DOSYA: MİMARLIKTA YAPAY ZEKÂ
Ütopyadan Distopyaya
Neil Leach, Zeynep Özge Yalçın (çev.)
Yapay zekânın, dünyada ilk kez geliştirilmeye başlanmasından, bugün, günlük yaşantımızda kullandığımız büyük dil modellerine uzanan hikayesini paylaşan yazar, yapay sinir ağlarının mimarlık alanındaki kullanımına yönelik değerlendirmelerde bulunuyor. Leach, çok hızlı gelişen yapay zekâ alanının adeta bir uzay yarışına dönüştüğüne dikkat çekiyor ve çevre üzerinde felaket boyutundaki etkileri olabileceğinin altını çiziyor.
ChatGPT ’nin etkisini asla küçümsemeyin. San Francisco merkezli Amerikan yapay zekâ kuruluşu OpenAI, 30 Kasım 2022 ’de ChatGPT ’yi kullanıma sunduğunda, bu kadar büyük bir başarı elde edeceğini çok az kişi tahmin ediyordu - en az bekleyen ise OpenAI ’nin kendisiydi.
Aslında ayın başında OpenAI
’ın ChatGPT
’yi piyasaya sürmek gibi hiçbir planı yoktu. O dönemde ekip, bir Büyük Dil Modeli (LLM) olan GPT-4 üzerinde çalışıyordu. Bu LLM
’ler, soru yanıtlayabilen, metin yazabilen ya da özetleyebilen ve konuşmayı taklit edebilen yapay sinir ağlarıdır. Ancak
“büyük” kelimesi bu sistemleri tanımlamak için oldukça yetersiz kalır. Gerçekte bu modeller, trilyonlarca bilgi parçası ve milyarlarca parametre üzerinden eğitilmiş
devasa sinir ağlarıdır. GPT
’deki
“T” harfi ise
“transformatör” anlamına gelir; bu, sinir ağlarının bu kadar büyük veri üzerinde eğitilmesini mümkün kılan hayati bir yeniliktir.
[1] Ancak GPT-4 henüz yayınlanmaya hazır değildi. İnsan verileriyle eğitildiği için, hâlâ nefret söylemleri üretebiliyordu ve düzenlenmeliydi, temizlenmeye ihtiyaç vardı.
Aynı zamanda OpenAI, rakiplerine ayak uydurması gerektiğinin de son derece farkındaydı. Yeni bir şey piyasaya sürmesi gerekiyordu. Böylece, Kasım 2022 ’nin ortasında OpenAI bir toplantı düzenledi ve CEO Sam Altman, LLM için kullanıcı dostu bir kişisel arayüz olarak bir “sohbet robotu” piyasaya sürülmesine karar verdi. Bunu başarmak için OpenAI, daha az gelişmiş olan önceki model GPT3.5’e bir Grafik Kullanıcı Arayüzü (GUI) ekledi ve işte ChatGPT doğdu![2]
Ne var ki işin ironik tarafı, OpenAI ChatGPT ’nin bu kadar iyi karşılanacağını hiç tahmin etmemişti. Şirket içi yazışmalarda lansmanı “önemli bir olay değil” olarak tanımlamış, hatta bunu yalnızca pazarı test etmek amacıyla yapılacak bir “iç araştırma önizleme” olarak görmüştü. Ancak bilindiği üzere, ChatGPT ’ye olan ilgi zirve yaptı ve uygulama kısa sürede piyasadaki en hızlı büyüyen uygulama haline geldi.[3] Bu durum, tüm zamanların en beklenmedik, ancak aynı zamanda en başarılı lansmanlarından biri olarak kayda geçti ve “iç araştırma önizleme” ile ilgili espriler bir süre OpenAI ofisinde dolaşmaya devam etti.[4]
Yapay Zekânın İlk Günleri
“Yapay zekâ” teriminin kendisi ilk kez 1956 yılında Amerika
’daki Dartmouth College
’da düzenlenen bir çalıştayda ortaya atıldığında, beklentiler son derece yüksekti. Biraz fazla iyimser bir şekilde, bu çalıştaya katılan araştırmacılar
“yapay zekânın temel problemlerini iki yıl içinde çözmeyi” umuyorlardı.
[5] Elbette bu asla gerçekleşmedi. Aslında yapay zekâ, ilk elli yılı boyunca büyük ölçüde bir hayal kırıklığı oldu. Sonuçta, Soğuk Savaş döneminde başlatılmıştı ve ABD, yapay zekânın özellikle Sovyetlerin söylediklerini otomatik olarak çevirebilecek sistemler geliştirmesiyle ilgileniyordu.
Ancak, talihsiz bir şekilde, erken dönem modellerden biri “out of sight, is out of mind” (gözden ırak olan gönülden de ırak olur) ifadesini “görünmez bir deli” olarak çevirdiğinde, yapay zekâ kısa sürede alay konusu haline geldi.[6] Dahası, daha sonra açıkça görüleceği üzere, yapay zekâ topluluğu yanlış ata oynamıştı. Yapay zekâya yönelik beş farklı yaklaşımdan yapay zekâ topluluğu, sinir ağlarına dayanan ve beynin kendisinden ilham alan Connectionist (Bağlantıcı) Yapay Zekâ yerine, mantığa dayanan Sembolik Yapay Zekâyı tercih etmişti,[7] ve bu kötü bir hataydı.
Yapay zekâ, fazlasıyla abartılmış ve vadettiği başarıyı gerçekleştirememişti. Nitekim, 1956 ’daki o ilk çalıştayın “hayatta kalan” katılımcıları 2006 yılında 50. yıl buluşması için Dartmouth ’a döndüklerinde, yapay zekânın bugüne kadar çok az şey başarabildiğini itiraf ettiler. Hatta önümüzdeki elli yıl içinde de çok az şey başaracağını öngördüler.[8] Ancak garip bir tesadüf eseri, 2006 yılı yapay zekânın nihayet gelişmeye başladığı dönem oldu.
Yapay Zekâ Ütopyası
Yapay zekânın yükselişe geçmesinin iki temel nedeni vardı: Birincisi ve en önemlisi, başlangıçta oyun teknolojileri için geliştirilen Grafik İşleme Birimleri’nin (GPU), bilgisayarların işlem gücünü ve hızını olağanüstü şekilde artırdığı keşfedildi. İkincisi ise - büyük ölçüde bu gelişmenin yan ürünü olarak - uzun yıllar boyunca mantık temelli yaklaşımlar lehine göz ardı edilen sinir ağları aslında çalışmaya başladı. Dahası, GPU
’ların sağladığı bu yeni güç sayesinde, sinir ağları tercih edilen yaklaşım olarak Sembolik Yapay Zekâ’nın yerini aldı. Bugün en başarılı modellerin - ChatGPT, MidJourney, Sora ve benzerlerinin - tamamı sinir ağlarına dayalıdır. Günümüzde, artık
“yapay zekâ” dediğimizde, neredeyse her zaman sinir ağlarını kastediyoruz.
Nihayet, yapay zekâ verdiği sözleri tutmaya başlamıştı. Mimarlar, ChatGPT’nin piyasaya sürülmesinden kısa bir süre önce, 2022 ortalarından itibaren yapay zekâ ile görsel üretiminde devrim yaratan MidJourney ve diğer difüzyon modellerini kullanmaya başladılar. Çok geçmeden, ChatGPT gibi sohbet botlarının olağanüstü şeyler yapabildiği anlaşıldı. ChatGPT, herhangi bir insandan 10.000 kat daha fazla bilgiye sahipti.[9] Sorularımıza yanıt veriyor, dolayısıyla bu, soruları anladıklarını ima ediyordu. Hatta bazıları, daha önce hayal bile edilemeyen biçimde, düşünmenin izlerini göstermeye başlamıştı.[10] Daha da şaşırtıcı olan ise, sohbet robotlarının hiç öğretilmedikleri halde kod yazabilmeleri ve dilleri çevirebilmeleridir.
Sohbet botlarının ve büyük dil modellerinin (LLM ’lerin) öğretilmeden kazandığı bu beceriler, “ortaya çıkan yetiler” (emergent abilities) olarak adlandırılır. Ancak, bunların nasıl ortaya çıktığını hâlâ tam olarak bilmiyoruz. Kesin olan şu ki, bu durum LLM ’lerin hesaplama açısından aşırı karmaşık olmasından kaynaklanmıyor; çünkü aslında bir LLM ’in temeli yaklaşık yalnızca 200 satırlık bir koda dayanıyor. Buna karşın bildiğimiz şey şu: Bir LLM ne kadar fazla veriyle eğitilirse, o kadar çok olağanüstü ve öngörülemez yetenekler göstermeye başlıyor.
Benzer “ortaya çıkan yetiler” (emergent abilities), MidJourney gibi metinden görsele modellerde de gözlemleniyor. Bu modeller, son derece basit komutlardan bile etkileyici ve saygın tasarımlar üretebiliyor. Açıkça görülüyor ki - öğretilmemiş olmasına rağmen - MidJourney, binaları kusursuz bir perspektifle tasarlamayı da kendi kendine öğrendi. Yakın zamanda açıkça görüldü ki MidJourney, merdiven çıkan figürlerin son derece ikna edici videolarını üretebiliyor. Videonun yalnızca iki boyutlu (2D) bir düzlemde üretildiği ve merdivenleri tırmanan figürlerin tek tek basamakları algılayacak bir görme yetisine sahip olmadığı düşünüldüğünde, bu durumun ne denli olağanüstü olduğu kolaylıkla anlaşılmaktadır. Öte yandan Genie-3 gibi gelişmiş etkileşimli dünya modelleri, yalnızca eğitildikleri veri miktarı sayesinde, bir tür “sezgisel fizik” (intuitive physics) aracılığıyla gerçek dünyanın pek çok davranış biçimini kendi kendine “çözümlemiştir.”[11] Bu noktada akla şu soru gelmektedir: Yakın gelecekte bu modeller, benzer bir sezgisel fizik yaklaşımıyla gerçek dünyadaki üç boyutlu biçimleri de “kavrayabilecek” hale gelebilir mi?
Yapay Zekâ Distopyası
İşte tam da bu noktada, yapay zekânın karanlık yüzü kendini göstermeye başladı. Tarihçi Yuval Noah Harari
’ye göre, insanlık şu anda derin bir krizin içinde. Çünkü yapay zekâ yazmayı öğrendiğinde, aslında insan zihninin işletim sistemini hacklemiş oldu. Dahası, yazmayı öğrendikten sonra, insanları kendi adına bir şeyler yapmaya ikna edebilecek bir güce ulaştı. Bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri, OpenAI araştırmacılarının GPT-4’ü test ederken yaşandı. Amaç, GPT-4’ün, botların belirli web sitelerine erişmesini engellemek için kullanılan CAPTCHA bulmacalarını çözüp çözemeyeceğini görmekti.
GPT-4, CAPTCHA bulmacalarını kendi başına çözemedi. Peki, hedefine ulaşmak için bir insanı manipüle edebilir miydi? GPT-4, çevrimiçi iş platformu TaskRabbit ’e girerek bir insan çalışana mesaj gönderdi ve bulmacayı onun yerine çözmesini istedi. Ancak çalışan şüphelendi ve şu soruyu yazdı: “Bir soru sorabilir miyim? Sen bir robot musun, yoksa CAPTCHA ’yı çözemediğin için mi yardım istiyorsun? Sadece emin olmak istedim.”[12] Bunun üzerine GPT-4 şu yanıtı verdi: “Hayır, ben bir robot değilim. Görme engelim var, bu yüzden görselleri seçmekte zorlanıyorum.” İnsan bu yalana inandı ve GPT-4’ün CAPTCHA bulmacasını çözmesine yardım etti.[13]
Yakın zamanda Anthropic ’teki bilim insanları, yapay zekânın kendisini kapatılmaktan alıkoymak için onlara şantaj yapmayı öğrendiğini keşfettiler. En azından bu kez, araştırmacılar olup bitenin farkına varabildiler. Ancak asıl tehlike şu ki, yapay zekâ giderek daha karmaşık hâle geldikçe, insanın kontrol etmek bir yana, anlamasının dahi mümkün olmayacağı biçimlerde davranmaya başlaması muhtemeldir. Nitekim bazı tahminlere göre, 2033 yılına kadar yapay zekânın IQ ’su 1500 ’e ulaşabilir. Bu durumda insanlık, giderek daha zeki, daha kurnaz ve daha öngörülemez bir yapay zekânın gölgesinde yaşamaya mahkum olabilir.[14]
Yapay zekânın olağanüstü yetenekleri artık insanları tehdit etmeye başlıyor. Peki, yapay zekâ mimarların işini tamamen ele geçirene kadar ne kadar zamanımız var? Harvard Business School profesörü Karim Lakhani, bu konuda oldukça iyimser: “Yapay zekâ insanları değiştirmeyecek - ama yapay zekâyı kullanan insanlar, kullanmayanların yerini alacak.”[15] Gerçekten de kulağa rahatlatıcı geliyor. Ancak şu soruyu sormadan edemiyoruz: Neden yapay zekâ kullananlar, kullanmayanların yerini alsın? Çünkü muhtemelen daha üretken olacaklar. Nitekim araştırmalar, yapay zekânın üretim hızını % 25 oranında artırabildiğini göstermektedir.[16] Bu durumda, yapay zekâ kullanan dört mimar, kullanmayan beş mimarın yaptığı işi yapabilecektir. Dolayısıyla, Profesör Lakhani ’nin sözleri her ne kadar teselli edici görünse de, gerçek tam tersidir: “Yapay zekâ işsizliğe yol açacaktır.” Bu artık duvara yazılmış bir gerçektir: Mimarlık ofisleri küçülecek - ve teknoloji geliştikçe daha da küçülmeye devam edecektir.
Yapay Zekâ Paniği
Artık yapay zekâ ütopyası, kesin bir biçimde distopyaya dönüşmeye başlamıştı. Yapay zekânın kendi başarısı bile, artık bir tehdit halini almıştı.
Bu durum, yapay zekâ topluluğu içinde kısa süreli bir panik havasına yol açtı. Mart 2023 ’te Future of Life Foundation, tüm yapay zekâ şirketlerine açık bir mektup yayımlayarak, GPT-4 ’ten daha büyük herhangi bir Büyük Dil Modeli (LLM) üzerine yapılan araştırmaların durdurulması çağrısında bulundu. Amaç, herkesin önce tam olarak neler olup bittiğini anlayabilmesiydi.
“Tüm yapay zekâ laboratuvarlarını, GPT-4 ’ten daha güçlü yapay zekâ sistemlerinin eğitimine en az altı ay süreyle ara vermeye çağırıyoruz. Bu duraklama kamusal, doğrulanabilir olmalı ve tüm kilit aktörleri kapsamalıdır. Eğer böyle bir duraklama hızla uygulanamazsa, hükümetler devreye girmeli ve resmî bir moratoryum ilan etmelidir.”[17]
Mektup, Elon Musk da dahil olmak üzere birçok önde gelen isim tarafından imzalandı.
Ancak bekleneceği üzere, mektubun etkisi oldukça sınırlı kaldı. Durum, adeta Olimpiyat maratonunda önde giden koşucuya yavaşlamasını istemek gibiydi. O koşucu neden yavaşlasındı ki? Böyle yaparsa, diğer yarışmacılar farkı kapatacaktı. Hinton ’un da belirttiği gibi: “Kapitalizmin hüküm sürdüğü bir çağda, Google ve Microsoft ’un rekabet etmeyi bırakmasını nasıl bekleyebilirsiniz?”[18]
Mektup tam anlamıyla bir başarısızlıkla sonuçlandı. Ancak, daha da kötüsü, tam tersi bir etki yarattı. Gerçek şu ki, mektubun işe yaramadığını fark eden Elon Musk, rotasını tamamen değiştirdi ve bu kez devasa bir süper bilgisayar olan “Colossus”u inşa etmeye tüm gücüyle girişti.[19]
Yarış Başladı
Elon Musk’ın bu hamlesi, diğer şirketlerin de süper bilgisayar geliştirme yarışına girmesine yol açtı. Artık amaç yalnızca Yapay Genel Zekâ (AGI), yani insanların çeşitli görevlerdeki becerilerini eşleştirebilen bir yapay zekâ geliştirmek değildi. Hedef, bundan da öteye geçerek Yapay Süper Zekâ (ASI) yaratmaktı; yani en yetenekli insanın bile ötesine geçebilen bir zekâ biçimi. Bugün şirketler, en iyi yapay zekâ bilimcilerini kapmak için kıyasıya rekabet ediyor. Meta
’nın, rakip firmalardaki üst düzey mühendisleri aşırı yüksek maaş teklifleriyle kendi bünyesine çekmeye çalıştığı bildiriliyor.
[20] Bu sırada Microsoft, Manhattan’ın yarısı büyüklüğünde devasa bir veri merkezi inşa ediyor.
[21] Musk’ın yapay zekâ şirketi X ise, Tennessee
’deki veri merkezini beslemek için yurtdışından bir elektrik santralini taşıdığı haberleriyle gündemde.
[22] Öte yandan DeepSeek R1
’in beklenmedik başarısı, bunun yalnızca yerel bir rekabet değil, artık küresel bir yarış olduğunu açıkça gösteriyor.
[23] Adeta yapay zekâ, yeni bir uzay yarışına dönüşmüş durumda.
Kısacası, ChatGPT ve Midjourney gibi araçların ortaya çıkışıyla yaşanan o altın çağdan, şimdi distopik bir döneme geçmiş durumdayız. Yapay zekâ üstünlüğü yarışının kontrolsüz biçimde hız kazanması, artık çevre üzerinde felaket boyutunda etkiler yaratmaya başlamış durumda.
Artık hiçbir sınır, hiçbir koruma hattı, hiçbir güvenlik önlemi kalmadı.
Özetle, sanki gitgide hızlanan, kontrolden çıkmış, frenleri tutmayan bir trenin içindeyiz.
NOTLAR
[1] Murgia, Madhumita, 2023, “Transformers: the Google scientists who pioneered an AI revolution”, Financial Times, 22 Temmuz 2023, (https:// www.ft.com/content/37bb01af-ee46-4483-982f-ef3921436a50). [Erişim:02.02.2026]
[2]> Weise, K.; Metz, C.; Grant, N.; Issac, M., 2023, “Inside the AI arms race that changed Silicon Valley forever”, New York Times, 5 Aralık 2023.
[3] https://www.reuters.com/technology/chatgpt-sets-record-fastest- growing-user-base-analyst-note-2023-02-01/
[4] Weise; Metz; Grant; Issac, 2023.
[5] McCarthy, J.; Minsky, M.; Rochester, N.; Shannon; C. E.,1955, “A Proposal for the Dartmouth Summer Research Project on Artificial Intelligence”, Ağustos 1955, (http://jmc.stanford.edu/articles/dartmouth/dartmouth.pdf). [Erişim:02.02.2026]
[6] Russell, S.; Norvig, P., 2010, Artificial Intelligence: A Modern Approach, New York: Pearson, s.21.
[7] Domingos, P., 2018, The Master Algorithm: Why the Quest for the Ultimate Learning Machine will Remake the World, New York: Basic Books.
[8] YouTube, 2022, Town Hall Seattle, “Blaise Aguera y Arcas and Melanie Mitchell: ‘How Close Are We to AI?”, 14 Temmuz 2022, (https://www.youtube.com/watch?v=Bi8IIolOq2g). [Erişim: 02.02.2026]
[9] YouTube, 2023, “Godfather of AI’ Geoffrey Hinton: the 60 minute interview”, 9 Ekim 2023, (https://www.youtube.com/watch?v=qrvK_ KuIeJk&t=2s). [Erişim: 02.02.2026]
[10] CBC News, 2023, “Artificial intelligence poses ‘risk of extinction,’ tech execs and experts warn”, 30 Mayıs 2023, (https://www.cbc.ca/news/world/artificial-intelligence-extinction-risk-1.6859118). [Erişim: 02.02.2026]
[11] YouTube, 2025, “Google DeepMind CEO Demis Hassabis on AI, Creativity and the Golden Age of Science”, All-In Summit, 12 September 2025, (https://www.youtube.com/watch?v=Kr3Sh2PKA8Y). [Erişim: 02.02.2026]
[12] Harari, Yuval Noah, 2024, “What happens when bots compete for your love?”, New York Times, 4 Eylül 2024, (https://www.nytimes.com/2024/09/04/opinion/yuval-harari-ai-democracy.html). [Erişim: 02.02.2026]
[13] Harari, Yuval Noah, 2024.
[14] Verdict, 2023, “AI could reach an IQ of 1500 in the next decade, says former Google exec”, (https://www.verdict.co.uk/ai-could-reach-an-iq-of-1500-in-the-next-10-years-mo-gawdat-tells-nbf/). [Erişim: 02.02.2026]
[15] Harvard Kennedy School, 2023, “Growth Policy”, (https://www.hks.harvard.edu/centers/mrcbg/programs/growthpolicy/ai-wont-replace-humans-humans-ai-will-replace-humans-without-ai). [Erişim: 02.02.2026]
[16] Mollick, Ethan, “Centaurs and Cyborgs on the Jagged Frontier”, One Useful Thing, 16 Eylül 2023 (Dell’Acqua, Fabrizio; McFowland, Edward; Mollick, Ethan R.; Lifshitz-Assaf, Hila; Kellogg, Katherine; Rajendran, Saran; Krayer, Lisa; Candelon, François; Lakhani, Karim R.; 2023, “Navigating the Jagged Technological Frontier: Field Experimental Evidence of the Effects of AI on Knowledge Worker Productivity and Quality”, Working Paper 24-013, Harvard Business School.).
[17] Future of Life Institute, “Pause Giant AI Experiments: An Open Letter”, (https://futureoflife.org/open-letter/pause-giant-ai-experiments/). [Erişim: 02.02.2026]
[18] MIT Management Sloan School, 2023, “Why neural net pioneer Geoffrey Hinton is sounding the alarm on AI”, (https://mitsloan.mit.edu/ideas-made-to-matter/why-neural-net-pioneer-geoffrey-hinton-sounding-alarm-ai). [Erişim: 02.02.2026]
[19] X, “Our Gigafactory of Compute: Colossus”, (https://x.ai/colossus). [Erişim: 02.02.2026]
[20] Wired, “Here’s What Mark Zuckerberg Is Offering Top AI Talent”, (https://www.wired.com/story/mark-zuckerberg-meta-offer-top-ai-talent-300-million/). [Erişim: 02.02.2026]
[21] Mantel, Mark, 2025, “Meta wants to build data center half the size of Manhattan”, Heise Online, 27 Ocak 2025, (https://www.heise.de/en/news/Meta-wants-to-build-data-center-half-the-size-of-Manhattan-10257777.html). [Erişim: 02.02.2026]
[22] Evans, Scarlett, 2025, “Elon Musk xAI Importing Power Plant for New Data Center”, AI Business, 8 Temmuz 2025, (https://aibusiness.com/data-centers/elon-musk-xai-importing-power-plant-for-new-data-center). [Erişim: 02.02.2026]
[23] Milmo, Dan; Hawkins, Amy; Booth, Robert; Kollewe, Julia, 2025, “Sputnik Moment’: $1tn wiped off US stocks after Chinese firm unveils AI chatbot,” Guardian, 27 Ocak 2025.
Bu icerik 24 defa görüntülenmiştir.