448
MART-NİSAN 2026
 
MİMARLIK'tan

  • Giriş
    Dosya Editörü: Ayşen Ciravoğlu



KÜNYE
ETKİNLİK

“Gereksiz Taramalar” Sergisi ya da Eskizin Gündelik Pratiği

Burçe Karadağ, Doktora Öğr., İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü

Mimar Kerem Erginoğlu’nun çizimlerinden oluşan “Gereksiz Taramalar” başlıklı sergi, 4 Nisan’da İstanbul’da açıldı. Erginoğlu’nun kente, mekânlara, yapılara, cephelere, nesnelere, figürlere ve peyzajlara dair çizim ve notlarından oluşan seçkinin yanı sıra sergileme pratiğine yönelik de değerlendirmelerde bulunan yazar, sergiyi çok boyutlu olarak ele alıyor; eskizin serbest, ucu açık ve gündelik yapısını mimarın düşünme süreçleri ile ilişkilendiriyor.

Mimar Kerem Erginoğlu’nun çizimlerinden oluşan “Gereksiz Taramalar” başlıklı sergi, 4 – 26 Nisan 2026 tarihleri arasında Goba Art & Design’da gerçekleşmektedir (Resim 1). Eskizler, resimler ve defterlerden oluşan sergide, Kerem Erginoğlu’nun eskizi bir anlama, düşünme, hatırlama aracı olarak kullandığı gündelik karşılaşmalarına ait üretimler yer almaktadır. Bu etkileşimler; kentsel mekânlar, yapılar, cepheler, nesneler, figürler, anılar, notlar, peyzajlar gibi çeşitli içeriklerden oluşmaktadır. Söz konusu unsurlar, üretimlerde farklı ölçeklerde ele alınmıştır. Bazı çalışmalarda seyahatlerde karşılaşılan kentler görülürken, bazılarında detaylı figürlere ya da desenlere odaklanılmıştır (Resim 2). Diğer çalışmalarda ise tanıdık imgeler yerine soyut ifadeler ya da doku arayışları öne çıkmaktadır.

Sergiye dahil edilen üretimler farklı dönemlerde yapılmış olsalar da belirli ortaklıklar dikkat çekmektedir. Kimi çalışmalar defterlerde biriktirilmiş (Resim 3), kimileri not kağıtları üzerine aktarılmış, kimileri ise dokulu yüzeylerde ifade edilmiştir. Çalışmalarda kesik, silik, belirgin, bulanık, gizli, parçalı, kararsız, noktalı ve dağılan çizgilere rastlanmaktadır. Çizgideki bu tavırların hem süreç içinde değişiklik gösterdiği hem de farklı bağlamlarda üretilen çalışmalarda takip edilebildiği görülmektedir. Defterlerde İstanbul, Stockholm, Londra, Şanghay, Singapur gibi kentlerin çeşitli ölçeklerine ve dokularına yer verilmiştir. Seyahat notlarının yanı sıra; tasarım süreçlerine ait detaylar, silüetler, figürler, düşünceler ve incelenen yapılar bulunmaktadır (Resim 4). İçerikteki, ölçekteki, yüzeydeki ve çizgideki farklı yaklaşımlar, eskizin görülenle kurduğu ilişkileri örneklendirmektedir.

John Berger çizimlerin birer “yok olma ihtimalini azaltacak haritalar” olduğunu söyler [1] ve çizme eylemini bir “yön bulma çabası” olarak tanımlar [2] Çizim, yalnızca çizilen şeyin anısını değil, çizme eyleminin zamanını da kendinde barındırır. Silinenler, şüpheler, fikir değişiklikleri, kesinlikler ve belirsizlikler; bakışın konumu ve o günün yaşantısı çizimde iz bırakır. Eskizin kısmen planlanmamış oluşu, öngörülmezliği ve kontrolsüzlüğü de kendine dahil eder. Sergi başlığındaki “gereksiz” vurgusu eskizin bu açık ve serbest yapısını hatırlatır. Bu olasılıklar ve keşifler, eskizin sadece görülmek üzere değil, gördüğünü anlamak için yapılmış olmasından kaynaklanır.

Eskiz defterinin gizliliği, paylaşıma açıldığında dönüşür. Gizli olan görünür hale geldikçe çizim de değişir. Çizgiler aynı kalsa da anlatı katmanlanır. Başkalarının okumasıyla genişler; yeni anlamlar yüklenir, başka anıları çağırır. Anlaşılır, fark edilir, hatırlanır, düşündürür. Tüm bu olasılıklar, çizimin kamusallaşmasıyla birlikte kendi anlatısını dönüştürür. “Gereksiz Taramalar” sergisi, eskizin gündelik pratikteki karşılığına çeşitli örnekler sunar. Eskizin yalnızca bir yol bulma aracı değil, bir anlama, düşünme ve hatırlama biçimi olduğunu vurgular.

Çalışmalar, sergilenen alanın parçalı duvarlarına dağılmıştır (Resim 5). Tek bir alanda toplanmamış, mekân içinde mevcut olan harekete göre yerleştirilmiştir. Duvarlara asılan çalışmaların yanı sıra, eskiz defterleri ve çizim araçları kapalı hacimler içinde konumlandırılmıştır (Resim 6). Ziyaretçinin hareketiyle serginin farklı bölümleri görünür olur. Kimi çalışmalar parçalı duvarlar arasında saklıdır ve fark edilmeleri zaman alır. Bu yerleşim, çizgilerin sadece görünen biçimlerini değil, aynı zamanda mekân ve ziyaretçiyle kurdukları ilişkileri de ortaya çıkarır. Tim Ingold çizgi türlerini tartışmak üzere izlerden söz eder ve üç özelliğe odaklanır: “Ekstra bir katman oluşturan” eklenen izler [3]; “yüzeyi sıyırarak çizen…(ve) malzemenin kaldırılmasıyla oluşan” eksilten izler [4]; ve yüzeylerin bozulmasıyla” beliren kesikler, çatlaklar ve kırışıklıklar [5]. Böylece eskizler sadece çizileni değil; mekân, zaman ve hareketin izlerini de kendinde barındırır.

Sergideki üretimler, eskizin planlanmış bir süreçten çok zaman içinde tekrarlanarak birikmiş olmasına dikkat çeker. Bu bağlamda eskiz, gündelik yaşantı içindeki farklı süreçler arasında bağ kuran bir araca dönüşmüştür. Görülen ile hayal edilen arasındaki sınır belirsizleşir. Tam olarak kurgulanmamış olsa da zaman içinde biriken bu çoğulluk, kendi içinde tutarlı ortaklıklar üretir. Bunlardan biri, elin hareketinin eskizde görünür olmasıdır. Kimi yerde çizgilerin baskınlığı, kimi yerde ise çekingenliği okunur. Eskizin zamanla kurduğu ilişki sadece hatırlama ya da muhafaza etmeyi değil, yavaşlamayı da içerir. Yavaşlama anlarının biriktiği eskiz defteri, bu karşılaşmaların kişisel arşivi olarak çalışır. Özel olan bu arşivin sergilenmesiyle birlikte düşünme süreçleri de görünür hale gelir. “Gereksiz Taramalar” sergisi, mimar Kerem Erginoğlu’nun gündelik karşılaşmalarından oluşan eskizlerini; hatırladıklarını, düşündüklerini, yavaşlayarak baktıklarını ve biriktirdiklerini paylaşarak ziyaretçiyi de bu sürece dahil etmektedir (Resim 7).

*Desteği için Nurbin Paker Kahvecioğlu’na teşekkür ederim.

NOTLAR

[1] Berger, John, 2011, “Bento’nun Eskiz Defteri”, Beril Eyüboğlu (çev.), Metis Yayınları, s.16.

[2] Berger, 2011, s.157.

[3] Ingold, Tim, 2025, “Çizgiler: Kısa Bir Tarih”, Deniz Çiftçi (çev.), Livera Yayınevi, s.83.

[4] Ingold, 2025, s.83.

[5] Ingold, 2025, s.85.

Bu icerik 68 defa görüntülenmiştir.