448
MART-NİSAN 2026
 
MİMARLIK'tan

  • Giriş
    Dosya Editörü: Ayşen Ciravoğlu



KÜNYE
DOSYA: KRİZLER KARŞISINDA MİMARLIK VE EĞİTİMİ

Antakya’da Afet Sonrası Üç Yıl: Kentsel Krizin Mimarlık ve Planlama Pratikleri Üzerinden Okunması

Emir Çekmecelioğlu Dr. Öğr. Üyesi, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Mimarlık Bölümü, TMMOB Mimarlar Odası Hatay Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi

“Krizler Karşısında Mimarlık ve Eğitimi” dosyası kapsamında bu yazı, çok sayıda insanını, yapılı çevresini, doğasını ve dolayısıyla yaşam kültürünü bir oranda kaybeden ve kaybetmeye devam eden Antakya’yı odağına alıyor. Kentin yaşadığı krizin, mimarlık ve planlama pratikleri bağlamında değerlendirildiği yazıda depremden günümüze kadar yaşanan süreç, güncel durum ve kentin geleceği ele alınıyor.

Kent tarihi boyunca yaşadığı tüm kırılmalara rağmen geçmiş katmanlarını harmanlayan ve süreklilik halinde özel bir yapı olarak koruyan Antakya, 2023 yılında yaşanılan ve felakete dönüşen depremler ile en son dönüşümünü yaşamaktadır. Bu makalede, neslimizin şahitlik ettiği bu son kırılmada çok sayıda insanını, yapılı çevresini, doğasını ve dolayısıyla yaşam kültürünü bir oranda kaybeden ve kaybetmeye devam eden kentimizin yaşadığı krizin, mimarlık ve planlama pratikleri bağlamında değerlendirilmesi gerçekleştirilmektedir. Öncelikle kentin deprem öncesi durumu kısaca sunulmakta ve deprem felaketlerindeki kaybın boyutu özetlenmeye çalışılmaktadır. Ardından, temel olarak depremden günümüze kadar kentte mimarlık ve planlama çalışmaları bağlamında yaşananlar dört alt başlıkta toparlanmaktadır. Son olarak, güncel durum ve kentin geleceği üzerine çıkarımlar sunulmaktadır.

ANTAKYA’NIN GENEL YAPISI VE DEPREM ÖNCESİ DURUMU

1960’lara dek Asi Nehri ve Habibi Neccar Dağı arasında geleneksel yapısını koruyan Antakya; bu tarihten sonra göç, hatalı politikalar ve 1990’lardaki inşaat odaklı süreçle kontrolsüzce büyümüştür.  2014’te Büyükşehir statüsü kazanılmasına rağmen bütüncül bir imar planı hazırlanmamış; teknik kapasitesi düşük belde belediyeleri tarafından önceki dönemlerde hazırlanmış eski ve parçalı planların birleştirilmesiyle yetinilmiştir.

Ülkemiz şehirciliği açısından en büyük sorunlardan biri olan imar afları da kentteki niteliksiz yaşam çevreleri konusunda önemli bir açıklayıcıydı. Hatay genelinde imar afları ile kayıt altına alınan 205.000 yapı bulunmaktaydı. Bu sayı depremden etkilenen şehirlerde katlanarak artmaktaydı [1]. Bütüncül olmayan plan çalışmaları ve imar afları gibi etkilerle birlikte Antakya’nın kontrolsüz yayılımı irdelendiğinde kentin çoğunlukla sorunlu zeminlere doğru yayıldığı bilgisi de ortaya çıkmaktadır [2].

2023 yılı öncesine kadar nitelikli olmayan bir yapılı çevre ve plansız bir büyüme ülkemizin çoğu şehri için olduğu gibi Hatay geneli için de uzak bir tanım değildir. Aynı zamanda kentin depremselliği de farkında olunan ve sıklıkla gündeme getirilmeye çalışılan bir konudur. TMMOB’ye bağlı meslek odaları tarafından sadece depremden önceki 5 yıl içerisinde tam 7 adet deprem ve Hatay ile ilişkili sempozyum, çalıştay, konferans düzenlemiş ve rapor yayınları yapılmıştır [3]. AFAD tarafından 2021 yılında yayınlanan Hatay İl Risk Azaltma Planı (İRAP) içerisinde de Hatay için 7,5 şiddetinde bir deprem senaryosu bulunmakta ve binlerce insanın risk altında olduğu ortaya konulmuştur [4]. Bugünden baktığımızda göz göre göre gelen bir felaketin yaşandığını söyleyebiliriz.

ŞUBAT 2023 DEPREMLERİ

Ülkemizin güneyini ağır şekilde etkileyen Şubat 2023 depremlerinde Hatay en çok etkilenen şehir olmuştur. Hatay ili genelinde 234.115 adet konut birimi orta ve üstü hasar almıştır. Diğer yapı türleri de eklendiğinde bu sayı oldukça artmaktadır [5].

Resim 1’de Habibi Neccar Dağı üzerinden Antakya’ya doğru birbirine yakın noktadan çekilmiş üç döneme ait fotoğraf görülmektedir. İlk fotoğraf 1930’lu yıllardaki geleneksel kent dokusunu gösterirken; ikinci fotoğraf ise kontrolsüz yayılma gösteren deprem öncesi kenti aktarmaktadır. Son fotoğraf ise yaşanan felaket sonrasında kentin kaybını gözler önüne sermektedir. Antakya’da yaşanan acının ve kaybın tarifi mümkün değildir.

DEPREMDEN GÜNÜMÜZE MİMARLIK VE PLANLAMA SÜREÇLERİ

Şubat 2023 depremleri, yaşanılan kayıplar, etkilediği alan ve gerçekleştirdiği yıkımın miktarı bakımından eşi görülmemiş bir boyuttadır. Böylesine büyük bir felaket karşısında depremden bu yana yaşanan kriz, tüm alanlarda olduğu gibi mimarlık ve planlama bağlamında da çok boyutludur. Bu süreçleri anlaşılır bir şekilde özetleyebilmek adına, geçici barınma uygulamaları, kent çeperindeki uygulamalar, kent merkezindeki (sit alanı dışı) uygulamalar ve kentsel sit alanındaki uygulamalar ayrı başlıklar altında sunulmaktadır.

Geçici Barınma Alanları

Antakya’da depremin hemen ardından geçici barınma koşulları konusunda kamuoyunda yaygın şekilde tartışmalar ortaya çıkmıştır. Çadır krizinden, geçici yerleşim alanlarının seçilmesine ve konteyner kentlerdeki yaşam koşullarına kadar her süreçte sorunlar yaşanabilmiştir. Tüm bu krizlerin temel sebebi afet sonrasına dair nitelikli ve uygulanabilir bir yönetim planımızın olmamasından kaynaklanmaktadır. Afet sonrası barınma üzerine yaygın literatür, barınma ihtiyacının giderilmesi ve planlama çalışmalarının yürütülebilmesi için dört aşamalı bir süreç tanımlamaktadır. Birinci aşama afetin hemen ardından çözülmesi gereken acil barınak ihtiyacıdır. Bu barınaklar afetin hemen ardından temel hayatta kalma koşullarının sağlanabilmesi için gereklidir. İkinci aşama kısa süre içerisinde kurulması gereken geçici yerleşim alanlarıdır. Geçici yerleşim alanları, en fazla birkaç aylık süre için afet bölgesi yakınında insanların barınabilmesi için gerekli koşulları sağlamalıdır. Çadır ve konteyner kent yerleşimleri bu aşama kapsamındadır. Üçüncü aşama, afetten birkaç ay sonra planlanarak uygulanması gereken nitelikli geçici barınma birimleridir. Nitelikli geçici barınma birimlerinde afetzedeler iyileşme süreçlerini insani koşullar altında yaşayabilir. Bu süre boyunca kentte planlama ve yeniden inşa faaliyetlerinin yürütülmesine imkân sağlanır. Dördüncü ve son aşama ise, kalıcı konutlardır. Kalıcı konutlar afet bölgesi içerisinde ve yakınında bütüncül planlama ve inşa süreçleri ile kentte yaşamın yeniden kalıcı mekânlarda sürdürüldüğü aşamadır. Bu aşamaların detayları, dünya genelinde çok sayıdaki örnek ve tecrübeye dayanarak afet sonrası barınma literatüründe benzer şekilde sunulmaktadır [6].

Şubat depremleri sonrasında, literatürde tanımlanan afet sonrası barınmanın evrelerinden üçüncü aşamanın gerçekleşmediği görülmektedir. Temel olarak; afet sonrasında, kısa sürede çözümlenerek ve geçici süre kullanılması ön görülen konteyner yerleşim alanlarının uzun süre kullanılması ve bu alanlardan doğrudan kalıcı konutlara geçiş üzerine bir yaklaşım geliştirilmiştir. Günümüze kadar bu barınma alanlarındaki imkanların yetersizliği ve nitelik sorunları deprem bölgesinde acil kalıcı inşaatlar gerçekleştirilmesi için gerekçe olarak sunulmuştur. Oysa nitelikli geçici barınma alanlarının uygulama süreçlerine dahil edilmesi, kentlilerin kente geri dönüşünü kolaylaştıracak, kentte kalanların ise nitelikli yaşam koşulları sağlayan çevrelerde yaşayabilmesi için fırsat tanıyacaktı. Bununla birlikte kentte geliştirilecek tüm planlama ve inşa süreçleri için gerekli zamanın da tanınmasını sağlayacaktı.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın 2026 yılı ocak ayında yayınladığı rapora göre, Hatay'da yaklaşık 156.000 kişi halen konteyner kentlerde yaşamını sürdürmektedir. Rapor, deprem bölgesindeki toplam konteyner nüfusunun (yaklaşık 360 bin kişi) % 43,5’inin Hatay'da bulunduğunu göstermektedir. Bu rapor, barınma krizinin derinleştiğini ve konteyner kentlerin “geçici” olmaktan çıkıp kalıcı birer yerleşkeye dönüştüğünü vurgulayan veriler sunmaktadır [7].

Kent Çeperindeki İmar Uygulamaları

24 Şubat 2023 tarihli 126 sayılı kararname, vaziyet planı üzerinden imar uygulamaları gerçekleştirilebileceği belirlemiş ve “parçacıl” bir imar sürecini başlatmıştır [8]. OHAL kapsamında Dikmece, Gülderen, Orhanlı, Koçören ve Mağaracık gibi çevre mahallelerdeki alanlarda acele kamulaştırmalar ve geçici el koymalar yapılarak kalıcı konut alanları belirlenmiştir. Ancak zeytinliklerini ve mülkiyet haklarını korumak isteyen depremzedelerin bu uygulamalara karşı gösterdiği direnç, kamuoyunda geniş yer bulmuştur [9].

Kent çeperinde geniş alanlarda inşaatların başlamasını da takiben sıklıkla 7269 Sayılı Afet Kanunu ve 2935 Sayılı OHAL Kanunu kapsamında geçici el koyma kararları yayınlanmıştır. Özellikle 2024 yılı Nisan ayında yayınlanan 19 numaralı geçici el koyma listesi dikkat çekicidir. Yayınlanan liste incelendiğinde parsellerin bütünleşen bir halde olmadığı, yeni inşa edilen deprem konutu alanlarına doğru lineer bir hat tanımladığı görülmüştür. Daha sonraki süreçte “barınma ihtiyacı nedeniyle” el koyulan bu parsellerin yeni yerleşim bölgelerine bağlantı yolu açmak amacıyla kullanıldığı görülmüştür [10].

2024 Eylül ayına gelindiğinde ise özellikle Dikmece’de kamulaştırılan alanlardan bir kısmının kamulaştırılmasından vaz geçildiği ve eski mülk sahiplerinden kendilerine ödenen paranın geri talep edildiği kamuoyunda yer almıştır [11].

Bugün itibariyle kent çeperinde gerçekleştirilen deprem konutu inşaatları alanlarının inşa öncesi ve sonrası hava fotoğrafları incelendiğinde çarpıcı görüntüler ortaya çıkmaktadır (Resim 2–6).

Tünel kalıp sistemine sahip tip projelerin kent çeperindeki yayılımı, mera, zeytinlik ve narenciye bahçelerini inşaat sahasına dönüştürmüştür (Resim 7). Bu durum sadece bir “yeşil alan kaybı” değil, Antakya’nın ekosistemi ve yaşam sürdürülebilirliği üzerinde geri dönülemez bir tahribat yaratmaktadır.

Kent çeperinde konumlanan bu yeni yerleşimlerin uzun vadede kent merkezi ile bütünleşme durumunun sorunlu olacağı açıktır. Birbirinin aynısı olan bu konutların, kullanıcıda “aidiyet” hissi yerine “yabancılaşma” yaratacağı öngörülmektedir. Günümüzde mülkiyet sahiplerinin bu alanlara yerleşmek yerine kiralamaya yönelmesi, değişen nüfus yapısıyla birlikte kent ile yeni yerleşimler arasında uzun vadeli toplumsal bir ayrışmayı tetikleyebilir.

Yeni alanların kent merkeziyle bütünleşememesi ve merkeze bağımlılığın sürmesi; ulaşım maliyetlerini ve toplu taşıma yükünü artıracaktır. Eğer bu bölgeler kendi yerel ekonomilerini üretemezse, 10 - 15 yıl içinde kentten kopuk, niteliksiz banliyö alanlarına dönüşme riski taşımaktadır.

Kent çeperindeki diğer bir imar yaklaşımı köy evleri yerleşimleridir. Depremde hasar görmüş kırsal yerleşimler için, genel olarak arsa durumu, mülkiyet problemleri doğrultusunda köy içlerinde uygulama yapılamamış veya yapılması tercih edilmeyerek köylerin çeperlerinde yeni yerleşim alanları belirlenmiş ve bu alanlar içerisinde tek katlı tip konutlardan oluşan yeni köy evleri inşa edilmektedir (Resim 8–10).

Deprem sonrası kent merkezlerinde yüksek oranda göç yaşanırken, kırsal kesimde halkın yerini terk etme eğilimi çok daha sınırlı kalmıştır. Kırsal nüfusun toplu geçici barınma alanlarını da tercih etmemesinin temel sebebi, tarım ve hayvancılığa dayalı geçim kaynaklarının mekânsal süreklilik gerektirmesidir. Hayvancılığın ve üretim faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için toprağından kopamayan bu kesim, merkezdeki barınma alanlarına yerleşmek yerine kendi yaşam alanlarında bireysel ve yerinde barınma çözümleri üretmeye mecbur kalmıştır.

Kırsalda yaşayan insanlar günün her saatinde bahçesi ve yetiştirdiği hayvanları ile ilgilenmek durumundadır. Söz konusu yeni yerleşim alanı içerisinde bahçe tarımı veya hayvancılık uygulaması yapılması mümkün değildir. Ek olarak tip plana sahip bu konutların yakınında bulunduğu kırsal yerleşimdeki konut tipolojileri ile uyumsuz olduğu dolayısıyla yaşam kültürü ile ilişkisinin zayıf olacağı aşikardır. Dolayısıyla kırsaldaki koşullar değerlendirildiğinde bu yeni yerleşim alanlarının bu insanlar tarafından tercih edilme oranının az olacağı açıkça ortadadır. Günümüzde teslimi yapılmaya başlanan bu konutların yoğun olarak kiralanmaya çalışıldığı veya geniş aile fertlerinin (özellikle evlenen çocuklar) yerleştiği alanlar olduğu görülmektedir.

Kent Merkezindeki İmar Uygulamaları

Depremin yaşanmasından kısa süre sonra kentliler tarafından çok sayıda platform kuruldu. Bu kıymetli birliktelikler, felaketin ardından öncelikle yardımlaşma faaliyetlerine odaklanmıştır. Ardından planlama süreçlerine de dahil olunması anlamında kıymetli girişimlerde bulunuldu. Fakat bu süreçteki en üzücü durum kentliler arasında ortaklaşmanın, biraradalığın tam kurulamamış olmasıdır.

İmar planları konusunda ilk somut gelişme olağan üstü hal süresince dondurulmuş olan mevcut planların haziran ayı itibariyle yeniden uygulamaya konulması olmuştur. Deprem yaşandığı sırada askıda bulunan yerel belediyelere ait imar planları dahi, yaşanan felaketin ardından yenilenmeden 2023 Haziran ayında tekrar askıya çıkarılıp askı süresi tamamlanarak yürürlüğe konulmuştur [12].

Yeni planlama çalışmaları ile ilgili bilgiler ilk olarak 2023 Nisan ayı itibariyle ortaya çıkmaya başlamıştır. Eylül ayı itibariyle ise Türkiye Tasarım Vakfı (TTV), ilgili bakanlıklar ile yapılan protokoller doğrultusunda Antakya kent merkezinde pilot bölge olarak anılan alanın mimari projelerinin hazırlanması sürecinden sorumlu hale gelmiştir. Alanın tasarım yaklaşımı ilin tamamına yönelik bir master plan çalışması doğrultusunda geliştirilmeye çalışılmıştır. Süreç içerisinde yerel, ulusal ve uluslararası ölçekte mimarlık ve diğer disiplinlerden kuruluşlar görev almıştır [13]. Bir işbirliği grubu oluşturularak, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, merkezî ve yerel idari kurumlar ile halkın katıldığı toplantı ve etkinlikler ile sürecin şeffaf yürütülmesi için girişimlerde bulunulmuştur [14]. Bu aşama içerisinde, büyük bir belirsizlik içerisinde olan kentliler en azından süreç hakkında bilgi alabilmeye görüş sunabilmeye başlamıştır. Yerel aktörlerin sürece dahil edilme çabası takdir edilmesi gerekli bir durumdur.

TTV koordinasyonunda geliştirilen tüm proje tasarımları, Nisan 2024’te Antakya’da gerçekleştirilen bir etkinlik ile kamuoyu ile paylaşılmıştır [15]. Bu aşamanın ardından proje tasarımlarının kesin proje teslimleri gerçekleştirilmiştir. Pilot bölge olarak adlandırılan Antakya Cumhuriyet Meydanı’ndan başlayarak Fatih Caddesi ile sınırlanan ve Atatürk Caddesi boyunca uzanan alandaki bu tasarımların ilerleyen süreçte benzer bir yaklaşım ile kentin diğer bölgelerine yayılması yönünde bir beklenti ortaya çıkmıştır. Bugüne geldiğimizde, pilot bölgedeki projelerin uygulama projeleri daha sonra TOKİ ve Emlak Konut GYO kontrolünde yüklenici firmalar tarafından tamamlanmış, inşa uygulamaları ise devam etmektedir.

2023 Ağustos ayı sonu itibariyle de Hatay Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliğinde, İstanbul Planlama Ajansı’nın desteğiyle Hatay Planlama Merkezi kurulmuş ve umut verici bir yerel kuruluş olarak çalışmalar geliştirmeye başlamıştır [16].  Süreç içerisinde katılımcı bir yaklaşım geliştirilmeye çalışılarak planlama çalışmaları yürütülmesi hedeflenmiştir. 2024 yılındaki yerel seçim sürecinin ardından Hatay Planlama Merkezi’nin çalışmaları, nitelikli içeriklere sahip saha gözlem raporları ve afet sonrası iyileşme rehberi yayınları ile sınırlı kalmıştır [17].

Aralık 2023’te başlayan rezerv alan ilanları, merkezden çepere doğru birbiriyle bütünleşmeyen sınırların ortaya çıkmasına neden olmuştur (Resim 11) [18]. Bu durum, kentin yeniden inşasında bütüncül bir strateji yerine “parçacıl” uygulamaların tercih edildiğinin en somut göstergesi olmuştur. Sınırların sürekli değişmesi ve netleşmemesi, mülkiyet durumunu takip etmeye çalışan kentliler arasında ciddi bir belirsizlik ve kaos ortamı yaratmıştır. Rezerv alan sınırlarının belirlenme biçimi kamuoyunda büyük tartışmalara yol açmıştır; zira yoğun yapılı bölgelerin yanı sıra, bunlarla kopuk boş araziler ve müstakil konutlar da kapsama alınmıştır. Bu durum, çok sayıda itirazı ve mahkeme sürecini beraberinde getirmiştir [19]. Genel olarak, mahkeme süreçleri devam ederken bu alanlarda inşa süreçleri ilerlemiş, hatta tamamlanmıştır.

Rezerv alan ilanları ve yürütülen çalışmalar ile ilgili çok sayıda meslek odası ve STK ses yükseltmiştir. Özellikle sorunların esas kaynağına eğilmesi itibariyle Hatay Akademik Meslek Odaları Koordinasyon Kurulu’nun “Hibe ve Kredi Değil Bedelsiz Konut İstiyoruz” başlıklı basın açıklaması önemlidir [20].

Depremin birinci yılının ardından süreçler genel olarak yukarıda özetlendiği şekilde ilerlerken, yaşanan iki seçim süreci ve bakan değişiklikleri ile Antakya’da belirsizlik gittikçe artmıştır. 2024 yılı ortasından sonra ise ciddi bir yaklaşım değişikliği ile kent çeperinde tamamlanma aşamasına gelen tip projelerden oluşan deprem konutu sisteminin şehir merkezinde de uygulama yaklaşımı olarak benimsenmesi durumu ortaya çıkmıştır. Bu gelişme ile tasarımlar konusunda sorumlu olarak görülen TTV’nin etkisi azalmıştır. Fakat TTV’nin tasarımları ve yaklaşımı bir vitrin gibi kentteki pek çok alanda sergilenmeye devam edilmiştir. Pilot bölge içerisinde TTV’nin 22 mimari ekip başta olmak üzere kalabalık bir ekiple geliştirdiği yaklaşık 6.000 civarındaki bağımsız bölümlük alana karşılık; kentin geri kalanında yaklaşık 130.000 civarındaki bağımsız bölümün tamamı tip projelerden oluşan bir yaklaşım ile çok daha az sayıdaki mimari ekip tarafından tasarlanmıştır. Ne yazık ki bu süreçle birlikte depremin hemen ardından sunulan nehir yataklarından uzak durulması, sokak izlerinin korunması gibi temel ilke kararlara da uyulmadığı görülmüştür [21] (Resim 12).

Kent merkezi içerisinde kamu eliyle inşa edilen alanlar dışında diğer bir yaklaşım yerinde dönüşüm adı altında belirlenmiştir. Yerinde dönüşüm yaklaşımı 2023 yılındaki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndaki değişim ile ortaya çıkmış ve ilk başvuruları 17 Temmuz 2023 tarihinde başlamıştır. Buna göre, deprem bölgesindeki 11 ilde konut ve iş yerlerini kendi yerinde yeniden inşa etmek isteyenler için hibe ve faizsiz kredi desteği sağlanmıştır [22]. Yerinde dönüşüm yaklaşımı mülk sahipleri arasında anlaşma güçlüklerinin ortaya çıkması ve proje başvurusu konusunda 30 Haziran 2025 tarihinin son tarih olarak belirlenmesi ile düşük bir uygulama sayısında kalmıştır. Yerinde dönüşüm yaklaşımı ile yapımına başlanabilen bağımsız bölüm sayısı Hatay genelinde 8000’dir [23]. Meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları tarafından yerinde dönüşüm başvurularının süresiz olması ve destek miktarının artırılması talepleri gelmiş olsa da karşılık bulamamıştır [24].

Bugüne yaklaştığımızda Antakya’da şehir merkezindeki yeni yerleşim alanlarında üç tip yapı üretim yaklaşımı öne çıkmaktadır. Birincisi Antakya Cumhuriyet Meydanı’ndan başlayarak Fatih Caddesi ile sınırlanan ve Atatürk Caddesi boyunca uzanan “pilot bölge” olarak adlandırılan ve TTV kontrolünde başlayan süreçle elde edilmiş konvansiyonel sistemli, otopark alanı ve sosyal alanlara sahip, daha nitelikli denilecek yaklaşımdır (Resim 13).

İkincisi; Fatih Caddesi’nden başlayarak kentin yoğunlukla batı kısmına doğru uzanan tip projelerden oluşan ve tünel kalıp sistem ile inşa edilen yapılardan oluşan yaklaşımdır. Özellikle 75. Yıl Bulvarı civarında yaklaşık üç kilometre uzunluğundaki bulvarın tamamının tamamen aynı yapı ile inşa edilmiş olduğu bölge çarpıcı bir örnektir (Resim 14).

Üçüncü yaklaşım ise, hibe ve kredi desteği ile halk tarafından inşa süreçleri gerçekleştirilen yerinde dönüşüm alanlarıdır (Resim 15).

Tasarım ve yapı üretim yaklaşımının ötesinde yeni inşa alanlarında güncel olarak en temel sorun, hak sahiplerinin eski mülk alanlarına geri dönüşü ile ilgilidir. Kamu eliyle inşa edilen yapıların mülk sahipleri kura ile belirlenmektedir. Kura sonrası eski yaşam çevresinin değişmesi ve komşuluk ilişkilerinin zedelenmesi ile önemli bir demografik değişimin yaşanması kaçınılmazdır. Bu riski minimize edecek özel yaklaşımların geliştirilmesi kentin geleceği ve özel karakterinin korunması açısından önemli görünmektedir.

Kentsel Sit Alanındaki Uygulamalar

Depremler sonucunda Antakya kentsel sit alanındaki yapı stokunun % 54,3’ü ciddi hasar görerek kullanılamaz hale gelmiştir. Bölgedeki toplam 9.729 yapının 5.285’i; yıkık, acil yıkılacak, ağır veya orta hasarlı olarak kaydedilmiştir. Özellikle kültürel miras açısından kritik öneme sahip 579 tescilli eserin % 75,5’inin ağır hasar alması, kentin tarihi kimliği üzerindeki yıkımın boyutlarını belgelemektedir [25]. Bu süreçte sadece tescilli yapılar değil; geleneksel dokuyu bütünleyen tescile aday veya çevre uyumlu geleneksel yapılar da ciddi şekilde zarar görmüştür [26].

5 Nisan 2023 tarihinde 6306 Sayılı Kanun kapsamında 307 hektarlık bir alanı kapsayan Antakya Kentsel Sit Alanı riskli alan olarak ilan edilmiştir [27]. Bunu müteakip olarak kentsel sit alanı içerisinde hızlı bir şekilde enkaz kaldırma faaliyetleri başlamıştır. Öncelikle sadece sokak açma faaliyeti olarak açıklanan çalışmalar tescilli kültür varlıklarının da kepçe ile kontrolsüzce kaldırılması süreçlerine doğru gitmiştir.

Akademik çevrelerin, meslek odalarının ve sivil toplum kuruluşlarının sürece dair yinelediği kritik uyarılara ve itirazlara karşın, müdahaleler hedeflenenin aksine olumsuz bir seyir izlemiştir [28]. Bu yaklaşımın bir sonucu olarak, Antakya kentsel sit alanının karakteristik dokusu, mimari mirası ve hatta kentin tarihsel sürekliliğini temsil eden fiziksel izler dahi büyük ölçüde ortadan kalkmıştır (Resim 16).

Enkazı kaldırılan yapılardan kalan izler kent merkezinin kuzeyinde Küçük Sanayi Sitesi çeperindeki enkaz toplama sahasında toparlanılarak parsele göre ayrıştırılmıştır. Daha sonra inşa süreçlerinde mülk sahiplerinin kullanılabilecek durumda kalabilmiş yapı malzemelerini buradan alarak tekrar kullanması beklenmektedir (Resim 17).

Planlama çalışmaları “Riskli Alan” ilanının ardından 2023 Temmuz ayı sonlarında başlamıştır. Yaklaşık 10 ay süren planlama süreçleri içerisinde bütün paydaşların aktif katılımını sağlayacak bir çalışma organizasyonu ne yazık ki tam olarak sağlanamamıştır. Bugüne kadar Haziran 2024, Ocak 2025, Ekim 2025 ve Mart 2026 olmak üzere dört adet plan revizyonu yayınlanmıştır [29].

Planlama süreçleri tamamlanmadan ilerleyen inşaat süreçleri ile sürece dair güven iyice zedelenmiştir [30]. Temel olarak; usul sorunları, yetki karmaşası, mülkiyet sorunlarının çözülmemesi, önerilen işlevsel dönüşümlerin yaratacağı sorunlar gibi başlıklarda meslek odaları başta olmak üzere çok sayıda kuruluş ve kentliler itirazlarını yükseltmiştir [31]. Öyle ki plan kararları içerisinde ayakta bulunan yapıların bulunduğu alanlarda yapılaşma alanının kaldırılarak, dolgu zemin ve park alanı olan bölgelerin imara açılması şeklinde öneriler bulunmaktadır. İçerisinde mevcut yapıların bulunduğu alanlarda imar düzeninin ayrık ve bitişik olarak yenilendiği öneriler sunulmaktadır. Bu yaklaşımlar ile önerilen plan düzeninin uygulamaya geçebilmesi oldukça güç görünmektedir. Bu durum kentsel sit alanı içerisinde sorunlu alanlarda yeniden inşa süreçlerini tıkayıcı bir yaklaşım doğurmaktadır. Kentsel sit alanındaki planlar ile ilgili sorunlar detaylı olarak Mimarlar Odası Hatay Şubesi itiraz belgelerinden ve tarafımca daha önce kaleme alınmış yazıdan görülebilir [32].

Günümüzde Antakya Kentsel Sit Alanı içerisinde yeniden inşa süreci ile ilgili olarak temel üç yaklaşım öne çıkmaktadır. Birincisi yerinde korunabilen tescilli eserlerin restorasyon süreçlerinin gerçekleştirildiği örneklerdir (Resim 18). İkinci yaklaşım, tescilli veya tescil edilmemiş yapı adalarında gerçekleştirilen rekonstrüksiyon çalışmalarıdır. Bu alanlardaki tescilsiz alanlarda tarihi yapılara uyum sağlamaya çalışan yeni yapı örnekleri inşa edilmektedir (Resim 19). Son tür yaklaşım ise hala ne olacağı belirsiz olan boş halde bekleyen tescilli veya tescile uyumlu geleneksel yapıların bulunduğu alanlardır (Resim 20).

ANTAKYA; BUGÜN VE YARIN

Antakya’nın 2023 depremleri sonrası geçirdiği üç yılı aşan dönüşüm süreci, kentsel kriz yönetimi ile yeniden inşa pratiklerinin karmaşık bir sentezini sunmaktadır. Çalışma kapsamında irdelenen planlama ve uygulama süreçleri, kentin fiziksel olarak ayağa kaldırılması yönünde yoğun bir devinimi işaret etse de başlangıçtaki ılımlı yaklaşımların zamanla daha hızlı, parçacıl ve tip projeler odaklı bir üretim modeline evrildiği görülmektedir. Bu durum, mekânsal üretim hızı ile kentin tarihsel kimliği ve kentsel hafızası arasındaki hassas dengenin korunmasını, Antakya’nın geleceği adına en kritik meselelerden biri haline getirmiştir.

Kentin bugün içinde bulunduğu genel tablo, “geçici” barınma çözümlerinin kronikleştiği ve gündelik yaşamın altyapı yetersizliklerinin gölgesinde sürdürüldüğü zorlu bir geçiş dönemini temsil etmektedir. Konteyner kentlerdeki yaşamın kalıcı bir karaktere bürünmesi, temel hizmetlere erişimde yaşanan kesintiler ve kentsel ulaşımı felç eden trafik sorunu, sakinler için süreci bir yaşam mücadelesine dönüştürmüştür. Şantiye koşullarının getirdiği toz, çamur ve fiziksel çevre zorlukları, kentlinin mekânsal aidiyet kurma çabalarını zorlaştırmaktadır.

Ancak tüm bu teknik ve idari darboğazlara rağmen, Antakya’nın sahip olduğu kadim kültürel katmanlar ve kentlilerin yaşam alanlarını yeniden tesis etme konusundaki direnci, toplumsal iyileşmenin en temel dayanağıdır. Sonuç olarak Antakya’nın geleceği; yalnızca binaların fiziksel inşasıyla değil, kentin özgün dokusunu, sosyal çeşitliliğini ve insan onuruna yakışır yaşam standartlarını merkeze alan, bilimsel ve bütüncül bir vizyonun sürdürülebilir kılınmasıyla mümkün olacaktır. Antakya’da bugün verilen bu çok boyutlu mücadele, sadece yerel bir krizin aşılması değil, geleceğin dirençli kentleri için de önemli bir deneyim sahası niteliğindedir. Antakya’da bugün bizlerin yaşadığı her şeyin tüm kentlerin geleceği olabileceği unutulmamalıdır.

NOTLAR

[1] TMMOB, 2023, “6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri Raporu”, (https://www.tmmob.org.tr/sites/default/files/tmmob_deprem_raporu_son_4agustos-part-1.pdf). [Erişim: 08.04.2026]

[2] Tezer, S. T., 2025, “Antakya’da Kırılganlığın İnşası: 6 Şubat ve 20 Şubat Depremleri”, Reflektif Sosyal Bilimler Dergisi, cilt:6, sayı:1, ss.119–147. https://doi.org/10.47613/reflektif.2025.205.

[3] TMMOB Mimarlar Odası Hatay Şubesi, 2023, “6 ve 20 Şubat 2023 Depremleri Hatay Değerlendirme Raporu”, (https://www.facebook.com/hataymimarlarodasi/posts/630733429099296/). [Erişim: 08.04.2026]

[4] AFAD, 2023, “İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP)”, (https://hatay.afad.gov.tr/kurumlar/hatay.afad/HATAY-I%CC%87RAP-2022.pdf). [Erişim: 08.04.2026]

[5] T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, 2023, “2023 Kahramanmaraş ve Hatay Depremleri Raporu”, (https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2023/03/2023-Kahramanmaras-ve-Hatay-Depremleri-Raporu.pdf). [Erişim: 08.04.2026]

[6]  Kreimer, A, 1979, “Emergency, temporary and permanent housing after disasters in developing countries”, Ekistics, cilt:46, sayı:279, ss.361–365; UNDRO (Office of the United Nations Disaster Relief Coordinator), 1982, “Shelter after Disaster: Guidelines for Assistance”, (https://digitallibrary.un.org/record/48456?v=pdf). [Erişim: 08.04.2026]; Quarantelli, E. L., 1995, “Patterns of sheltering and housing in US disasters”, Disaster Prevention and Management, cilt:4, sayı:3, ss.43–53. https://doi.org/10.1108/09653569510088069; Perrucci, D.; Baroud, H., 2020, “A Review of Temporary Housing Management Modeling: Trends in Design Strategies, Optimization Models, and Decision-Making Methods”, Sustainability, cilt:12, sayı:24, 10388. https://doi.org/10.3390/su122410388

[7] T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, 2026, “Kahramanmaraş ve Hatay Depremleri Yeniden İmar ve Gelişme Raporu”, (https://www.sbb.gov.tr/kahramanmaras-ve-hatay-depremleri-yeniden-imar-ve-gelisme-raporu-06022025/). [Erişim: 08.04.2026]

[8] “Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi”, (https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/02/20230224-9.pdf). [Erişim: 08.04.2026]

[9] İnsan Hakları Derneği, 2023, “Acele Kamulaştırma Kapsamına Alınan ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nca (TOKİ) Konut Yapılması Planlanan Hatay’ın Antakya İlçesine Bağlı Dikmece Mahallesindeki Yaşanan Hak İhlallerini İzleme Raporu”, (https://www.ihd.org.tr/acele-kamulastirma-kapsamina-alinan-ve-toplu-konut-idaresi-baskanliginca-toki-konut-yapilmasi-planlanan-hatayin-antakya-ilcesine-bagli-dikmece-mahallesindeki-yasanan-hak-ihlallerini-izle/). [Erişim: 08.04.2026]; Özkaya Günaydın, B., 2025, “Samandağ’da kamulaştırma eylemleri sürüyor”, Anka Haber, (https://ankahaber.net/haber/detay/samandagda_kamulastirma_eylemleri_suruyor_dunyanin_mulkunu_de_verseler_bu_topraklari_vermeye_razi_degiliz_223615). [Erişim: 08.04.2026]; İnsan Hakları Derneği, 2025, “Rapor: Samandağ’da Acele Kamulaştırma Sonucu Yaşanan İhlaller”,( https://www.ihd.org.tr/acele-kamulastirma-kapsamina-alinan-ve-toplu-konut-idaresi-baskanliginca-toki-konut-yapilmasi-planlanan-hatayin-samandag-ilcesi-hidirbey-magaracik-yogunoluk-kurtderesi-vakifli/). [Erişim: 08.04.2026]; Özkaya Günaydın, B., 2025, “Son Zeytinlikleri Kamulaştırılan Dikmeceli Vatandaş: Kepçeler Girdiğinde Vedalaştım... Onlar Sadece Bir Ağaç Değil Ailemizin Bir Ferdi”, Anka Haber, (https://ankahaber.net/haber/detay/son_zeytinlikleri_kamulastirilan_dikmeceli_vatandas_kepceler_girdiginde_vedalastim_onlar_sadece_bir_agac_degil_ailemizin_bir_ferdi_230803. [Erişim: 08.04.2026]

 

[10] AFAD Hatay, 2024, “Barınma İhtiyacı Nedeniyle El Koyma Kararı-19”, (https://www.hatay.gov.tr/hatay-il-afet-ve-acil-durum-mudurlugunun-afad-barinma-ihtiyaci-nedeniyle-el-koyma-karari---20). [Erişim: 08.04.2026]

[11] Naeseh Bilgin, A, 2024, “TOKİ Hatay’da kamulaştırmadan vazgeçti, halktan parayı geri istiyor”, Medyascope, (https://medyascope.tv/2024/09/10/toki-hatayda-kamulastirmadan-vazgecti-halktan-parayi-geri-istiyor/). [Erişim: 08.04.2026]

[12] Aksoy, E., 2023, “Hatay’da rant kapısı: Depremi ‘yok sayan’ İskenderun Belediyesi, imar planlarında değişiklik yapmadı”, Cumhuriyet, (https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/hatayda-rant-kapisi-depremi-yok-sayan-iskenderun-belediyesi-imar-planlarinda-degisiklik-yapmadi-2092456). [Erişim: 08.04.2026]; Antakya Gazetesi, 2023, “Defne Belediyesi İmar Planı Askıya Çıkıyor”, (https://antakyagazetesi.com/defne-belediyesi-imar-plani-askiya-cikiyor/). [Erişim: 08.04.2026]

[13] Türkiye Tasarım Vakfı, “Hakkında”, (https://ttvhatay.com/hakkinda). [Erişim: 08.04.2026]

[14] Türkiye Tasarım Vakfı, “Etkinlikler”, (https://ttvhatay.com/etkinlikler-tarihe-gore). [Erişim: 08.04.2026]

[15] Türkiye Tasarım Vakfı, “Etkinlikler”, (https://ttvhatay.com/etkinlikler-tarihe-gore). [Erişim: 08.04.2026]

[16] Hatay Planlama Merkezi, “Hakkımızda”, (https://hatayplanlamamerkezi.com/tr-TR/pages/hakkimizda). [Erişim: 08.04.2026]

[17] Hatay Planlama Merkezi, “Yayınlarımız”, (https://hatayplanlamamerkezi.com/tr-TR/pages/yayinlarimiz). [Erişim: 08.04.2026]

[18] Hatay Valiliği, 2024, “Hatay Deprem Afeti Projeleri”, (https://www.hatay.gov.tr/kurumlar/hatay.gov.tr/pop-up/Hatay_Deprem_Afeti_Projeleri_31052024.pdf). [Erişim: 08.04.2026]

[19] Özkaya Günaydın, B., 2024, “Hatay, rezerv alan yasasıyla baştan ‘çiziliyor’, depremzede halk huzursuz”, Yeşil Gazete, (https://yesilgazete.org/hatay-rezerv-alan-yasasiyla-bastan-ciziliyor-depremzede-halk-huzursuz/). [Erişim: 08.04.2026]; Antakya Gazetesi, 2025, “Rezerv alan çilesi: İtiraz eden daha büyük mağdur olabilir”, (https://antakyagazetesi.com/rezerv-alan-cilesi-itiraz-eden-daha-buyuk-magdur-olabilir/). [Erişim: 08.04.2026]

[20] HAMOK, 2023, “Hibe ve Kredi Değil Bedelsiz Konut İstiyoruz!”, (https://www.hataybizimmedya.com/haber/hamokhibe-ve-kredi-degil-bedelsiz-konut-istiyoruz/). [Erişim: 08.04.2026]

[21] TRT Haber, 2024, “Bakan Mehmet Özhaseki: Sene sonunda teslim edeceğimiz konut sayısı 200 bini bulacak”, (https://www.trthaber.com/haber/gundem/bakan-mehmet-ozhaseki-sene-sonunda-teslim-edecegimiz-konut-sayisi-200-bini-bulacak-856302.html). [Erişim: 08.04.2026]

[22] Gündoğmuş, Y. N., 2023, “Yerinde Dönüşüm projesine başvurular 17 Temmuz'da başlıyor”, Anadolu Ajansı, (https://www.aa.com.tr/tr/asrin-felaketi/yerinde-donusum-projesine-basvurular-17-temmuzda-basliyor/2945818). [Erişim: 08.04.2026]

[23] Hatay Valiliği, 2026, “6 Şubat 2023’den Bu Yana Devletimizce Yapılan Yatırımlar”, (https://www.hatay.gov.tr/kurumlar/hatay.gov.tr/belgeler/popup/faaliyet_raporu_06042026.pdf). [Erişim: 08.04.2026]

[24] TMMOB Mimarlar Odası, 2025, “Deprem Bölgesinde Yerinde Barınma İçin Dönüşüm Başvuruları Süresiz Olmalı, Maddi Destek Olanakları Artırılmalıdır”, (https://www.mimarist.org/deprem-bolgesinde-yerinde-barinma-icin-donusum-basvurulari-suresiz-olmali-maddi-destek-olanaklari-artirilmalidir/). [Erişim: 08.04.2026]; HAMOK, 2025, “Yerinde Dönüşüm Başvuruları Süresiz Olmalı, Hibe Desteği Artırılmalıdır”, (https://antakyagazetesi.com/hamoktan-donusum-sureclerine-kritik-elestiri/). [Erişim: 08.04.2026]

[25] “Hatay (Antakya) Tarihi Kent Merkezi 1/1000 Ölçekli Koruma Amaçlı Revizyon Uygulama İmar Planı Plan Açıklama Raporu”, (https://bulutsehir.csb.gov.tr/share/preview/KQ4pMshZpggxCpHvpxTbzxAFJJau36pgwSCbgNqTAENHexhkfh). [Erişim: 07.04.2026]

[26] Hatay Planlama Merkezi, 2024, Hatay İli Birinci Yıl İzleme Raporu, (https://drive.google.com/file/d/1ddD-KfLqaTmSjZrokHou7Nf_l_xUKKU-/view). [Erişim: 07.04.2026]

[27] “7033 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı”, 2023, 32154 sayılı 5 Nisan 2023 tarihli Resmî Gazete, (https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/04/20230405-14.pdf). [Erişim: 07.04.2026]

[28] TMMOB Mimarlar Odası, 2023, Ağustos, “Antakya Tarihi Kent Merkezi; Tarihimizi, Kültürümüzü, Kentimizi Özgün Durumuyla Korumak Zorundayız”, (http://www.mimarlarodasi.org.tr/index.cfm?sayfa=belge&sub=detail&bid=44&mid=44&tip=0&Recid=15662), [Erişim: 07.04.2026]; “Açık Mektup: Antakya Tarihi Kent Dokusunun Deprem Sonrası Korunması – Canlandırılması Konusunda Yetki ve Görev Üstlenen Tüm Taraflara”, 2023, (https://www.cekulvakfi.org.tr/haber/acik-mektup-antakya-tarihi-kent-dokusunun-deprem-sonrasi-korunmasi-canlandirilmasi-konusunda), [Erişim: 07.04.2026]

[29] ÇŞİDB Hatay İl Müdürlüğü, 2026 “Hatay İli, Antakya İlçesi, Tarihi Kent Merkezine İlişkin 1/5.000 Ölçekli K.A.N.İ.P. Rev. ve 1/1000 Ölçekli K.A.U.İ.P. Değ. Askı İlan Süreci”, (https://hatay.csb.gov.tr/hatay-ili-antakya-ilcesi-tarihi-kent-merkezine-iliskin-1-5-000-olcekli-k-a-n-i-p-rev-ve-1-1000-olcekli-k-a-u-i-p-deg-aski-ilan-sureci-duyuru-472968). [Erişim: 07.04.2026]

[30] Çekmecelioğlu, E., 2024, “Antakya Kentsel Sit Alanının Deprem Sonrası Kısa Güncesi: Koruma Amaçlı İmar Planlarına Bir Bakış”, Mimarlık, cilt:61, sayı:439, ss.12–17.

[31] TMMOB Mimarlar Odası Hatay Şubesi, 2024, “Koruma Amaçlı Revizyon İmar Planı İtiraz Gerekçeleri”, (https://www.facebook.com/share/p/A3KajaM2b7npxvd2/). [Erişim: 06.04.2026]; TMMOB Şehir Plancıları Odası, 2024, “Antakya’daki Çalışmalar Şehircilik İlkeleri Işığında Yürütülmelidir”, (https://www.spo.org.tr/detay.php?sube=0&tip=3&kod=12944). [Erişim: 06.04.2026]; ICOMOS Türkiye, 2024, “Antakya Tarihi Kent Merkezi Koruma Amaçlı İmar Planları Hakkında Icomos Türkiye Milli Komitesi Görüşü”, (https://www.icomos.org.tr/Dosyalar/ICOMOSTR_tr0608795001722457653.pdf). [Erişim: 06.04.2026]; TMMOB Hatay İl Koordinasyon Kurulu, 2026, “Antakya'nın Geleceği Belirsizliğe Terk Edilemez”, (https://www.cemregazetesi.com/index.php/tr/haberler/sehir-haberleri/tmmob-antakyanin-gelecegi-belirsizlige-terk-edilemez). [Erişim: 07.04.2026]

[32] Çekmecelioğlu, E., 2024, “Antakya Kentsel Sit Alanının Deprem Sonrası Kısa Güncesi: Koruma Amaçlı İmar Planlarına Bir Bakış”, Mimarlık, cilt:61, sayı:439, ss.12–17; TMMOB Mimarlar Odası Hatay Şubesi, 2024, “Koruma Amaçlı Revizyon İmar Planı İtiraz Gerekçeleri”, (https://www.facebook.com/share/p/A3KajaM2b7npxvd2/). [Erişim: 06.04.2026].

URL-1: “Panoramic view of Antioch from Mt. Silpius, no. 1.”, (https://pi.lib.uchicago.edu/1001/org/ochre/bf6e0316-db38-41a7-a99e-1177b7703bdf). [Erişim: 08.04.2026]

URL-2: “Hatay Dikmece'deki 10 bin 335 deprem konutunun inşası sürüyor, (https://www.aa.com.tr/tr/gundem/hatay-dikmecedeki-10-bin-335-deprem-konutunun-insasi-suruyor/3277604). [Erişim: 08.04.2026]

URL-3: “TOKİ, Antakya Gülderen Mahallesi'nde 2 bin 681 afet konutunu tamamladı”, (https://www.asigazetesi.com/toki-antakya-gulderen-mahallesinde-2-bin-681-afet-konutunu-tamamladi). [Erişim: 08.04.2026]

URL-4: “Samandağ'da villa tipi köy evlerinde sona gelindi”, (https://www.dha.com.tr/yerel-haberler/hatay/samandag/samandagda-villa-tipi-koy-evlerinde-sona-gelin-2564955). [Erişim: 08.04.2026]

URL-5: “Antakya Atatürk Caddesi, Yenileme Projesiyle Yeni Bir Kimlik Kazanıyor”, (https://hatay.bel.tr/haberler/antakya-ataturk-caddesi--yenileme-projesiyle-yeni-bir-kimlik-kazaniyor).  [Erişim: 08.04.2026]

URL-6: “Bakan Kurum, Hataylı depremzede otobüs şoförünün bölgedeki değişimi yol boyunca anlattığı görüntüyü paylaştı”, (https://www.aa.com.tr/tr/gundem/bakan-kurum-hatayli-depremzede-otobus-soforunun-bolgedeki-degisimi-yol-boyunca-anlattigi-goruntuyu-paylasti/3820821). [Erişim: 08.04.2026]

Bu icerik 9 defa görüntülenmiştir.