ETKİNLİK
COP31’e Doğru İklim-Miras Seferberliği: ICOMOS Ulusal İklim Eylemi Çalışma Grubu’ndan İklim Okuryazarlığı Eğitimi
A. Ege Yıldırım, Dr., Şehir Plancısı, Kültürel Miras Uzmanı; C. İrem Gençer, Doç. Dr., Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü
9 – 20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleşecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UN Framework Convention on Climate Change - UNFCCC) Taraflar Toplantıları’nın (Conference of Parties) 31’incisi, kısa adıyla COP31, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik üst düzey tartışmalara zemin hazırlıyor. Uluslararası Anıtlar Sitler Konseyi (ICOMOS) Türkiye de bu kapsamda kültürel miras ve iklim eylemi arasındaki ilişkiyi ele almak üzere 11 Temmuz’da çevrimiçi bir iklim okuryazarlığı eğitimi gerçekleştirdi. Kültürel mirasın öncelikle iklim dirençli şehirler olmak üzere sıfır atık, yeşil sanayileşme, iklim aksiyonunu güçlendirmek gibi hedeflerle ilişkilendirildiğini aktaran yazarlar, iklim aksiyonunun aciliyetine dikkat çekiyor.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UN Framework Convention on Climate Change - UNFCCC) Taraflar Toplantıları’nın (Conference of Parties) 31’incisi, kısa adıyla COP31, 9 – 20 Kasım 2026 tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde ve Türkiye - Avustralya eş liderliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Günümüzün en önemli küresel sorunu kabul edilen iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik üst düzey tartışmaların ülkemizde yapılacağı zirvede, kültürel miras ve iklim eylemi arasındaki ilişkiyi gündeme taşımak üzere, Uluslararası Anıtlar Sitler Konseyi (ICOMOS) Türkiye de harekete geçti.
Öncelikle, 2025 yılının Aralık ayında Dr. Ayşe Ege Yıldırım ve Dr. Ceylan İrem Gençer koordinatörlüğünde ICOMOS Türkiye Ulusal İklim Eylemi Çalışma Grubu (İEÇG) kuruldu. Halihazırda 40’tan fazla üyesi bulunan İEÇG, uluslararası ICOMOS İklim Eylemi Çalışma Grubu (Climate Action Working Group - CAWG) ile eşgüdümlü bir şekilde COP31 hazırlıklarına ve daha geniş bağlamda iklim eylemi çalışmalarına katkı sunmaya yönelik adımlar atmaya başladı. COP31 Eylem Gündemi altında 10 öncelikli tema “Sıfır Atık, Okyanuslar ve Denizler, Gıda Güvenliği, İklim Dirençli Şehirler, İklim Aksiyonunu Güçlendirmek, Gençlik ve Eğitim, Yeşil Sanayileşme, Temiz Enerji Dönüşümü, Rio Sinerjisi ve Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri” olarak belirlendi [1]. Kültürel miras doğrudan hedefler içinde yer almamasına rağmen, başta iklim dirençli şehirler olmak üzere sıfır atık, yeşil sanayileşme, iklim aksiyonunu güçlendirmek gibi hedeflerle ilişkilendirilebilecek bir potansiyele sahiptir.
Aslında kültürel mirasın iklim değişikliği ile ilişkisi yaklaşık yirmi yıldır önemli bir çalışma alanı haline gelmekte olup, sürdürülebilirlik ve hak temelli yaklaşımlar gibi kültürel miras koruma alanındaki önemli güncel açılımlar arasında yer alıyor. Bir yandan kültür varlıkları iklim değişikliğinin olumsuz fiziksel, çevresel ve sosyal etkilerinden payını alıyor, öte yandan somut ve somut olmayan mirasın, örneğin, barındırdığı geleneksel çevre yönetimi bilgisi, pasif iklimlendirme ilkelerini barındırması ve düşük gömülü karbon salınımına sahip olması gibi özelliklerle, iklim eylemine verebileceği çok önemli katkılar bulunuyor.
İklim değişikliğinin etkilerini azaltım ve iklim değişikliği etkilerine uyum alanlarında kültür mirası korumanın da söyleyeceği sözleri görünür kılmak, bu alandaki bilgi dağarcığını genişletmek, ilgili paydaşlarla ortaklıklar geliştirmek ve farkındalık yaratmak gibi çabalar, ICOMOS CAWG ve iklim - miras kesişiminde çalışan diğer ağlar tarafından son yıllarda yoğunlaşarak devam ediyor. Bu gelişmeleri takip etmekte olan İEÇG üyeleri, başlattıkları iklim - miras seferberliği kapsamında hem COP31 öncesinde hem COP31 esnasında çağdaş koruma kuramının iklim eylemi ile ilişkili güncel temaları etrafında etkinlikler planlamaktadır.
Bu etkinliklerin başında, İklim Okuryazarlığı Eğitimi (Climate Literacy Training - CLT) gelmektedir (Resim 1). Kültür sektöründeki farklı paydaşlara göre düzenlenmesi planlanan eğitimin ilki “Kültürel Miras Uzmanları için İklim Okuryazarlığı Eğitimi" başlığı altında 11 Temmuz 2026 tarihinde çevrimiçi olarak gerçekleştirildi. Bu eğitim programı, CAWG bünyesindeki İklim Okuryazarlığı Görev Gücü tarafından, National Geographic Society finansmanlı Preserving Legacies (Mirasları Korumak) projesi kapsamında miras sektöründe faaliyet gösteren uzmanları, iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı zorluklara karşı etkili çözümler üretmeye yönelik temel bilgi ve donanıma kavuşturmayı amaçlayan, kritik ve aciliyet taşıyan bir ihtiyaca yanıt vermek üzere geliştirildi [2]. Program UNESCO Dünya Mirası İklim Eylemi Politika Belgesi, ICOMOS Geçmişimizin Geleceği (The Future of Our Pasts) Raporu, ICOMOS - UNESCO - IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) ortak toplantı sonuçları ile UNFCCC Paris Anlaşması gibi uluslararası çerçevelerle uyumlu bir müfredata dayanır. Kültürel miras uzmanlarının iklim bilimi, uyum ve azaltım konularındaki temel ihtiyaçlarını karşılamayı hedefleyen bu eğitim; katılımcıların iklim değişikliğine ilişkin kavramları öğrenmelerinin yanı sıra kültürel mirasın bu dinamik süreçteki kritik rolünü kavramalarını amaçlamaktadır.
Tüm ICOMOS üyelerine ve ilgi duyan meslektaş ve paydaşların katılımına açık olarak düzenlenen eğitim programı, üç ana modülden oluşmaktadır. Bu yapı, katılımcıları temel iklim biliminden başlayarak karbon salınım kaynakları ve azaltım yaklaşımlarına, ardından kültürel miras alanında uygulanabilir iklim eylemine taşıyan aşamalı bir öğrenme kurgusu sunar (Resim 2).
Modül 1: İklim Bilimi, Etkileri ve Karbon Ayak İzi
İlk modül, iklim değişikliği kavramı ve süreci hakkında giriş niteliğinde bir anlayış kazandırmayı, konuya ilişkin bazı temel terminolojiyi tanıtmayı, katılımcılara iklim biliminin temel güncel verilerini sunmayı ve iklim değişikliğinin kültürel mirası nasıl etkileyebileceğini ve halihazırda nasıl etkilediğini tanıtmayı hedefler.
Modül 2: Karbon Kaynaklarını ve Azaltmını Anlamak
İkinci modülde, katılımcıların iklim eyleminde iklim değişikliğinin etkilerini azaltmanın önemini ve kapsamını anlaması, karbon ayak izi kavramı üzerinden iklim değişikliğine kendi katkılarını, toplumun genel katkısını ve kültürel miras sektörünün katkılarını fark etmesi ve iklim değişikliği etkileri bağlamında miras alanlarının kırılganlığı hakkında bilinçlenmesi beklenmektedir.
Modül 3: İklim Değişikliğinden Kültürel Miras için İklim Eylemine
Kültürel mirasın iklim değişikliği etkileri karşısında incinebilirliği ile iklim eyleminde kültürel mirastan çıkarılacak dersleri harmanlayan üçüncü modülde, iklim eyleminde mirasın daha geniş rolü tanıtılmakta; azaltım ve uyum terimleri ve birbirleriyle ilişkileri incelenmekte ve çoğul bilgi sistemlerinin rolü aktarılarak iklim eyleminde saygılı ve adil etkileşimleri ve katılımı nasıl sağlayabileceğimize dair ipuçları sunmaktadır.
Modüller, CAWG İklim Okuryazarlığı Görev Gücü’nün hazırladığı İngilizce slaytların İEÇG içinde oluşturulan Eğitim Grubu [3] tarafından Türkçe’ye çevrilmesinin yanı sıra, İklim Okuryazarlığı Eğitimci Rehberi’ndeki ek bilgiler ve Türkiye’den örnekler ile pekiştirilerek oluşturuldu.
Eğitim başlığı ve modüllerin içinde her ne kadar kültürel miras vurgusu yapılsa da aslında gerek aktarılan metinlerde gerekse verilen örneklerde hep kültürel, doğal ve somut olmayan mirasın iç içe geçen, bütünleşik ilişkisi vurgulandı. Dolayısıyla, kültürel mirastan bahsedilirken, sadece yapılar, tarihi çevreler ve arkeolojik alanlardan ibaret bir kapsam ele alınmadı, onunla ilişkili doğal alanlar ve / veya o mirası meydana getiren teknik bilgi, doğa bilgisi, ekolojik bilgi ve gelenekler gibi somut olmayan mirasla birlikte değerlendirildi. Üçüncü modülde, iklim eylemine uygun olarak düşük karbon salınımına sahip, doğal / doğa tabanlı çözümler ve kültürel miras ile bütünleşik doğal alanları ve ekolojik - yerel bilgiyi de kapsayan çözümlere / örneklere odaklanıldı. Dünyadaki doğal miras alanlarının 1 / 3’ü, kültürel miras alanlarının da 1 / 6’sının iklim değişikliği etkilerinin tehdidi altında olduğu göz önüne alındığında, miras türlerini ayrıştırmayan, bütünleşik değerlendiren koruma stratejilerine ihtiyaç duyulduğu açıktır.
11 Temmuz tarihinde çevrimiçi düzenlenen İklim Okuryazarlığı Eğitim Programı, toplamda altı saat sürdü (Resim 3). Program öncelikle ICOMOS CAWG önceki dönem odak noktası ve CLT koordinatörü Will Megarry ile mevcut odak noktası Ave Paulus’un açılış konuşmaları ile başladı, Ege Yıldırım’ın programın içeriğine ve formatına dair bilgilendirme sunumu ile devam etti. Sonra Mesut Dinler ve Selin Akdeğirmen Ercan birinci modülü anlattı. Eğitimin öğleden önceki bölümü böylece tamamlandı. Öğle arasının ardından, Yasemin Sarıkaya Levent ikinci modülü aktardı. Kültürel mirasa odaklanan ve daha uzun bir süre ayrılan üçüncü modülü Ege Yıldırım ve İrem Gençer birlikte sundu. Eğitim sürecinde, temel kavram ve terimlerin aktarımında sunum slaytları kullanıldı, konuya ilişkin daha geniş bir bakış açısı kazandırmak için video gösterimlerine de yer verildi. Ayrıca eğitim boyunca yazılı ve sözlü interaktif tartışmalar ve çeşitli çevrimiçi uygulamalar aracılığıyla anket ve soru - cevap aktiviteleri yürütüldü. Eğitim esnasında kavramları daha detaylı incelemek isteyen katılımcılar için ek okuma listeleri ve yardımcı materyaller de çevrimiçi sunum programının sohbet sekmesinden paylaşıldı. Eğitim katılımcıların hem soru - cevap oturumlarında söz aldığı hem de sohbetten katıldığı, eğitimcilerle karşılıklı ve sürekli bir etkileşim içinde oldukları bir ortamda gerçekleşti. Bu yönüyle eğitim, çevrimiçi eğitimlerde sıkça rastlanan ve konuşmacının aktif, dinleyicilerin ise pasif olduğu tek taraflı aktarımdan farklılaştı (Resim 4).
İklim Okuryazarlığı Eğitim Programı’nın duyurusu esnasında, başvurmak isteyenlerden bir katılım formu doldurmaları istendi, eğitimin başlangıcı ve bitişinde ise katılımcılardan bir anket yanıtlamaları istendi. Katılım formunu 132 kişi doldurdu, eğitime ise toplamda 65 kişi fiilen katıldı. Katılım formundan, eğitime kayıt yaptıranların yaklaşık yarısını mimarlık, koruma ve restorasyon alanından kişiler oluşturduğu, bunu şehir ve bölge planlama meslek alanının izlediği anlaşılmaktadır. Yani katılımcı profilinin yaklaşık 2 / 3’ü yapılı çevre, mekânsal planlama ve koruma odaklı disiplinlerden gelmektedir. Ayrıca, arkeoloji, sanat tarihi ve kültürel miras alanları ile mühendislik / doğa bilimleri katılımı ise programın disiplinlerarası niteliğini güçlendirmektedir. Yine aynı formdan, başvuranlar içinde ICOMOS üyesi olmayanların çoğunlukta olduğu görülmekte, bu da çağrının ICOMOS çevresinin ötesindeki ilgili paydaşlara ulaştığını göstermektedir. Diğer yandan kayıtlıların yaklaşık 3 / 4'ünün daha önce iklim değişikliği veya iklim okuryazarlığı eğitimi almamış olması, programın temel düzeyde kapasite geliştirme işlevini özellikle önemli kılar.
Eğitim öncesi ve sonrası aynı soruların yöneltilmesiyle; bilgi, kavrayış, iletişim güveni ve somut eyleme geçme konusundaki özgüven ve yetkinlikteki değişimin basit ve anlaşılır göstergeler üzerinden izlenmesi hedeflendi. Eğitim öncesi ve sonrası anketler birlikte değerlendirildiğinde, programın temel hedefleriyle uyumlu ve genel olarak olumlu bir sonuç ortaya çıktı. Katılımcılar eğitim öncesinde bilimsel kavrayış, anlatma güveni ve uygulanabilir eylem kapasitesine dönüştürme becerileri konularında eksiklikleri olsa da iklim değişikliğinin kültürel miras açısından ciddi bir tehdit olduğunun büyük ölçüde farkındaydı. Eğitim sonrasında ise bu farkındalığa iklim bilimi bilgisinin, kavramsal açıklama becerisinin, iletişim güveninin ve somut eyleme geçme yeterliliğinin eklendiği görüldü.
Bu sonuçlar eğitimin özellikle katılımcıların öz değerlendirmeye dayalı bilgi düzeyi, kavramsal açıklama becerisi, iletişim güveni ve eyleme geçme yeterliliği üzerinde olumlu bir katkı yarattığını gösterir. En güçlü gelişimin “anlamlı ve somut adım atabilme” göstergesinde gerçekleşmesi, eğitimin yalnızca bilgi aktaran değil, özellikle Modül 3’te ele alınan konularla birlikte uygulamaya dönük kapasite oluşturan bir program olarak değerlendirilebilir. En dikkat çekici bulgu ise, eğitim başlangıcındaki yüksek farkındalık düzeyinin eğitim sonrasında daha güçlü bilimsel kavrayış, anlatma güveni ve eyleme geçme yeterliliğiyle tamamlanmasıdır.
Eğitim esnasında soru - cevap oturumları ve çevrimiçi sohbet kayıtları genel olarak değerlendirildiğinde, katılımcıların kendi çalışma alanlarında iklim değişikliği etkilerinin yanı sıra bu etkilere yönelik azaltım ve uyum stratejileri geliştirme konusunda yüksek bir farkındalığa sahip oldukları anlaşılmaktadır. Buna karşın, Türkiye’deki kültürel mirasın korunması pratiği incelendiğinde, bu farkındalığın uygulama düzeyinde yetersiz kaldığı görülmektedir. Bu bağlamda, iklim eyleminin aciliyeti, kültür sektörü tarafından ivedilikle benimsenmeli ve bu farkındalık yaygınlaşmalıdır. Aslında eğitim kapsamında ele alınan bütünleşik koruma yaklaşımlarının uygulama sahasına yansıtılabilmesi için mevcut koruma politikalarının da yeniden gözden geçirilmesi gerektiği açıktır. Sonuç olarak, İklim Okuryazarlığı Eğitimi’nin kültür sektörünün farklı paydaşlarına uyarlanarak sürdürülmesinin, kültürel miras, doğal miras ve somut olmayan mirasın bütüncül bir yaklaşımla korunmasına yönelik bir adım olacağını umuyoruz.
NOTLAR
[1] COP31 Türkiye Antalya, (www.cop31.tr/tr). [Erişim:10.08.2026]
[2] Preserving Legacies, (www.heritageadapts.org). [Erişim:10.08.2026]
[3] Eğitim Grubu: Selin Akdeğirmen Ercan (koordinatör), A. Ege Yıldırım, Esra Ekşi Balcı, C. İrem Gençer, Mesut Dinler, Özgün Özçakır, Yasemin Sarıkaya Levent.
Bu icerik 35 defa görüntülenmiştir.