ANMA
Uğur Erkman Anısına…
Hasan Şener, Prof. Dr., İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü
Uğur Erkman Hoca için bir “anı yazısı” kaleme almak, hem içerik hem de üslup açısından kolay değil. Ülkemiz mimarlık dünyasında ağırlığı olan değerler konusunda, Mimarlık dergisinin bu yaklaşımının gelenekselleşmesi, geçmişi hatırlamak ve kaydetmek açısından değerlidir.
Uğur Erkman, mimarlık eğitimine İTÜ’de nasıl başladığını, kendisinin kaleme aldığı “Taşkışla Anıları” yazısında şöyle anlatır: “1956 yılının sıcak bir eylül günü, gözlüklü bir genç Taşkışla’nın önünde durup, ilk kez gördüğü, cephesine altın harflerle “İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ” yazılı binaya hayranlıkla baktı. Kısa kollu bir gömlek giymişti. Kolunun altına sıkıştırılmış dosyasında, Mimarlık Fakültesi’ne kayıt için belgeler vardı. Heyecanlıydı, kendi kendine, ‘İşte istediğin oldu’ diye söylendi, kapının önündeki sütunların arasından geçip içeri girdi. Geniş, yüksek tavanlı bir holdeydi. Karşısındaki uzun, camlı kapıların ardında, koca ağaçlarıyla bir avlu görülüyordu. Yaklaştı, avlunun ortasındaki oval havuzu, kenarındaki ağzından su fışkırtan mermer aslan heykelini gördü. ‘Baharda buralar hep ıhlamur kokar’ dedi birisi.” 1956 yılında kaydolduğu İTÜ Mimarlık Fakültesi’nden 1962 yılında mezun oldu,1962–65 yıllarında İsviçre’de mesleki çalışmalar yaptı ve değerli deneyimler kazandı,1965–67 yıllarında askerlik görevini yaptıktan sonra 1968 yılında mezun olduğu Fakülte’nin Bina Bilgisi II Kürsüsü’ne asistan olarak girdi ve akademik hayatına başladı.
Birlikteliğimiz, fakültede Mimari Proje derslerini yürüten üç Bina Bilgisi kürsüsünden birisi olan Bina Bilgisi II kürsüsüne 1972 yılında benim de girişim sırasında başladı. Önce akademik ortamdaki rasyonel, analitik, saygın ve örnek kişiliğini; sonra mimar olarak mesleki birikimini ve yetkinliğini; daha sonra da iyi bir dost, iyi bir aile reisi ve baba olarak niteliklerini tanıma şansımız oldu. İTÜ Mimarlık Fakültesi’nin kurucu dekanı Prof. Emin Onat ile Prof. Paul Bonatz’ın 1950 yılında restore ettiği Taşkışla Binası’ndaki kürsümüzde akademik birlikteliğimiz başladı. Ülkemizdeki mimarlık eğitiminin ve mimarlığın gelişmesinde çok önemli yeri olan akademik bir ailenin içinde yetiştik. Mensubu olduğumuz Bina Bilgisi II Kürsüsü’nün ilk başkanı Büyük Millet Meclisi’nin de mimarı olan Prof. Clemens Holzmeister'dı (1940–49, İTÜ Mimarlık Fakültesi). Kürsümüzdeki diğer hocalarımız; Prof. Sabri Oran, Prof. Orhan Arda (Anıtkabir’in Emin Onat ile birlikte mimarı), Prof. Orhan Bozkurt, Prof. Mesut Evren, Doç. Necibe Çakıroğlu, Doç. Dr. Altan Öke, Doç. Dr. Teoman Doruk, Doç. Dr. Erol Kulaksızoğlu, Doç. Dr. Şevket Sunar, Dr. Nigan Bayazıt, Dr. Ayla Atasoy ve Dr. Uğur Erkman'dı.
Asistan olarak göreve başladığım kürsü ortamını, hocalarımızın özelliklerini bize anlatan, tanıtan, bütün sorularımızı açık ve samimi bir şekilde cevaplayan deneyimli asistanımız Uğur Erkman oldu. Kendisi, modern mimarinin rasyonel, minimalist, yere bağlı, fonksiyonalist kavramlarını ön planda tutan Bina Bilgisi II Kürsüsü’nün Mimari Proje yaklaşımını içselleştirmiş bir hocamızdı. Her düzeydeki öğrencinin takdirini kazandı. Gerek lisans ve lisansüstü eğitim - öğretimde, gerekse akademik yükseltme ve atamalardaki değerlendirmelerde objektif ve hakkaniyetli oldu.
Uğur Erkman eğitim - öğretim deneyimi yanında akademik ilerlemelerini de zamanında gerçekleştirdi.1973’te doktor, 1977’de doçent, 1988’de profesör ünvanlarını aldı. Özellikle mimarlık ve psikoloji alanında yayınları oldu. Bilimsel çalışmaları, genç akademisyenler için çok önemli örnek ve kaynak oluşturdu.
Uğur Erkman, diğer özellikleri yanında liderlik niteliği ve vizyonu olan bir hocamızdı. 1994–97 yıllarında İTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı olarak görev yaptı. Fakültenin her alandaki gelişmesinde çok değerli katkıları oldu. Taşkışla’da gerçekleştirilen “Birleşmiş Milletler Habitat II Kent Zirvesi Konferansı” için Taşkışla’nın onarım ve yenilenmesi, dekanlığı döneminde gerçekleşti. Yorucu geçen süreçte, Prof. Dr. Zeynep Ahunbay ile birlikte çalıştık. Küçük bir anı: Bugün hala öğretim elemanları ve çalışanlarının kullandığı Taşkışla zemin katındaki yemekhanenin iç mekân tasarımını ve uygulamasını Uğur Hoca ile birlikte yaptık.
Kendisi, akademik çalışmaları yanında mimari uygulama çalışmalarını da sürdürdü. İTÜ Ayazağa Kampüsü içinde birlikte tasarladığımız Süleyman Demirel Kültür Merkezi (1990) bugün hala yoğun bir biçimde kullanılmaktadır.
SDKM Binası, Uğur Hoca ile birlikte, ortak mimari anlayışımızı iyi yansıtan, çok eğimli bir arsada total ve zengin iç mekânlarıyla kullanıcıyı alt - üst kotlarda karşılayan, brütalist nitelikli, kampüs içinde önemli röper noktalarından birisidir. Birlikte tasarladığımız mimari eserlerin geliştirilmesinde, onun yetenek, sezgi ve mimari deneyimi yanında, insan - çevre - psikoloji konusundaki çok değerli bilimsel birikimlerinin katkısı oldu. Uğur Erkman’ın, kardeşi Mimar Umur Erkman ile birlikte tasarladıkları ve yarışmayla kazanılıp yapılan Bakırköy Adliye Binası da günümüzde yoğun kullanımı olan değerli bir kamu binasıdır.
Onun yazarlık özelliğini ve polisiye roman tutkusunu sonradan öğrendik. Yazdığı dört polisiye roman, onun kültürünü, dünyasını, renkli dilini ve kişiliğini ortaya koyar. Mimarlığı ve akademisyenliği yanında güçlü bir yazarlık yanını da yansıtan bu eserleri de, bence, yetiştirdiği mimarlık öğrencileri, tezlerini yönettiği genç akademisyenler ve bıraktığı mimari eserler kadar değerli bir miras niteliğindedir.
Bir yandan mimar ve akademisyen, diğer yandan polisiye roman yazan bir insan olarak, dünyasını ailesiyle ve dostlarıyla birlikte zenginleştiren mekân olan, yaz dönemlerinde ağırlıklı olarak Bodrum, Bitez’de yaşadı. O, hayatının son günlerine kadar, dost ve arkadaşlarıyla olan birlikteliklerini ihmal etmemiş, bizlerle olan güzel ve unutulmaz anılarını sonsuza taşımıştır.
Bu icerik 13 defa görüntülenmiştir.