ETKİNLİK
Kırsal Mimarlık Mirasını Belgelemek ve Korumak: Türkiye’nin Kırsal Mimarlık Atlası Tanıtım Toplantısı Üzerine
Merve Aslı Kara Yüksel
TMMOB Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Eres Özdoğan’ın
öncülüğünde başlatılarak Kültürel Mirasın Korunması ve Geliştirilmesi Komitesi’nin
hakemliğinde yürütülen, Merve Arslan Çinko ve Koray Güler’in editörlüğünü ve Seda Ongun’un yardımcı editörlüğünü üstlendiği “Türkiye’nin Kırsal Mimarlık Atlası” projesinin tanıtım toplantısı 6 Aralık’ta İstanbul Büyükkent Şubesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Yazar, projenin amaçlarını, hedeflerini ve hazırlık sürecinden detayları aktarıyor ve tanıtım toplantısında gerçekleşen sunumlarda öne çıkan noktaları paylaşıyor; proje kapsamında oluşturulan envanterin, kırsal mimarlık mirasımızın belgelenmesi ve korunmasına ilişkin katkılarının altını çiziyor.
6 Aralık 2025 tarihinde tanıtım toplantısı düzenlenen Türkiye’nin Kırsal Mimarlık Atlası; “dağlar, ovalar, platolar, kıyılar bağlamında çok farklı coğrafi özellikleri olan, tarihin derinliklerinden beri göç alıp vermiş Türkiye coğrafyasının kırsal mimarlık kültürünü bütünüyle yok olup gitmeden ulaşılabilir bilgiye dönüştürerek” bu zengin kültür mirasını toplumla paylaşmak amaçlayan bir projedir [1]. Böyle bir girişimin neden bugün gündeme geldiğini anlayabilmek için, öncelikle kırsal alanların ne anlama geldiğine ve hangi değerleri barındırdığına kısaca bakmak gerekir.
Kırsal yerleşimler, doğal çevrenin sunduğu olanaklar ve sınırlamalarla birlikte, insan ile doğa arasında kurulan dengenin ürünü olarak ortaya çıkmış alanlardır. Geleneksel kırsal yaşam kültürünün somut örnekleri olan bu yerleşimler, sahip oldukları yerel gelenekler, üretim pratikleri, kültürel dinamikler ve bulundukları coğrafyaya bağlı olarak değişen yapım teknikleriyle yüzlerce yıl içerisinde şekillenmiş mimarsız mimarlık ürünleridir. Bu kültürel birikim, böylesi alanları, insanlık ve çevre tarihinin önemli bir parçası haline getirmektedir. ICOMOS - IFLA, kırsal peyzajların yalnızca tek tek kırsal unsurları değil, bu unsurların birbirleriyle ve daha geniş bağlamla kurduğu işlevsel, üretimsel, mekânsal, görsel, simgesel ve çevresel ilişkiler bütününü kapsadığını belirtir. İnsan ve doğa etkileşimine dayanan bu alanlar, aynı zamanda insanlar ile diğer türler arasındaki karmaşık bağlantıları görünür kılan yaşayan sistemlerdir [2].
Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında nüfusunun önemli bir bölümü köylerde yaşayan Türkiye, son yüzyıl içinde hızlı bir kentleşme sürecinden geçmiştir [3]. Bu sosyo-ekonomik dönüşüm ise, kırsal yerleşimlerin mekânsal dokusunda farklı yansımalarla kendini göstermiştir. Kentsel alanlara yakın kırsal yerleşimler, hızla biçim değiştirirken, yaşamın halihazırda sürdüğü pek çok köyde modern yaşam koşullarını yakalama çabasıyla betonarme yeni yapılar inşa edilmekte, geleneksel yapılara niteliksiz ekler yapılmakta ve bilinçsiz müdahaleler sonucu mimari kimlik giderek silinmektedir. Kent olanaklarına uzak bölgelerdeki köylerde ise sosyal donatı ve istihdam imkanlarına erişim güçlüğü, altyapı ve hizmet yetersizlikleri kente göçü hızlandırmakta, nüfusunu kaybeden yerleşimler insansızlaşma ve bakımsızlık tehdidiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, kırsal yerleşimlerin hem fiziki dokusunu hem de taşıdıkları yaşam kültürünü eşzamanlı olarak yitirmelerine neden olmaktadır.
Tüm bu tehditlere ek olarak, kırsal mimarlık mirası, koruma mevzuatı ve planlama politikaları içinde yeterince yer bulamadığı için de hızla nitelik kaybetmekte, hatta yok olmaktadır. Kırsal alanların korunmasına ilişkin uluslararası sözleşme ve tüzüklere taraf olunmasına karşın, ulusal koruma mevzuatında kırsal alanlar ve kırsal / kültürel peyzajlara dair açık ve kapsamlı bir tanımın bulunmayışı, kentlerden çok farklı dinamiklere sahip kırsal yerleşimlere özgü koruma politikalarının geliştirilmesini güçleştirmektedir. Kırsal alanlar; tarım alanları, hayvancılık yapıları, ortak kullanım mekânları ve doğal çevreyle kurdukları hassas ilişkiler bakımından yalnızca kültürel mirası değil, doğal mirası da barındırmaktadır. Buna rağmen, ülkemizde mevcut yasal düzen içinde kültürel ve doğal varlıkların korunmasından farklı idari yapılar sorumludur. Kurumsal düzeydeki bu ayrışma, kırsal peyzajın bütüncül olarak ele alınmasını daha da zorlaştırmaktadır. Her kırsal alan, kendine özgü coğrafi, fiziki ve beşeri özellikler barındırmakta olup, bu alanların yönetiminin yöreye özgü niteliklere göre düzenlenmesi gerekmektedir. Buna karşın, “Büyükşehir Yasası” olarak bilinen düzenlemeyle kırsal yerleşimlerin bulundukları ilçe belediyelerine mahalle olarak bağlanması, kırsala özgü karar alma mekanizmalarını zayıflatmıştır. Uluslararası alanda kırsal yerleşimlerin korunması, planlanması, kalkınması - kısaca, sürdürülebilirliği - üzerine bütüncül yaklaşımlar tartışılırken, Türkiye’de 2000’li yıllarla birlikte alınan bu tür kararlar, kırsal alanların statüsünü ve yönetimini daha da karmaşık ve kırılgan bir hale getirmiştir.
Türkiye’de kırsal mimarlık uzun yıllar boyunca akademik çevrelerin, mesleki tartışmaların ve koruma politikalarının uzağında kalmış bir alan olmuştur. Kırsal mimarlığın miras olarak kabulü ve korunması ancak 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra gündeme gelebilmiştir. Bu dönemden itibaren mimari koruma alanında üretilen lisansüstü tezler kırsal alanlara odaklanmaya başlamış, çeşitli belgeleme çalışmaları ve araştırma projeleriyle kırsal yerleşimler üzerine yürütülen akademik çalışmaların sayısı artmıştır. Buna paralel olarak, Türkiye Bilimler Akademisi’nin (TÜBA) geliştirdiği kırsal mimarlık yerleşme ve yapı fişleri ile farklı kurumların kırsal alanlarda yapmış olduğu çalışmalar da önemli bir bilgi birikimi oluşturmuştur. Bütün bu birikime karşın, söz konusu çalışmalar, genellikle belirli bölgelere, köylere ya da tekil yapılara odaklanan, farklı yöntem ve formatlarla üretilmiş, birbirinden bağımsız örnekler olarak kalmakta, ulusal ölçekte ortak bir kırsal mimarlık envanterine dönüşememiştir. Envanter çalışmalarının önemi, yakın zamanda ülkemizde yaşanan Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerde de çarpıcı bir biçimde görülmüştür. Bu depremlerde tarihî kırsal yerleşmelerde önemli derecede yıkım yaşanmış, ancak ulusal ölçekte toplu bir envanter bulunmadığı için ne yazık ki kaybın boyutu dahi tam olarak saptanamamıştır [4].
ICOMOS - IFLA’nın da vurguladığı gibi kırsal alanların / kırsal peyzajların etkin planlama, karar alma ve yönetiminin temel adımı, bu alanların miras değerlerinin belgelenmesidir [5]. Envanterler, kataloglar, atlaslar ve haritalar ise kırsal peyzajların mekânsal planlanması, çevresel ve kültürel mirasının korunması ve yönetimi, peyzaj tasarımı ve izleme süreçlerine ilişkin temel bilgiyi sağlayan araçlar olarak tanımlanmaktadır. Bu çerçevede, Türkiye’nin Kırsal Mimarlık Atlası, hem bu uluslararası çağrıya karşılık veren, hem de Türkiye’de kırsal alanları ulusal ölçekte envanterlemeyi amaçlayan ilk kolektif girişimlerden biri olarak değerlendirilebilir.
TÜRKİYE’NİN KIRSAL MİMARLIK ATLASI
Türkiye’nin Kırsal Mimarlık Atlası Projesi, Türkiye coğrafyasının kırsal mimarlık kültürünü yok olmadan önce kayıt altına almak ve bu zengin mirası toplumla paylaşmak amacıyla başlatılan kapsamlı ve uzun erimli bir belgeleme çalışmasıdır. Çalışma, TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı ve kırsal mimarlık alanında önemli akademik çalışmaları bulunan Doç. Dr. Zeynep Eres Özdoğan’ın öncülüğünde, kültürel miras alanında uzman mimar ve akademisyenlerden oluşan deneyimli bir editör ve hakem ekibi tarafından yürütülmektedir (
Resim 1).
Atlas’ın bilimsel çerçevesi ve değerlendirme süreçleri, TMMOB Mimarlar Odası Kültürel Mirasın Korunması ve Geliştirilmesi Komitesi’nin birikimiyle desteklenmektedir. TMMOB Mimarlar Odası tarafından, sahip olduğumuz zengin kırsal mimarlık mirasının korunması ve yaşatılması amacıyla konuyla ilgili tüm uzmanlara yapılan açık bir çağrıyla başlayan proje, bir yandan bugüne dek kırsal alanlara dair üretilmiş araştırmaları belirli bir sistematik içinde biraraya getirmeyi, diğer yandan gelecekteki koruma ve planlama kararlarına kaynaklık edecek bir kırsal mimarlık envanteri oluşturmayı hedeflemektedir. Bu yönüyle
Atlas, bitmiş bir ürün olmanın ötesinde, geliştirilmeye ve yeni katkılarla büyümeye açık bir çalışma olarak kurgulanmıştır. İki yılda bir yinelenecek çağrılarla araştırmanın sürekli biçimde zenginleşmesi ve güncellenmesi amaçlanmaktadır.
Atlas’ta yer alan çalışmalar iki temel çerçevede ele alınmaktadır: Tarihi bir kırsal alandaki miras değerlerinin yerleşim ölçeğinde incelenmesi ve bu çevredeki geleneksel konutları ayrıntılı biçimde belgeleyen mimari odaklı çalışmalar. Bu iki yaklaşım çerçevesinde derlenen metinler, Türkiye’nin farklı bölgelerinde yürütülmüş araştırmaları ortak bir platformda buluşturmaktadır.Atlas için yapılan ilk çağrıya karşılık 116 başvuru alınmış, hakem değerlendirmeleri sonucunda 90 çalışma nihai olarak kabul edilmiştir [6].
Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinin yedi ayrı ciltte tasnif edildiği bu yayında, 100’ün üzerinde araştırmacının katkısıyla Akdeniz Bölgesinden 14, Doğu Anadolu Bölgesinden 6, Ege’den 12, Güneydoğu Anadolu Bölgesinden 3, İç Anadolu Bölgesinden 16, Karadeniz Bölgesinden 16 ve Marmara Bölgesinden 23 çalışma yer almaktadır. Böylece, araştırmacıların ürettiği kırsal yerleşim ve yapı okumaları, ortak bir şablon ve standart içinde buluşturularak Türkiye’nin Kırsal Mimarlık Atlası’na dönüştürülmüştür.
Atlas’ın ciltlerine ve güncellenen içeriklere, projenin dijital yüzü olan internet sitesi üzerinden erişilebilmekte, böylece kırsal mimarlık mirasına ilişkin bu kolektif birikim, yalnızca uzmanlara değil, konuya ilgi duyan herkese açık bir kaynak olarak yerini almaktadır [7] (Resim 2).>
TÜRKİYE’NİN KIRSAL MİMARLIK ATLASI TANITIM TOPLANTISI
Türkiye’nin Kırsal Mimarlık Atlası Tanıtım Toplantısı TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı Prof. Dr. Alper Ünlü ve TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Doç. Dr. Zeynep Eres Özdoğan’ın açılış konuşmaları ile başladı. Ünlü, çalışmanın ülkemiz adına öneminin altını çizerek, Atlas’ın geliştirilmesi için hem kurumsal desteğin hem de bu girişimin sürekliliğine işaret etti (
Resim 3). Eres Özdoğan ise konuşmasına belgelemenin korumanın ilk adımı olduğunu hatırlatarak başladı ve Türkiye coğrafyasının doğal ve kültürel açıdan sahip olduğu büyük zenginliği ve bunun somut hafızasını ise kırsal yapıların ve yerleşimlerin oluşturduğunu vurguladı. Yaşanmışlığının yalnızca arşiv belgeleri üzerinden okunamayacağını, gerçek toplumsal tarihin ancak kırsal yerleşimler incelenerek anlaşılabileceğini belirterek,
Kırsal Mimarlık Atlası’nı son iki yüzyıllık toplumsal dönüşümün somut tanığı olarak konumlandırdı.
Atlas için yapılan açık çağrıya yanıt veren araştırmacıların ülkenin gelişmesi ve kalkınması bağlamında kendi meslekleri çerçevesinde emek veren bir topluluğu oluşturduğunu, bu nedenle de çalışmanın umut verici bir başlangıç niteliği taşıdığını belirtti (
Resim 4).
Mimar Tuğba Acar Panayır’ın moderatörlüğünü üstlendiği etkinliğin ikinci bölümünde ilk konuşmacı Dr. İnci Olgun “Ölçekler Bütününde Kırsal Mirası Okumak” başlıklı sunumuyla, kırsal alanların yalnızca yapı ölçeğinde değil, bölgesel ve kentsel ölçekte de ele alınması gerektiğini ortaya koydu (Resim 5). Kastamonu Küre Ersizlerdere Köy Tasarım Rehberi, Gölpazarı’ndaki “Köyünü Yaşat” girişimi, Ayvalık – Lesvos kırsalını birlikte okuyan “2 Yaka 1 Coğrafya” gibi çalışmalar üzerinden, kırsal planlamada ölçek çeşitliliğinin ve disiplinlerarası çalışmalar yürütmenin önemini ifade etti.Prof. Dr. Aynur Çiftçi, “Kırsal Miras ve Geleneksel Yapı Ustaları” başlıklı konuşmasında, koruma uygulamalarının niteliğini doğrudan belirleyen, ama çoğu zaman görünmez kalan bir emek grubu olarak geleneksel ustalara odaklandı (Resim 6). Kemaliye ve köylerinde yürüttükleri araştırma projesinden hareketle, yerel tekniklerinin sürekliliğinin önemini vurgulayarak, ahşap ve taş ustalarının sahip oldukları bilgi birikimiyle “yaşayan insan hazinesi” olarak belgelenmesi gerekliliği üzerine durdu. Kırsal Mimarlık Atlası hakemlerinden Doç. Dr. Hale Kozlu ise Kırsal Mimarlık Atlası’na gönderilen yazıların değerlendirme sürecinden bahsetti (Resim 7). Kozlu, gönderilen çalışmaların bilimsel niteliği, hazırlanan şablonlara uygunluğu, görsel standartları ve puanlama aşamaları gibi değerlendirme kriterlerini detaylarıyla açıkladı. Kırsal Mimarlık Atlası editörleri Doç. Dr. Koray Güler, Dr. Öğr. Üyesi Merve Arslan Çinko ve Editör Yardımcısı Mimar Seda Ongun, Mart 2025’te yapılan ilk çağrısından yayımına dek uzanan süreci özetlediler (Resim 8).
Amaçlarının bugüne dek kırsal alanlar üzerine yapılan çalışmaları belirli bir sistematik içinde toparlamak ve sunmak olduğunu, ama en önemlisinin
Atlas’ın sürekli geliştirilebilir bir yapıdaki kurgusu olduğunu ifade ettiler.
Betül Gemalmaz Dikici moderatörlüğünde yürütülen “Yazarların ve Okuyucuların Gözünden Türkiye’nin Kırsal Mimarlık Atlası” bölümü ise Atlas’ın gelecekteki çalışmalarına ve kırsal alanların güncel problemlerine dair bir tartışma ortamı sundu (Resim 9). Kırsal sit kavramı eksikliğinin yarattığı hukuki boşluk, iklim krizi ve orman yangınlarının kırsal miras üzerindeki etkileri, köylerin tüzel kişiliklerini yitirmesiyle meraların ve ortak alanların amacı dışında kullanımı, kırsal mimarlık mirasının korunmasında katılımın önemi, kırsal miras konusunda toplumsal bilinç ve farkındalık sağlanması gerekliliği, kentten kıra göç ve kırsal alanlardaki plansız uygulamalar gibi başlıklar gündeme getirildi. Katılımcıların da katkılarıyla, kırsal alanların mevcut sorunlarına dair çeşitli konular tartışıldı ve kırsal mimarlık atlasının gelecek sayıları için öneriler getirildi.
Toplantının bütününe bakıldığında, kırsalın geçmişten günümüze geçirdiği dönüşüm, kırsal mimarlığın somut ve somut olmayan değerleri, kırsalın yapıdan yerleşmeye ve peyzaja uzanan farklı ölçeklerde ele alınması gerekliliği ile mevcut sorunlar karşısındaki kırılganlığı, farklı alanlarda çalışan meslek uzmanlarının katkılarıyla tartışmaya açıldı. Böylece hem Kırsal Mimarlık Atlası’nın ortaya koyduğu belgeleme çalışması, hem de tanıtım toplantısı aracılığıyla kırsal mimarlık mirası bir kez daha mimarlık gündemine taşınmış ve koruma, planlama, tasarım alanlarında bu mirasla nasıl ilişki kurulabileceğine dair ortak düşünme ve deneyim paylaşımı için bir tartışma ortamı yaratılmış oldu.
SONSÖZ
Türkiye’nin Kırsal Mimarlık Atlası, bir yandan bugüne dek farklı bağlamlarda üretilmiş kırsal mimarlık çalışmalarını ortak bir çerçeve içinde buluşturan bir envanter, diğer yandan da bu alanda çalışan araştırmacılar, meslektaşlar ve öğrenciler için yeni çalışmaların önünü açan bir başlangıç olarak görülebilir. İstanbul’daki tanıtım toplantısı,
Atlas’ın yalnızca yedi ciltlik bir yayın değil, aynı zamanda kırsal mimarlık mirasına ilişkin güncel sorunları, koruma ve planlama tartışmalarını, yerel bilgi ve deneyimleri yan yana getiren ortak bir düşünme ortamı olduğunu da gösterdi.
TMMOB Mimarlar Odası, kırsal mimarlık alanında çalışan herkesten, Türkiye’nin Kırsal Mimarlık Atlası’nın gelecek sayılarının yeni çalışmalarla gelişmesine ve kırsal mimarlık mirası envanterinin kurulmasına katkı sunmasını beklemektedir.
NOTLAR
[1] Türkiye’nin Kırsal Mimarlık Atlası, (https://kirsalmimarlik.org/). [Erişim:14.10.2026]
[2]> ICOMOS, “ICOMOS Tüzükleri”, ICOMOS - IFLA Principles Concerning Rural Landscapes as Heritage, 19. ICOMOS Genel Kurulu, Yeni Delhi, Hindistan, 15.12.2017, (https://www.icomos.org.tr/Dosyalar/ICOMOSTR_en0887771001560505611.pdf). [Erişim:14.10.2026]
[3] Eres Özdoğan, Zeynep, 2025, “Sunuş”, Türkiye’nin Kırsal Mimarlık Atlası, Koray Güler (ed.), Merve Arslan Çinko, (ed.), TMMOB Mimarlar Odası, ss.i – ii, (https://doi.org/KIRSALMIMARLIK2025.2025.1).
[4] Güler, K.; Arslan Çinko, M., 2025, “Editörlerden”, Türkiye’nin Kırsal Mimarlık Atlası, Koray Güler (ed.), Merve Arslan Çinko, (ed.), TMMOB Mimarlar Odası, ss.iii – iv, (https://doi.org/KIRSALMIMARLIK2025.2025.1).
[5] ICOMOS, 2017.
[6] Güler, K.; Arslan Çinko, M., 2025.
[7] Türkiye’nin Kırsal Mimarlık Atlası, (https://kirsalmimarlik.org/). [Erişim:14.10.2026]
Bu icerik 28 defa görüntülenmiştir.