 yılı teması ise “Işık” olarak belirlendi ve finaller bu yılın Temmuz ayı sonunda Nanjing’de gerçekleştirildi. Anadolu’da binlerce yıllık geçmişi olan renkli mozaik lambalar ile Porselen Pagoda arasında ışık, aydınlatma, renk ve tarih üzerinden paralellikler de kuran Wang Wenxi, Türkiye’den de genç tasarımcıları ve mimarları yarışmanın 2027 ayağına davet etti.

Etkinlikte tanıtılan diğer proje ise Southeast Üniversitesi ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin birlikte yürüteceği, “Ortak Miras, Ortak Gelecek” temasıyla “Duvar Manzaralarımızı Geleceğe Dönüştürmek” başlıklı öğrenci çalıştayıydı. Eylül 2026’da Nanjing’de gerçekleştirilecek çalıştay, şehir duvarı kalıntıları ve kentsel simge yapılar arasındaki karşılıklı ilişkiye odaklanacak. Çalıştayın konusunu oluşturan Nanjing’in Ming Dönemi Şehir Duvarı, Qinhuai Nehri boyunca uzanır ve eski şehrin temel çerçevesini oluşturan entegre bir nehir - duvar sistemidir. 2026 yılı, Nanjing Şehir Duvarı’nın inşasının 660. yıl dönümü olması nedeniyle çalıştayın önemini daha da artırmaktadır. (Resim 16)

Tanıtımını Neriman Şahin Güçhan’ın yaptığı çalıştayın farklı ölçeklerde üç tematik odağı bulunuyor:

Tema 1: Şehir Duvarları ve Kentsel Simge Yapılar Arasındaki Bağlantıyı Yeniden Kurmak: Şehir duvarı ile çevresindeki simge yapılar arasındaki mekânsal, tarihsel ve algısal bağlantıların güçlendirilmesini, yol, tabela, peyzaj ve anlatı haritalaması gibi müdahalelerle duvarın kentsel ve tarihsel bir omurga olarak okunabilirliğinin artırılmasını hedefler.

Tema 2: Yardımcı Duvar Alanlarının Uyarlanabilir Yeniden Kullanımı - Sığınak Mağaraları Örneği: Zhonghua Kapısı Barbakanı içindeki 27 sığınak mağarasına odaklanan bu tema, bu eski askeri alanları çağdaş kamusal yaşam için dönüştürecek uyarlanabilir yeniden kullanım stratejilerinin geliştirilmesini hedeflemektedir. Projelerin, kültürel mirası korurken sergiler, kültürel deneyimler, küçük ölçekli topluluk etkinlikleri veya mahalle hizmetleri gibi geri döndürülebilir kullanımlar önermesi beklenmektedir.

Tema 3: Geleceğe Yönelik Duvar Tuğlaları - Miras Malzemelerinin Sembolik Yeniden Yorumlanması: Tuğlayı mirasın temel birimi olarak ele alan bu tema, malzemenin fiziksel ve sembolik sürekliliğini yeniden sorgulayarak, Ming Duvarı tuğlalarının standart ölçülerinden hareketle fiziksel veya dijital yeni nesne, yapı ve biçimlerin üretilmesini beklemektedir.

Bu üç tema kapsamında, Türk ve Çinli genç akademisyenlerin Nanjing'de saha çalışması yaparak ve deneyimlerini paylaşarak tarihi şehir surlarının küresel ölçekte korunması için yenilikçi çözümler geliştirmeleri ve disiplinlerarası işbirliğiyle duvar mirası ile kentsel peyzajlara yönelik bütünsel koruma yaklaşımlarını keşfetmeleri hedefleniyor. (Resim 17)

Nanjing ve İstanbul Şehir Medeniyetleri Diyaloğu etkinliği, yarışma ve çalıştay tanıtımından sonra hazırlanan serginin ziyaret edilmesi (Resim 18 - 19) ve ikramlarla sona erdi; ancak iki kent arasındaki ilişki, İpek Yolu’na dayanan ortak bir tarih ve giderek derinleşen bir işbirliği zemini üzerinde yükseliyor. Bu etkinlikle başlayan etkileşimin yarışma ve çalıştayla perçinleneceğine ve gelecekte çeşitleneceğine dair ipuçlarını, toplantı sonrası çay molasındaki sohbetlerde gördüm. Bu etkinliğin arzulanan sonuçlarından biri, yükseköğretim kurumlarının öğrenci ve öğretim üyesi değişim programları, ortak araştırma ve eğitim programlarıyla kalıcı işbirlikleri kuracakları bir sürece evrilmesi ve iki kentin üniversitelerinin birbirlerinden öğrenip birlikte üretmeleridir. Orta Doğu Teknik Üniversitesi ile iki yıl önce imzalanan işbirliği anlaşmasıyla başlayan ve Beypazarı’nda düzenlenen haritalama çalıştayıyla devam eden etkileşimin Eylül’deki çalıştaydan sonra da süreceğini ve kalıcı bir yapıya kavuşacağını düşünüyorum. Ayrıca, üniversiteler arası işbirliğinin toplantıya katılan akademisyen ve uzmanlarla yaptığım görüşmeler doğrultusunda daha da güçleneceğini öngörüyorum.

Dijital teknolojilerin giderek artan kullanımıyla kurulacak ilişkilerin klasik akademik çalışmaların ötesine geçerek disiplinlerarası saha çalışmaları ve atölyeler ile uygulamalı öğrenme modellerine evrileceğini öngörüyorum. “Asla Yok Olmayan Miras: Küresel Yaratıcılık Yarışması”, bu öngörümü destekleyen yenilikçi bir yaklaşım örneği oluşturuyor. “Ortak Miras, Ortak Gelecek” çalıştayı ise mirasın yalnızca fiziksel olarak korunmasını değil, farklı ölçeklerde yaratıcı ve işlevsel biçimde yeniden yorumlanarak günün ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde kullanılmasını hedefliyor.

İstanbul ve Türkiye, yalnızca Nanjing ve Southeast Üniversitesi’nin değil, Çin’deki birçok başka kent, üniversite ve kuruluşun da ilgisini çekiyor. Geçtiğimiz 21 Mayıs’ta Shenzhen Kentsel Planlama ve Arazi Kaynakları Araştırma Merkezi’nden bir araştırmacı grubu İstanbul Planlama Ajansı’nı ziyaret etti ve işbirliği olanakları ile ortak çalışma konuları görüşüldü. Bahsi geçen yarışma ve çalıştayın yanı sıra, biri İstanbul’da önümüzdeki güz döneminde, diğeri Eskişehir’de önümüzdeki bahar döneminde gerçekleştirilmek üzere iki ortak stüdyonun hazırlıkları da sürmekte.

Türkiye ile Çin’in, İstanbul ile Nanjing’in tarihsel ve sosyokültürel zenginlikleri, üniversiteleri ve uzmanlık alanlarındaki deneyimleri, kurulacak ortaklıklarla birlikte her iki tarafın akademisyen ve uzmanlarına yeni bakış açıları kazandıracak ve birlikte üretim için verimli bir zemin oluşturacaktır. Bu durumun, kurulan ilişkilerin kurumsallaşması ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasının da temelini oluşturacağını umuyorum.

Bu icerik 39 defa görüntülenmiştir.