447
OCAK-ŞUBAT 2026
 
MİMARLIK'tan

  • Giriş
    Dosya Editörleri: Serbülent Vural, Selin Oktan



KÜNYE
DOSYA: MİMARLIKTA YAPAY ZEKÂ

Yerin Ötesinde Yerler: Yapay Zekâ ile Dönüşüm

Zeynep Özge Yalçın

Günümüzde yapay zekâ, yalnızca tasarım süreçlerinde hız ve verimlilik sağlayan bir araç değil; aynı zamanda mekânın deneyimlenişini, temsilini ve üretim biçimlerini dönüştüren bağımsız bir aktör olarak öne çıkıyor. Bu çalışmada, “akıllı atık mekân”lara karşın, “akıllı” ve “hibrit yer”ler üzerinden yapay zekânın mimarlıkta “yerin ötesinde yerler” yaratma potansiyeli ve buna karşın beraberinde getirdiği sınırlılıklar eleştirel bir perspektiften ele alınıyor.

Mimarlık kuramı, tarihsel olarak hiçbir zaman durağan olmamış; her dönemde toplumsal dönüşümler, ekonomik koşullar ve teknolojik gelişmelerle yeniden tanımlanmıştır. Schmarsow’un bedensel deneyim temelli mekân yorumundan Norberg - Schulz’un fenomenolojik “yer” kavramsallaştırmasına, Relph’in “yersizlik” ve Augé’nin “yer olmayan” tartışmalarına kadar uzanan düşünsel hat, mekânın her zaman deneyim ve bağlam üzerinden kurulduğunu göstermektedir. Ancak küreselleşme ve neoliberal piyasa dinamikleri, standart tipolojilerin (alışveriş merkezleri, rezidanslar, ofis kuleleri) çoğalmasıyla bu deneyimi giderek homojenleştirmiş; süreç, Koolhaas’ın “atık mekân” eleştirisinde ifadesini bulan kimliksiz ve artıksal mekânlara yol açmıştır.

21. yüzyılda dijitalleşme, bu çerçeveyi yeni bir eksene taşımaktadır. Hesaplamalı ve parametrik tasarım yöntemleri biçimsel çeşitliliği artırmakla kalmamış, mekân üretiminde yöntemsel bir paradigma değişimini de beraberinde getirmiştir. Günümüzde artırılmış gerçeklik ve sensör teknolojilerinin desteklediği hibrit deneyimler, Schaumann’ın “hibrit yerler” kavramıyla işaret ettiği gibi, mekânsal aidiyeti dönüştürmekte ve fiziksel - sanal bütünleşmeye dayalı üçüncül varoluş biçimleri ortaya çıkarmaktadır.

Bu dönüşümün en güncel boyutu ise yapay zekâdır. Yapay zekâ yalnızca hız ve verimlilik sağlayan bir araç değil; mekânın deneyimlenişini, temsilini ve üretimini dönüştüren bağımsız bir aktör olarak öne çıkmaktadır. Neil Leach’in “yabancı zekâ” kavramı, bu olguyu insan zekâsından ayrışan, bize yabancı, fakat yaratıcı kapasitelere sahip yeni bir zekâ biçimi olarak yorumlar. Mimarlık pratiğinde CoopHimmelblau’nun deneysel araştırmalarından Zaha Hadid Architects’in biçimsel denemelerine, Foster + Partners’ın veri odaklı stratejilerine, XKool’un kentsel ölçekli algoritmalarına ve Khora Design Lab’ın iç mekân uygulamalarına kadar pek çok örnek, yapay zekânın bu bağımsız rolünü görünür kılmaktadır.

Bu çalışma, mekân kuramındaki tarihsel süreklilikten hareketle, yapay zekânın açtığı yeni kavramsal kapıları tartışmayı amaçlamaktadır. Koolhaas’ın “atık mekân” ve “akıllı atık mekân” eleştirilerinden yola çıkarak “akıllı yer” kavramı önerilmekte; geleceğin mekânlarının yalnızca piyasanın ürettiği artıksal tipolojilerle değil, insan dışı aktörlerin katılımıyla şekillenen hibrit yerlerle tanımlanabileceği ileri sürülmektedir.

KAVRAMSAL ARKA PLAN

Mimarlık kuramında kullanılan kavramlar, her zaman toplumsal, kültürel ve teknolojik değişimlerle yeniden şekillenmiş, farklı dönemlerde farklı sorulara yanıt arayan dinamik bir yapıya sahip olmuştur. Bu nedenle mekân, değişmez bir kategori değil; tarihsel koşullar, politik bağlamlar ve düşünsel paradigmalarla birlikte dönüşen bir kavramsal alan olarak ele alınmıştır. Erten’in[1] vurguladığı gibi, mekân tarihsel, ekonomik ve politik koşulların etkisiyle sürekli yeniden kurulan bir kavramdır.

19. yüzyıl sonlarında Schmarsow, mekânı bedenin hareketiyle oluşan bir deneyim alanı olarak yorumlamış, böylece mimarlığın özünü formdan çok deneyime bağlamıştır[2]. Semper’in mekânı mimarlığın asli unsuru olarak tanımlaması ve Lipps’in empatiyi estetik algıyla ilişkilendirmesi de bu hattı desteklemiştir[3]. 20. yüzyılda modernist söylem mekânı biçimsel bir kategoriye indirgemiş, Giedion’un “mekân - zaman” paradigması bu yaklaşımı meşrulaştırmıştır[4]. Ancak kısa sürede fenomenolojik yaklaşımlar yükselmiş, Norberg - Schulz mekânı genius loci üzerinden tarihsel ve kültürel bağlamla bütünleşen “yer” olarak yeniden konumlandırmıştır[5].

Modernleşme ve küreselleşme ise bu deneyimi homojenleştirmiştir. Relph standartlaşmanın ürettiği kimliksiz çevreleri “yersizlik” olarak tanımlarken[6], Augé süpermodernitenin hız ve tüketim üzerinden kurduğu transit mekânları “yer - olmayan” olarak nitelemiştir[7]. Koolhaas’ın “atık mekân” kavramı bu hattın en radikal ifadesidir: Modernleşmenin artıkları, piyasanın eklemlenmiş ürünleri olarak kendi düzenini kaybeden mekânlara dönüşmüştür[8]. Koolhaas, 21. yüzyılda bu sürecin “akıllı atık mekân” biçimlerinde devam edeceğini öngörmüştür[9].

Bu noktada dijitalleşme mekân tartışmalarını yeni bir eksene taşır. Oktan ve Vural, hesaplamalı ve parametrik tasarımın yalnızca biçimsel çeşitlilik değil, yöntemsel bir paradigma değişimi sunduğunu vurgular[10]. Bugün artırılmış gerçeklik ve sensör teknolojileriyle desteklenen eşzamanlı deneyimler, Schaumann vd.’nin “hibrit yerler” kavramıyla işaret ettiği gibi mekânsal aidiyeti dönüştürmekte[11]; Buldan’ın “hibritlik” yorumlarına yaslanarak, fiziksel ve sanalın ötesinde üçüncül bir varoluş biçimi önermektedir[12].

Bu tartışmanın en güncel boyutu yapay zekâdır. Yapay zekâ yalnızca tasarım süreçlerini hızlandıran bir araç değil; mekânın deneyimlenişini ve üretimini dönüştüren bağımsız bir aktördür. Leach’in “yabancı zekâ” kavramsallaştırması, bu yeni aktörün insan zekâsından ayrışarak bizlere yabancı kalan bir işleyişle çalıştığını hatırlatır[13]. Böylece kuramsal hattın sorusu şuna evrilmektedir: Yapay zekâ, yalnızca üretimi hızlandıran bir araç mı, yoksa “yerin ötesinde yerler” olarak adlandırılabilecek yeni mekânsal biçim ve deneyim türlerini mümkün kılan bir aktör müdür?

MİMARLIKTA YAPAY ZEKÂ DENEYİMLERİ: ÖLÇEKLER VE PRATİKLER

Yapay zekâ ile mimarlık arasındaki ilişkinin en radikal biçimde sınandığı alan, deneysel ve kavramsal projelerdir. Bu projeler, teknolojiyi yalnızca hız ve verimlilik sağlayan bir araç değil, mimarlığın geleceğine dair olasılıkların test edildiği bir kuramsal laboratuvar olarak ele alır. CoopHimmelblau’nun DeepHimmelblau projesi bu yaklaşımın dikkat çekici bir örneğidir. Wolf D. Prix, Karolin Schmidbaur, Daniel Bolojan ve Efilena Baseta’nın yürüttüğü çalışma, yapay zekâyı veri tekrarı yapan sistemler olmaktan çıkarıp, yorum yapabilen ve yaratıcı potansiyele sahip bir aktör olarak konumlandırır[14]. Güncel makine öğrenmesi yöntemlerine dayalı olarak firmanın kendi formel dilini öğrenip yeniden üretebilmesi, estetik üretimin ötesinde mimari kimliğin korunması ve yeniden yorumlanmasına katkı sunar.

DeepHimmelblau’nun önemi, yapay zekânın pasif bir araç değil, tasarım sürecine yaratıcı yorumlar katabilen bir “ortak üretici” (co - creator) olarak konumlanmasında yatar. Bu yaklaşım, insan - makine etkileşiminin sınırlarını sorgularken yalnızca biçimsel çeşitlilik değil, yeni mekânsal deneyim biçimlerini de gündeme getirir. Böylece yapay zekâ, gelecekte “yerin ötesinde yerler” olarak adlandırılabilecek, ne tamamen insan üretimi ne de tamamen makine ürünü olan hibrit yerlere dair somut ipuçları sunar.

Biçim Araştırmaları

Zaha Hadid Architects (ZHA), yapay zekâyı yalnızca hız ve verimlilik sağlayan bir araç değil, kendi özgün tasarım kimliğini besleyen bir ortak üretici olarak konumlandırmaktadır. NVIDIA ile yürütülen işbirliği, bu yaklaşımın güncel ve görünür örneklerinden biridir. Omniverse platformu ve Universal Scene Description (USD) altyapısı sayesinde, üretken yapay zekâ modelleri parametrik tasarımla bütünleştirilmekte; böylece karmaşık veri setlerinin işlenmesi, ölçekler arası geçiş ve gerçek zamanlı işbirliği mümkün hale gelmektedir[15]. Patrik Schumacher, bu yönelimi parametricism paradigmasının doğal uzantısı olarak tanımlar ve yapay zekânın biçimsel çeşitliliği sürekli genişleten yeni bir tasarım rejimi sunduğunu savunur[16].

Ancak ZHA’nın yapay zekâ ile yürüttüğü bu araştırmaların çoğu, hâlâ temsili düzeyde kalmaktadır. Ortaya çıkan imgeler biçimsel çeşitlilik açısından güçlü olsa da mekânın deneyimsel boyutuna katkıları sınırlıdır. Ayrıca generatif modeller, sıklıkla mevcut veri kümelerindeki örüntüleri yeniden üreterek özgünlük ve bağlam sorunlarını gündeme getirmektedir. Dolayısıyla ZHA örneği, yapay zekânın mimarlıkta ufuk açıcı bir rol üstlenebileceğini gösterirken, aynı zamanda bu potansiyelin henüz estetik ve temsil düzeyinde sıkıştığını da açığa çıkarmaktadır.

Stratejik Tasarım Araçları

Mimarlık pratiği günümüzde yalnızca biçimsel üretimle değil; sürdürülebilirlik, verimlilik, çevresel analiz ve çoklu parametre optimizasyonu gibi stratejik boyutlarla da tanımlanmaktadır. Bu çerçevede Autodesk’in Spacemaker’dan geliştirilen Forma yazılımı ile Foster + Partners’ın BIM & Design Systems birimi, yapay zekâ destekli karar süreçlerinin kurumsallaştığı örneklerdir. Autodesk Forma, erken aşama planlama süreçlerinde gün ışığı, rüzgâr, mikro iklim, yoğunluk ve manzara gibi değişkenleri hızlı biçimde analiz ederek farklı yerleşim senaryolarının kıyaslanmasına imkân tanır. Oslo’daki konut projeleri, bu aracın çevresel performans temelli karar süreçlerini hızlandıran yönünü göstermektedir[17]. Foster + Partners ise a single source of truth (gerçeğin tek kaynağı) yaklaşımıyla farklı disiplinleri tek bir BIM modeli üzerinde birleştirerek malzeme, maliyet, zaman ve karbon ayak izi gibi verileri bütüncül şekilde yönetmektedir. Apple Park ve Heathrow Havalimanı projeleri, bu yaklaşımın somut faydalarını ortaya koyar[18].

Bununla birlikte bu araçların sınırları da açıktır. Parametrelerin önceden tanımlı olması sezgisel yaratıcılığı kısıtlayabilir; veri bolluğu ise her zaman güvenilirlik anlamına gelmez. Dahası, toplumsal aidiyet, kültürel bağlam ve kullanıcı deneyimi gibi nitel unsurlar sayısal optimizasyon süreçlerinde geri planda kalma riski taşır. Dolayısıyla stratejik yapay zekâ araçları, mekânın yalnızca biçimsel değil çevresel ve deneyimsel boyutlarını da yeniden yapılandırma potansiyeli sunarken, mimarlığı salt veriye indirgeme tehlikesini de beraberinde getirir.

Kentsel Ölçekte Yapay Zekâ

2016’da Shenzhen’de kurulan XKool Technology, mimarlık, şehir planlama ve emlak geliştirme alanlarında yapay zekâ tabanlı araçlar üretmektedir. Şirketin öne çıkan yazılımı X - Urban Tool, büyük veri analitiği, geometrik modelleme ve kullanıcı girdilerini biraraya getirerek çok sayıda kentsel senaryo oluşturur. Bu senaryolar; trafik yoğunluğu, blok yerleşimi, kamusal alan dağılımı gibi kriterler üzerinden kıyaslanabilir. Örneğin Chongqing Shiqiaopu Kentsel Yenileme Projesi kapsamında dokuz farklı yerleşim alternatifi üretilmiş ve altyapı ile kamusal alan parametreleri üzerinden değerlendirilmiştir[19]. Bunun yanında, ARP Researcher Platform, düşük kodlu / kodsuz arayüzleri sayesinde yalnızca tasarımcılara değil, farklı paydaşlara da senaryo tabanlı analiz ve görselleştirme olanağı tanımaktadır[20]. Böylece karar süreçleri daha kapsayıcı bir boyut kazanır.

Ancak bu yöntemlerin sınırlılıkları da göz ardı edilemez. Kullanılan veri kümelerinin eksikliği ya da bağlamdan kopukluğu, senaryoların gerçeklikten uzaklaşmasına yol açabilir. Dahası, toplumsal aidiyet, kültürel bellek ve kullanıcı deneyimi gibi nitel faktörler algoritmik süreçlerde ikincil konumda kalmaktadır. Bu durum, XKool’un yöntemlerini güçlü bir teknik araç olmaktan öteye taşısa da kentsel tasarımı yalnızca sayısal optimizasyon sürecine indirgeme riski taşır. Dolayısıyla yapay zekâ kentsel ölçekte hız, çeşitlilik ve veri odaklı kapsayıcılık sağlarken; bağlamsal ve kültürel boyutları göz ardı etmesi, mekânsal özgünlüğü zayıflatma potansiyeli barındırmaktadır.

İç Mekân Deneyimleri

İç mekân tasarımında yapay zekâ, yalnızca hız ve verimlilik sağlayan bir araç değil; mekân kavramının yeniden düşünülmesine imkan veren yaratıcı bir platform olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda Khora Design Lab[21], Platon’un Timaeus’ta “formdan önceki yer”[22] ve Aristoteles’in “potansiyel zemin”[23] olarak tanımladığı khôra kavramını çağdaş bağlamda yeniden yorumlamakta; mekânı yalnızca fiziksel bir düzenleme değil, tasarım ile teknolojinin kesişiminde yeni mekânsallık biçimlerinin üretilebildiği kavramsal bir eşik olarak konumlandırmaktadır[24].

Khora’nın geliştirdiği uygulamalar, yapay zekâ (AI) ve artırılmış gerçeklik (AR) teknolojilerini iç mekân deneyimine entegre etmektedir. Vivere, saniyeler içinde mekân taraması yaparak kullanıcıya kişiselleştirilmiş tasarım önerileri sunarken; Dimens, hassas ölçümleme ve modelleme işlevleriyle deneyimi veri odaklı ve hızlı bir sürece dönüştürmektedir. Böylece kullanıcı, yalnızca işlevsel kolaylık değil, aynı zamanda kavramsal derinlik taşıyan mekânsal senaryolara erişebilmektedir.

Ancak bu örnek aynı zamanda önemli sınırlılıkları da görünür kılmaktadır. Yoğun veri toplama, kullanıcı davranışlarının işlenmesi ve algoritmik yönlendirmeler, mahremiyet ve tasarımın öznelliği açısından yeni riskler üretmektedir. Bu nedenle Khora, yapay zekânın iç mekânda sunduğu yenilikçi potansiyeller ile etik ve bağlamsal sorumlulukların da altını çizen kritik bir örnek olarak değerlendirilebilir.

TARTIŞMA VE SONUÇ

Bütün bu örnekler sonucunda günümüzde yapay zekâ, makine öğrenimi ve üretken algoritmalar aracılığıyla Koolhaas’ın[25] işaret ettiği “akıllı atık mekân” olasılığı yeniden tartışmaya açılmaktadır. Ancak bu kavram yalnızca piyasanın ürettiği mekânların eleştirisiyle sınırlı değildir; insan, algoritma, veri ağları ve kurumsal aktörlerin katılımıyla sürecin tersine çevrilerek “akıllı yerler”in inşasına da işaret edebilir[26]. Resim 1’de sunulan kavramsal model, mekân ve yerin empati ve fenomenoloji temelli deneyimsel kökenlerinden başlayarak, zamanla sektörel koşullara eklemlenmesiyle aynı kaderi paylaştığını; ancak bu döngünün “atık mekân”lar için yapay zekânın devreye girmesiyle kırılarak “akıllı yer”ler için yeni bir imkân ve bu kaderde kritik bir kırılma noktası yaratabileceğini ortaya koymaktadır.

Bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için üç temel unsur kritik görünmektedir:

  1. Aktörler: Tasarımcıların yanında algoritmalar, veri tabanları ve sensör sistemleri de karar süreçlerinde etkinleşmektedir.
  2. Politikalar: Veri güvenliği, etik ilkeler ve düzenleyici çerçeveler olmaksızın yapay zekâ uygulamaları piyasanın hız ve verimlilik odaklı mantığına hapsolabilir.
  3. Veri Yönetimi: Kullanıcı davranışlarının anonimleştirilmesi, kültürel bağlamla uyumlu biçimde işlenmesi ve paydaşlarla şeffaf paylaşılması, “atık mekân” üretiminden “akıllı yer” inşasına geçişin önkoşuludur.

Bu bağlamda “hibrit yerler” önemli bir açılım sunar; fiziksel mekân IoT, XR ve sensör sistemleri aracılığıyla sanal mekânla, sanal mekân ise VR / AR araçlarıyla fiziksel mekânla sürekli bir karşılıklı etkileşim içindedir. Yani yalnızca simgesel değil, eşzamanlı ve etkileşimsel bir birlikte var olma (co - presence) düzeyi kurar[27]. Hibrit yerler bu birlikteliği deneyimsel olarak görünür kılarken, “akıllı yerler” bu hibritliği yapay zekâ tarafından yönlendirilen, öğrenen ve adaptif süreçlere dönüştürür.

Burada “yerin ötesinde yer” kavramı devreye girer. Hibrit yerler eşzamanlı deneyimi tanımlarken, yerin ötesinde yer bu birlikteliği aşarak bağlam, aidiyet ve deneyimin yeniden tanımlandığı kavramsal bir kırılmaya işaret eder. Böylece mimarlık kuramı yalnızca ontolojik ya da fenomenolojik değil, aynı zamanda algoritmik ve veri temelli varoluş koşullarını da kapsar.

Ancak bu dönüşüm ciddi etik sorumluluklar da doğurmaktadır. Yapay zekâ tabanlı uygulamalar, kullanıcı mahremiyeti, algoritmik önyargılar ve kültürel bağlamın homojenleştirilmesi risklerini taşır. Ayrıca verilerin küresel şirketlerce tekelleştirilmesi “dijital sömürgeleştirme” ihtimalini gündeme getirmektedir. Bu nedenle anonim veri yönetimi, kültürel çeşitliliğin korunması ve dışlanan toplulukların temsili, mimarlığın etik - politik bir alan olarak yeniden düşünülmesini gerektirir.

Bu çalışmanın literatüre katkısı, çoğunlukla sektörel bir eleştiri olarak yorumlanan “atık mekân” kavramını, yapay zekâ ile yeni bir kırılma noktasına taşıyarak “akıllı yer” olasılığını tartışmaya açmasıdır. Böylece mimarlık kuramı yalnızca dijitalleşme değil, yapay zekâ ile yönlendirilen hibrit ve akıllı yerleri de kapsayan bir çerçeveye genişlemektedir.

Sonuç olarak yapay zekâ, mimarlık için hem risk hem de imkan barındırır. Bir yandan sektör mantığıyla çoğalan “akıllı atık mekânlar”ı besleyebilirken, öte yandan doğru yönlendirildiğinde bu süreci tersine çevirerek akıllı yerlerin oluşumuna katkı sağlayabilir. Geleceğin “yerin ötesinde yerleri”, fiziksel ve sanal katmanların hibritleştiği, zekâ temelli deneyimler olarak kurgulanabilir. Bu ikili potansiyelin nasıl şekilleneceği ise yapay zekâ ile mimarlık kuramı arasındaki eleştirel, etik ve post - humanist tartışmalara bağlıdır.

NOTLAR

[1] Erten, Erdem, 2009, İzmirSMD 2003–2018: VitrA ile İzmir Merkezli Çağdaş Mimarlık Pratikleri, D. Güner (ed.), İzmir Serbest Mimarlar Derneği (İzmirSMD).

[2] Schmarsow, August, 1893, “The essence of architectural creation”, D. Britt (çev.), H. F. Mallgrave (ed.), E. Ikonomou (ed.), Empathy, form, and space: Problems in German aesthetics, 1873–1893, Getty Center for the History of Art and the Humanities, ss.281–297.

[3] Forty, Adrian, 2004, Words and buildings: A vocabulary of modern architecture, Thames & Hudson.

[4] Giedion, Sigfied, 1982, Space, time and architecture: The growth of a new tradition (5th ed.), Harvard University Press.

[5] Norberg-Schulz, Christian, 1980, Genius loci: Towards a phenomenology of architecture, Rizzoli.

[6] Relph, Edward, 1976, Place and placelessness, Pion.

[7] Augé, Marc, 1995, Non-places: Introduction to an anthropology of supermodernity, Verso.

[8] Koolhaas, Rem, 2001, “Junkspace”, The Harvard Design School guide to shopping, R. Koolhaas (ed.), J. Chuihua (ed.), J. Inaba (ed.), S. Leong (ed.), Taschen, ss.408–422.

[9] Koolhaas, 2001.

[10] Oktan, S.; Vural, S., 2015, “Mimarlıkta hesaplamalı tasarım sürecini cebirsel yüzeyler üzerinden sorgulamak”, Megaron, cilt:3, sayı:10, ss.415–429.

[11] Schaumann, Davide, 2023, “Coupling co-presence in physical and virtual environments: Toward hybrid places”, Proceedings of Hybrid Environments Conference, ss.55–70.

[12] Buldan, Ece, 2024, “Otherness, belonging, and production of space: The case of amenity migration in Fethiye, Türkiye”, Nakhara: Journal of Environmental Design and Planning, cilt:3, sayı:23, Makale 415. https://doi.org/10.54028/NJ202423415.

[13] Leach, Neil, 2021, Architecture in the age of artificial intelligence: An introduction to AI for architects, Bloomsbury Visual Arts.

[14] Coop Himmelb(l)au, 2023, “Deep Himmelblau”, (https://coop-himmelblau.at/method/deep-himmelblau/). [Erişim: 19.12.2025]

[15] NVIDIA, 2023, “Zaha Hadid Architects with Omniverse and USD. NVIDIA Customer Stories”, (https://www.nvidia.com/en-us/customer-stories/zaha-hadid-architects-with-omniverse-and-usd/). [Erişim:23.09.2025]; Wallpaper, 2023, “Zaha Hadid Architects, Nvidia and the future of AI in architecture”, Wallpaper Magazine, (https://www.wallpaper.com/architecture/zaha-hadid-architects-nvidia-ai-in-architecture). [Erişim: 19.12.2025]

[16] Schumacher, Patrik, 2023, “Parametricism: A new global style for architecture and urban design”, (https://patrikschumacher.com/parametricism-a-new-global-style-for-architecture-and-urban-design). [Erişim: 19.12.2025]

[17] Autodesk, 2023, “Autodesk introduces Forma for next-generation building design in the cloud”, Autodesk News, 8 Mayıs 2023, (https://adsknews.autodesk.com/en/news/autodesk-introduces-forma). [Erişim: 19.12.2025]

[18] Foster + Partners, 2023, “A single source of truth: How are we using BIM to design more efficiently and sustainably?”, Foster + Partners News, 18 Kasım 2023, (https://www.fosterandpartners.com/news/a-single-source-of-truth-how-are-we-using-bim-to-design-more-efficiently-and-sustainably). [Erişim: 19.12.2025]

[19] ArchDaily, 2022, “Solution generation, cloud-based editing, automatic drawing... the junior AI assistant for architects!”,  Ocak 2022, (https://www.archdaily.com/974602/solution-generation-cloud-based-editing-automatic-drawing-the-junior-ai-assistant-for-architects). [Erişim: 19.12.2025]

[20] XKool Technology, 2024, (https://www.xkool.ai/). [Erişim: 19.12.2025]

[21] Türkiye’de bu alanda öncü örneklerden biri olan Khora, TÜBİTAK BiGG eş yatırım programı desteğiyle İzmir’de bir ilk olmuş, İZİKAD Mansiyon Ödülü ile tanınmış; Zivella ve Örge Home sponsorluğu ile kurumsallaşmasını güçlendirmiştir.

[22] Plato, 2008, Timaeus, D. Zeyl (çev.), Hackett.

[23] Aristotle, 1995, Physics, R. Waterfield (çev.), Oxford University Press.

[24] Khora Design Lab, 2025, (https://khora.tr/). [Erişim: 19.12.2025]

[25] Koolhaas, 2001.

[26] Yalçın, 2023.

[27] Schaumann, vd. 2023.

Bu icerik 24 defa görüntülenmiştir.