448
MART-NİSAN 2026
 
MİMARLIK'tan

  • Giriş
    Dosya Editörü: Ayşen Ciravoğlu



KÜNYE
ETKİNLİK

Arif Hikmet Koyunoğlu’nun Dünyasını Yeniden Kurmak: Fotoğraf, Hatıra ve Mimarlık

Müjde Dila Gümüş, Dr. Öğr. Üyesi, İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü

Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu’nun torunları Osman Koyunoğlu ile Eren Koyunoğlu tarafından İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’ne bağışlanan fotoğraf arşivinden oluşturulan “Maceraperest Bir Mimarın Fotoğrafhanesi: Arif Hikmet Koyunoğlu (1893-1982)” sergisi geçtiğimiz yıl haziran ayında dijital sergisiyle eş zamanlı olarak açıldı. Mimarın Sanayi-i Nefise Mektebi’ndeki eğitim hayatı, işleri, seyahatleri ve günlük yaşantısından kesitler sunan fotoğrafların, Koyunoğlu’nun anılarından detaylarla ilişkilendirildiği serginin kurgusunu ve içeriğini değerlendiren yazar, çalışmanın mimarlık ve mimarlık tarihi araştırmalarına sunduğu katkının altını çiziyor.

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, 19 Haziran 2025 – 17 Mayıs 2026 tarihleri arasında erken Cumhuriyet dönemi mimarlığının öne çıkan ve çok yönlü temsilcilerinden Arif Hikmet Koyunoğlu’na odaklanan bir sergiye ev sahipliği yapıyor. “Maceraperest Bir Mimarın Fotoğrafhanesi: Arif Hikmet Koyunoğlu (1893-1982)” sergisi, yaklaşık 500 civarında cam negatiften oluşan ve Koyunoğlu’nun torunları Osman Koyunoğlu ile Eren Koyunoğlu tarafından İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’ne bağışlanan fotoğraf arşivinden bir seçkiyi barındırıyor. (Resim 1)

Maceralarla dolu yaşantısını hem gençlik yıllarından itibaren çektiği fotoğraflarla hem de 80’li yaşlarında kaleme aldığı anılarıyla kayda geçirmiş olan Koyunoğlu, bu yönüyle dönemin diğer mimarlarından ayrılır. Bu çift katmanlı kayıt hali, onun dünyasını bugün yeniden okumayı mümkün kılan bir bütünlük sunar. Sergi, II. Abdülhamid döneminin sonlarından Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan, kronolojik olarak görece kısa ancak tarihsel olarak son derece yoğun bir zaman dilimini belgeleyerek; gündelik hayat, mimari miras ve yapılı çevre gibi farklı katmanları bir arada mercek altına alır.

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, kuruluşundan bu yana merkezine İstanbul’u alan sergiler düzenlemekte; bu sergiler arasında geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemlerinde İstanbul’da üretmiş mimarlara odaklananlar da önemli bir yer tutmaktadır. Kurumun bu doğrultudaki ilk adımı, 2006 yılında Udine Arşivi’nden belgelerle hazırlanan “Osmanlı Mimarı D’Aronco” sergisi olmuştu. Sergide D’Aronco’nun İstanbul için ürettiği proje ve çizimler biraraya getirilmişti. 2012’de açılan “Değişen Zamanların Mimarı Edoardo De Nari (1874-1954)” sergisi, farklı koleksiyonlardan derlenen belgeler aracılığıyla mimarın kariyerini ve İstanbul ile kurduğu ilişkiyi konu almıştı. 2017 tarihli “Bir Kâğıt Mimarının Hayali Dünyası Nazimî Yaver Yenal” sergisi ise mimarın arşivinden hareketle üretim dünyasına odaklanan kapsamlı bir örnekti. Söz konusu sergilere eşlik eden akademik yönden derinlikli yayınlar, ilgili mimarlar üzerine temel başvuru kaynaklarını meydana getirdiler. Arif Hikmet Koyunoğlu sergisi, kurumun mimar arşivlerinden hareketle hazırladığı sergi zincirinin yeni bir halkası olmakla beraber diğer sergilerden farklı olarak bu kez koleksiyon, doğrudan İstanbul Araştırmaları Enstitüsü bünyesinde muhafaza ediliyor ve koleksiyonun tamamı, sergiyle eş zamanlı olarak dijital erişime açıldı. [1]

Serginin kurgusunda, Koyunoğlu’nun büyük kısmını 1910 – 1930 aralığında çektiği fotoğraflar ile anılarının kesişim noktaları ön plana çıkar. Mimarın yaşam öyküsünü ve mimari faaliyetlerini barındıran anıları, bütünlüklü olarak 2008’de Hasan Kuruyazıcı editörlüğünde hazırlanan Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Bir Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu başlıklı çalışmada yayımlanmıştı. [2] Anılarında ilk fotoğraf makinesine 1903’te, 10 yaşındayken sahip olduğunu aktaran Arif Hikmet, erken yaşlarından itibaren ailesini, arkadaşlarını ve İstanbul’daki kimi Osmanlı dönemi yapılarını fotoğraflamıştır. İlerleyen yıllarda ise ziyaret ettiği şehirler ve bu şehirlerdeki Selçuklu - Osmanlı mimari mirası ile güncel inşa faaliyetlerini de fotoğraflarına konu etmiştir. Serginin görsel ve yazılı kaynakların birlikteliğiyle kurulmuş olan anlatısı, izleyicinin Arif Hikmet’in dünyasına adım atmasını sağlar ve Arif Hikmet’in neredeyse canlı bir karakter olarak belirmesine imkan verir. Ancak bu tercih, aynı zamanda küratoryel yorum alanını da belirli ölçüde sınırlar.

Sergi büyük ölçüde tematik, kısmen de kronolojik bir akış izler. Koyunoğlu’nun ailesine ve yakın çevresine ait fotoğraflarla başlar, 1910’da kayıt olduğu Sanayi-i Nefise Mektebi Mimarlık Şubesi’ndeki öğrencilik dönemi ile devam eder; Arif Hikmet’in mimarlık ve resim alanlarında eğitimi alan arkadaş çevresi ile öğrencilik yıllarında hazırladığı mimari projeler izleyiciye sunulur. Bu kısmı ilgi çekici kılan yönlerinden biri Arif Hikmet ile aynı yıllarda eğitim almış Vasfi (Egeli) ve Ali Rasim gibi mimarlar ile 1910’larda Sanayi-i Nefise’de öğrencilerin sosyal yaşantısına yönelik yeni görsel belgeler barındırmasıdır. Sergilenen öğrenci projeleri ise Arif Hikmet’in tasarım dilini oluşturan adımların belgelenmesinin ötesinde, Türkiye mimarlık eğitimi tarihi açısından önem taşır. (Resim 2, 3)

Arif Hikmet’in eğitimi, akranı olan pek çok diğer öğrenci gibi, önce Balkan Savaşları ile sonra da Birinci Dünya Savaşı ile kesintiye uğramıştır. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Erzurum’da çektiği fotoğraflar, arşiv malzemesi içerisinde büyük bir yer tutmaktadır. Teşhirde olan örneklerden kayak birliğinde çektiği fotoğraflar, savaş tarihinin görece az bilinen bir alanını belgeler. (Resim 4) Arif Hikmet profesyonel mimarlık yönünde ilk ciddi adımlarını Erzurum’da atmıştır. Anılarında, savaştan hemen sonra Erzurum’da İttihat ve Terakki Cemiyeti Kulüp Binası’nı projelendirdiğini, yapının inşasının 1915 – 1919 arasında sürdüğünü, fakat tamamlanamadığını aktarmışsa da projeye ilişkin mimarın arşivinde görsel belge bulunmadığından söz konusu yapının mimari özellikleri bilinmezliğini korumaktadır.

Erzurum’dan işgal İstanbul’una döndüğünde, Arif Hikmet, şehirde mimarlık yaparak geçinemeyeceğini fark etmiş ve fotoğrafçılığa yönelerek Babıali’de Yeraltı Fotoğrafhanesi’ni açmıştır. Bu döneme odaklanan kısım, yalnızca içeriğiyle değil, sergileme biçimiyle de dikkat çekicidir. Fotoğrafhane atmosferini çağrıştıracak şekilde kurgulanan bu teşhirde, Arif Hikmet Bey’in fotoğrafçılık yaparak geçimini sağladığı yıllar, çekmiş olduğu stüdyo fotoğrafları eşliğinde anlatılır. (Resim 5)

1920’lerin başında, işgal kuvvetlerine mensup askerlerle üst üste yaşadığı olayların ardından İstanbul’dan Ankara’ya geçen Arif Hikmet’in Ankara yıllarına ait fotoğraflar, serginin erken Cumhuriyet dönemi mimarlık tarihi açısından öne çıkan bölümünü meydana getirir. Ankara’da Şeriye ve Evkaf Vekaleti için bir süre çalıştığını, ardından Türk İnşaat Evi isimli şirketi kurduğunu anılarında anlatan Arif Hikmet, Birinci Ulusal Mimarlık akımının son anıtsal örneklerinden olan Etnografya Müzesi ve Türk Ocağı’nı projelendirmiş ve inşalarına nezaret etmiştir. Devlet eliyle inşa ettirilen bu iki örneğin haricinde Celal Bayar, Mithat Alam ve dönemin çeşitli bürokratları için konut yapıları gerçekleştirmiştir. Ankara’da 1920’ler ve 1930’ların başlarındaki imar faaliyetlerine ayrılan bölümde Vakıf Evleri, Robert Oerley’in tasarımı olan eski Kızılay binası gibi çeşitli yapılarla birlikte Koyunoğlu’nun eseri olan Türk Ocağı binasının çok sayıda fotoğrafı sergilenir. Türk Ocağı binasının cephe fotoğrafları ile birlikte yapının iç mekânından merdiven korkulukları, Türk Odası olarak anılan salondaki ocak ve niş dizileri gibi dekoratif elemanlar, tiyatro salonunun kalem işi süsleme programı detaylıca belgelenmiştir. Söz konusu dekoratif elemanlar ve detaylar, mimari tasarım haricinde yapıdaki kalem işi ve revzenlerin uygulanmasında da bizzat çalışmış olan Koyunoğlu’nun bir zanaatkar olarak portresini de ortaya koymaktadır. (Resim 6, 7)

Türk Ocağı binası, mimarın kendi eserleri arasında istisnai biçimde detaylıca belgelediği tek yapısı olması yönüyle dikkat çekicidir. Buna karşılık, arşivde, anılarında sözünü ettiği diğer yapılarından Çocuk Esirgeme Kurumu binası, Etnografya Müzesi, Maarif Vekaleti, Mithat Alam Köşkü’nün uzaktan bir fotoğrafı haricinde Ankara’daki konut projeleri, Eskişehir Çarşı Camii ve Dumlupınar Anıtı’na ilişkin görsel belge bulunmaz. Bu bağlamda bir diğer istisna, 1923’te inşasına başlanan fakat Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu’nun çıkmasıyla yarım kalan Hacı Bektaş Veli Misafirhanesi’nin inşası sırasında çekilmiş olan bir fotoğraftır. Bu durum, arşivdeki olası kayıplarla açıklanabilirse de seçici bir belgeleme pratiğini de akla getirir. Nitekim anılarını kaleme almış, farklı yıllarda azımsanamayacak sayıda otoportresini çekmiş ve çevresini de bir süreklilik içinde belgelemiş olan Arif Hikmet Koyunoğlu’nun arşivinde, kendi mimari üretimlerine ilişkin görsel malzemenin sınırlı olması düşündürücüdür. Cam negatiflerin kırılganlığı ve muhafazasının güçlüğü göz önünde bulundurulduğunda, belgelerin bir kısmının günümüze ulaşmamış olması ihtimal dahilindedir; ancak bu kaybın yalnızca kendi yapılarına ilişkin örneklerle sınırlı olması düşük bir olasılık olarak görünür. Bu nedenle mesele, şimdilik açık bir soru olarak kalmaya devam eder.

Koyunoğlu’nun mimari faaliyetlerine ve ilgili yıllarda yeni inşa edilen yapılara ilişkin fotoğrafların yanı sıra İstanbul, Bursa, Ankara, Konya, Kırşehir, Karaman gibi çeşitli şehirlerdeki Osmanlı ve Selçuklu mimari mirasını ve Osmanlı dönemi mezar taşlarını belgeleyen fotoğraflar, sergide ayrı bir grubu meydana getirir. Bunlar arasında Bursa Yeşil Külliye, özellikle Yeşil Cami, Koyunoğlu’nun en detaylı biçimde belgelediği yapı olarak öne çıkar. (Resim 8, 9) Söz konusu fotoğraf grubu ilgili yapıların yirminci yüzyılın ilk çeyreğindeki durumlarını yansıtmakla beraber, bir erken Cumhuriyet dönemi mimarının Selçuklu ve Osmanlı mimari mirasına bakışını örnekler. Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait tarihi yapıları belgeleme eğilimi, Kemaleddin Bey ve Nihat Nigizberk gibi dönemin bazı diğer mimarlarında ve belirli bölgelerin mimari mirasında özel ilgi geliştirmiş Rifat Osman gibi araştırmacılarda takip edilebilmektedir. Bu durum, bir envanter çıkarma çabası - Kemaleddin Bey ve Nihat Nigizberk’in Evkaf Nezareti İnşaat ve Tamirat Müdüriyetindeki görevleri söz konusu olduğunda profesyonel bir gereklilik - olarak ele alınabilir. Bununla beraber, Birinci Ulusal Mimarlık akımının temsilcilerinden olan bu mimarlar için belgeledikleri yapılar, aynı zamanda referans dünyalarını da meydana getiriyordu. Örneğin, Koyunoğlu’nun fotoğrafladığı Muradiye’de “Fatih’in Evi” olarak bilinen konağın ocağı ile Yeşil Cami’nin tabhane kısımlarındaki alçı nişlerin birer benzeri, Türk Ocağı binasının Türk Odası’nda karşımıza çıkar. Teşhirde Koyunoğlu’nun arşivinde geniş yer kaplayan fakat teşhirde mekânın olanakları doğrultusunda bir kısmı görülebilen bu fotoğrafların tamamına, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün web sayfasından ulaşmak mümkün.

Serginin ortaya koyduğu arşiv malzemesi, mimarlık ve fotoğrafçılık tarihi üzerine yürütülecek yeni araştırmalara malzeme sunması bakımından önem taşımaktadır. Bunlardan ilki, T. Elvan Altan ile Esra Özdoğan tarafından kaleme alınmış, sergi ile aynı başlığı taşıyan ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü tarafından yakın zamanda yayımlanması planlanan kitaptır.

Son yıllarda dijital olarak erişime açılan mimar arşivlerinin artışı, mimarlık tarihi yazımına yeni olanaklar sunmaktadır. Koç Üniversitesi Suna Kıraç Kütüphanesi tarafından çevrimiçi erişime açılan Nihat Nigizberk Arşivi, Şemsettin Şeniz koleksiyonunun SALT bünyesinde erişilebilir olması, bu dönüşümün örnekleri arasında sayılabilir. Söz konusu koleksiyonlar, belirli yapıların ya da mekânların belirli dönemlerine ilişkin görsel ve belge temelli okumalar yapılmasına imkân tanıdıkları gibi, farklı arşivlerin birlikte değerlendirilmesiyle karşılaştırmalı çalışmaların da önünü açmaktadır. Böylece yalnızca mevcut bilgiyi derinleştirmek değil, Osmanlı’nın son döneminin ve erken Cumhuriyet yıllarının mimarlıklarına ilişkin yeni araştırma soruları da ortaya koyulabilmektedir.

NOTLAR

[1] İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, (www.iae.org.tr). [Erişim: 17.04.2026]

[2] Kuruyazıcı, Hasan (haz.), 2008, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Bir Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul. Kitap aynı zamanda mimarın yaşam öyküsü ve üretimine ilişkin Kuruyazıcı tarafından kaleme alınmış metinler ile Koyunoğlu’nun mimarlık tarihi üzerine 1920’lerden itibaren yazdığı çeşitli makalelerini barındırır.

Bu icerik 14 defa görüntülenmiştir.