447
OCAK-ŞUBAT 2026
 
MİMARLIK'tan

  • Giriş
    Dosya Editörleri: Serbülent Vural, Selin Oktan



KÜNYE
ETKİNLİK

“Sevinç Hadi - Şandor Hadi: Modern’i Birlikte Tasarlamak” Panel ve Sergisi

H. İlke Alatlı

Geçtiğimiz XVIII. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri kapsamında Sevinç Hadi, “Sinan Ödülü” için; 1986 yılında kaybettiğimiz Şandor Hadi ise Anma Programları’nın 2024 - 2026 dönemi için seçilmişti. Hayatları boyunca birlikte çalışmış olan Sevinç ve Şandor Hadi, geçtiğimiz aralık ayında “Sevinç Hadi - Şandor Hadi: Modern’i Birlikte Tasarlamak” Panel ve Sergisi’nde yeniden biraraya geldi. TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde gerçekleştirilen bu kapsamlı ve geniş katılımlı etkinlik programının konuşmacılarının arasında yer alan yazar, etkinlikte öne çıkan konu ve konuşmalardan izlenimlerini aktarıyor.

TMMOB Mimarlar Odası tarafından 1988 yılından beri her iki yılda bir Mimar Sinan anısına Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri düzenlenmekte olup, bu kapsamında verilen en büyük ödül “Sinan Ödülü”dür. Mimarlar Odası 2008 yılından bu yana ödül alan mimarların üretimlerini kamuoyuna sunmak amacıyla Sinan Ödüllü Mimarlar Programı’nı düzenlemektedir. Programın 2022 – 2024 dönemi için XVIII. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri Seçici Kurulu tarafından Sevinç Hadi; Mimarlar Odası’nın, Türkiye’nin mimarlık kültürüne katkıda bulunmuş ve bugün hayatta olmayan mimarların anısını yaşatmak üzere, 2006 yılından beri düzenlediği Anma Programları’nın 2024 - 2026 dönemi için ise Ulusal Mimarlık Ödülleri Seçici Kurulu tarafından Şandor Hadi seçilmiştir.

Mimar Sevinç Hadi ve Mimar Şandor Hadi pek çok mimarlık ürününü birlikte tasarlamış ve uygulamıştır. XIX. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri Seçici Kurulu’nun tanımlamasıyla “…Bu ikili, et ve kemik gibi birbirlerinden ayrılmaz bir beraberlikle ve ortak inanç ile çalışmış”tır. Bu bağlamda TMMOB Mimarlar Odası her iki mimarımızın hem bireysel hem de kolektif çalışmalarını tanıtabilmek için, Sinan Ödüllü Mimarlar Programı 2022 – 2024 ve Anma Programı 2024 – 2026’yı bütünleştirerek ortak bir panel ve sergi düzenledi. “Sevinç Hadi - Şandor Hadi: Modern’i Birlikte Tasarlamak” başlıklı panel ve sergi açılışı 5 Aralık 2025 Cuma günü TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde gerçekleştirildi (Resim 1). Etkinlik kapsamında, meslektaşlar, dostlar ve aile üyelerinin anılarını paylaştığı samimi anekdotlarla şekillenen panellerin yanı sıra, moderni birlikte tasarlayan ikilinin mimarlığına akademik bir perspektiften yaklaşan iki oturum gerçekleştirildi.

Etkinliğin açılış konuşmaları TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şube Başkanı Alper Ünlü, TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Zeynep Eres Özdoğan, Mimar Tülin Hadi ve İstanbul Macar Kültür Merkezi Müdürü Áron Sipos tarafından gerçekleştirildi. Alper Ünlü konuşmasına, Sevinç ve Şandor Hadi’nin Türk mimari ve kent kültürüne yaptıkları değerli katkıların altını çizerek başladı. Mimarlar Odası’nın müellif hakları, mimari eserleri ve kamusal değerleri koruma konusundaki etik anlayışı ve görevini vurgulayan Ünlü, etkinliğin bir anma programı olmanın ötesinde, bugün kaybedilen ve tehdit altındaki eserler için yeni stratejiler üretme amacı taşıdığını belirtti.

Konuşmasına Sinan Ödülü ve Anma Programının birleştirilmesiyle oluşan bu özel etkinliğin tasarım sürecini aktararak başlayan Zeynep Eres Özdoğan, etkinliğin somut bir çıktısı olan serginin ardındaki işbirliğine dikkat çekti (Resim 2). Eres Özdoğan, serginin 2023’te Macar Kültür Merkezi’nin düzenlediği “Çok Yönlü Bir Mimar: Şandor Hadi” adlı sergiden bir seçki ile Sevinç Hadi için özel hazırlanan bir bölümün eklenmesiyle oluşturulduğunu dile getirdi ve etkinlik sürecine katkıda bulunan isimlere teşekkürlerini sundu.

Hadi ailesi adına konuşmasını yapan Tülin Hadi, Mimarlar Odası’nın ödül süreçleri ardındaki hikayeyi ve ailenin yaşadığı mutluluğu samimi bir dille aktardı. Konuşmasının sonunda Sevinç ve Şandor Hadi’yi yeniden biraraya getiren anlamlı etkinlikte emeği geçenlere teşekkürlerini dile getirdi. Türkiye’deki Macar izlerinin Osmanlı dönemine uzanan köklü bir geçmişe dayandığını vurgulayan Áron Sipos, bu zengin mirasın devamı olarak Hadi ailesinin önemine dikkat çekti (Resim 3).

Tematik sunumlara geçilmeden önce Zeynep Eres Özdoğan, Sevinç Hadi’ye özel bir takdimde bulunmak üzere tekrar söz aldı. (Resim 4) Cumhuriyetin kadınlara sağladığı hakların önemine dikkat çekerek Sevinç Hadi’yi bu modern yaşam kültürünün temsilcisi olarak tanımlayan Eres Özdoğan, Sinan Ödülü’nü alan ilk kadın mimar olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve sembolik önemin altını çizdi. Sevinç Hadi bu takdime teşekkürlerini sunarak, Türkiye’de bu ödüle layık çok sayıda kadın mimar olduğunu ve kendisinin de onlardan yalnızca biri olduğunu içtenlikle ifade etti. Samimi açılış konuşmalarının ardından anma etkinliği bilimsel tematik sunumlar ile devam etti.

Tematik sunumların ilki Macar Kültür Ateşesi Gergő Kovács tarafından yapıldı (Resim 5, 6). “20. Yüzyıl Başında Türkiye’de Çalışan Macar Mimarlardan Şandor Hadi’ye” başlıklı sunumunda Kovács, Şandor Hadi’nin mimari kimliğinin köklerini oluşturan tarihsel ve kültürel arka planı kronolojik bir anlatıya döktü. Macar mimar ve ustaların Türkiye’deki mimarlık ortamına katkılarını aktararak Şandor Hadi Mimarlığının bu anlatıdaki yerini vurguladı. T. Elvan Altan tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de 20. Yüzyılın İkinci Yarısında Modern Mimarlık ve Sevinç Hadi - Şandor Hadi Mimarlığı” başlıklı bir sonraki sunum, ikilinin üretimini Türkiye’nin 20. yüzyıl mimarlık tarihi anlatısındaki bağlamına yerleştiren bir akademik çerçeve ortaya koydu. Altan, Hadi mimarlığını modernizmin içinden hareket ederek yerel ve geleneksel hassasiyetlerle zenginleşen “çoğulcu bir modern mimarlık üretimi” olarak tanımlayarak Türkiye mimarlık tarihine sağladıkları katkıları vurguladı. 

Deniz İncedayı’nın yürütücülüğünü üstlendiği “Mimar ve Dost Şandor Hadi ile Paylaşımlar” başlıklı günün ilk panelinde (Resim 7) Şandor Hadi’nin meslektaşları ve dostları kürsüye davet edildi. Sırasıyla Cafer Bozkurt, Mete Göktuğ, Cem İlhan ve Ersen Gürsel’in söz aldığı panelde Hadi’yle olan çalışma deneyimleri, kişisel anılar ve samimi anekdotlar paylaşıldı. İncedayı’nın teşekkür konuşmasının ardından söz alan Cafer Bozkurt, öğrencilik yıllarında Şandor Hadi’nin yanında ilk kez bir uygulama projesi çizme deneyimi edindiğini ve bu sürecin öğretici niteliğini vurguladı. Bozkurt, Şandor Hadi’nin özgün çizim tekniklerinin yanı sıra onun mimariye bir tasarımın ötesinde yapı ustası gözüyle bakan detaycı yaklaşımını dinleyicilere aktardı.

Mete Göktuğ, Şandor Hadi ile tanışmalarının Mimarlar Odası bünyesindeki bir çalışma grubu vesilesiyle olduğunu belirterek, konuşmasında dönemin mimarlık ortamını mesleki örgütlenme süreçlerinden kesitler sunarak paylaştı. Hadi’nin esprili kişiliğinden anekdotlar aktaran Göktuğ, dostluklarının mimarlık dışında ortak müzik zevkleri ile pekiştiğini dile getirdi.

Sözlerine, Şandor Hadi’yi şahsen tanıma fırsatı bulamamış olsa da ailesini yakından tanıdığını belirterek başlayan Cem İlhan, Hadi’nin eserlerinin kendisi için “ikinci bir okul” niteliğinde olduğunu ifade etti. İlhan, Şandor Hadi’nin kişiliğine dair yakınlarından dinlediklerini özetleyerek onun cesur, tutarlı ve fikirlerinin sonuna kadar arkasında duran bir karakter olduğunu belirtti.

Son konuşmacı Ersen Gürsel, Şandor Hadi ile yakın dostluğunu anılar eşliğinde samimi bir dille anlattı. Konuşmasında, birlikte yaptıkları gezilere ve Hadi’nin sanatsal yönlerine dair anekdotlara yer verdi. Şandor Hadi’nin mesleki karakterini “aklına yatmayan bir şeyi kesinlikle Şandor’a yaptıramazsınız” ifadesiyle dile getiren Gürsel, onun asla ödün vermeyen sağlam bir meslek ahlakına sahip olduğuna dikkat çekti. Panel dinleyicilerin katkıları ve Sevinç Hadi’nin paylaştığı değerli anıların ardından sona erdi.

Panel sonrasında verilen kısa bir aranın ardından sempozyumun “Modern Kamusal Mekânın Tasarımı” başlıklı birinci oturumuna yer verildi. (Resim 8) Gül Cephanecigil’in yürütücülüğündeki ilk oturumda ikilinin kamusal mekân tasarımları ve imar planı çalışmaları Ebru Şevkin, Neşe Gurallar ve Elif Yurdaçalış’ın gerçekleştirdiği sunumlar ile mercek altına alındı.

Ebru Şevkin “Sevinç Hadi’nin İmar Planı Çalışmaları” başlıklı sunumunda Hadi’nin kariyerinin başında gerçekleştirdiği planlama çalışmalarına odaklanarak, onun mimari kimliğinin temellerini oluşturan şehircilik yaklaşımları ve geleneksel mimarlık etkilerini değerlendirdi. 1960’lı yıllar Türkiye’sinde eğitim ve planlama süreçlerinin işleyişini Hadi’nin çakışmalarına paralel ele alan Şevkin, özellikle Göreme ve Şile imar planlarının Türkiye’de modernleşme baskısının belirgin olduğu bu yıllarda “doğal çevreyi ve yerel yaşam kültürünü önceleyen bir şehircilik anlayışının da mümkün olduğunu” göstermesi bakımından önemli olduğunu vurguladı.

Oturumun ikinci konuşmacısı Neşe Gurallar’ın sunumu, “Şandor Hadi’nin Beyazıt Meydanı Çarşı Önerisini Meydan Bağlamında Yeniden Okumak” başlığı altında Hadi’nin mimari yaklaşımındaki temel dinamikleri Beyazıt Meydanı odağında irdeledi. Gurallar, Şandor Hadi’nin kentteki tarihi katmanları ele alış şeklini ve mimaride “boşluk” kavramını farklı biçimlerde tasarıma dahil etmesini, Turgut Cansever ile olan işbirliğine dair anekdotlar eşliğinde değerlendirdi.

Elif Yurdaçalış “Mekân ve Anıtsallık: Hadi Mimarlık’ın 1960-70’lerdeki Anıt Projeleri” başlıklı sunumunda, ikilinin anma ve anıtsallık kavramlarına yaklaşımlarının kamusal mekân kurgusuna dönüşümünü Dumlupınar Zafer Anıtı, Fatih Anıtı ve Conkbayırı Mehmetçik Anıtı projeleri üzerinden değerlendirdi. Yurdaçalış, irdelediği üç projedeki ortak yaklaşımın “anıtın tekil bir obje olmaktan çıkarak ritüelleri, karşılamaları ve kolektif deneyimi mümkün kılan bir alt yapı” olarak yeniden kurgulanması olduğunu belirtti.

Sempozyumun ikinci oturumu “Modern Mimarlığın Tasarımı” başlığı altında Zafer Akay’ın yönetiminde gerçekleşti. (Resim 9) Oturumun ilk konuşmacısı “Modern ve Yerelin Diyaloğu: Tütüncü-Hadi Yazlık Evi” adlı sunumuyla Meltem Çetinel oldu. Söze Türkiye’deki yazlık ev kavramının tarihsel gelişimini aktararak başlayan Çetinel, Tütüncü - Hadi Yazlık Evi’nin bu kültüre yaptığı katkıyı yapıyı Frampton’ın eleştirel bölgeselcilik kuramı üzerinden okuyarak değerlendirdi.

Tütüncü - Hadi Evi’ne mimarlık kuramı bağlamındaki bakışın ardından, yapının içsel değerlerini birinci elden aktardığı konuşmasını yapmak üzere Tülin Hadi söz aldı. “Evimiz Yapımı” adlı sunumunda, yapının inşasını yapma eylemi üzerinden tanımlayarak, süreci bir yaşam biçimi ve aile hafızası olarak yorumladı. Konuşmasına, babası Şandor Hadi’nin zanaatkar ruhu ve “yapma” tutkusunu somutlaştıran, gri mukavvadan bire bir ölçekte yaptığı “tolga”yı anlatarak başlayan Tülin Hadi, evin tasarım ve üretim hikayesini kişisel hatıralar ve anekdotlar eşliğinde aktardı. Henüz inşa aşamasında içinde yaşanmaya başlayan evin kolektif bir üretim mekânına dönüşmesini ise “Geriye baktığım zaman bu ev sanki yaşamak için yapılmadı da yapılmak için yaşandı.” sözleriyle özetledi.

Oturumun son sunuşu, “20. Yüzyıl Mimarlık Mirasının Korunması: Milli Reasürans Kompleksi ile İstanbul ve Boğaziçi Üniversiteleri Kütüphaneleri Üzerinden Bir Değerlendirme” başlıklı sunuma İlke Alatlı tarafından gerçekleştirildi. Sunumda Alatlı, Hadi Mimarlığının farklı kaderlere sahip üç değerli örneğini, Türkiye’de 20. yüzyıl mirasına yönelik yaklaşımlardaki farklılıklar bağlamında ele alarak, korumada süreçlerinde karşılaşılan karmaşık zorlukları vaka analizleri üzerinden ortaya koydu. Sunumun ardından söz alan Tülin ve Sevinç Hadi, 2010’dan bu yana tescilli bir kültür varlığı olan Milli Reasürans Kompleksi’nin güncel koruma süreçlerini ve 2013’te tescil başvurusu reddedilerek 2019’da yıkılan İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi ile tescil edilmesi gündeme dahi gelmeden 2025’te yıkılan Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi hakkındaki düşüncelerini paylaştılar.

İkinci ve son oturumun ardından verilen kısa bir ara sonrasında “Sevinç Hadi ile Birlikte Mimarlığı Konuşmak” başlıklı günün ikinci paneline geçildi. (Resim 10) Dilay Güney’in yürütücülüğündeki panel, Sevinç Hadi’nin etrafında bir araya gelen konuşmacılar Aslıhan Güney, Hüseyin Kahvecioğlu ve Ufuk Demirgüç’ün anı ve düşüncelerini paylaştığı samimi bir sohbet atmosferinde gerçekleşti.

Sözlerine öğrenciliğinin ilk haftasında Sevinç Hadi’yle tanışma serüvenini anlatarak başlayan Hüseyin Kahvecioğlu, Milli Reasürans’ı deneyimlediğinde yaşadığı hayranlığı dile getirdi ve yapının genç mimarların gündelik hayatına dokunan bir kentsel mekân olduğunu vurguladı.

Kahvecioğlu’nun ardından söz alan Aslıhan Ünlü, 1986 yılında çalışmaya başladığı Sevinç Hadi’nin mimarlık bürosundaki ortamı ve çalışma kültürünü aktardı. Milli Reasürans kompleksinin uygulama projesi çizimlerini hazırlama imkanı bulduğu ofiste edindiği deneyiminin öğreticiliğine dikkat çeken Ünlü, işveren olarak Sevinç Hadi’nin çalışma disiplinini ve yarattığı aile ortamını kişisel anıları aracılığıyla paylaştı. Sevinç Hadi’nin “eğitimci” yanının “mimar” yanından asla ayrılamayacağını belirten Dilay Güney, mimarlığın kendisi için ne ifade ettiğini anlatmak üzere sözü Sevinç Hadi’ye bıraktı.

Konuşmasını sunum eşliğinde gerçekleştiren Sevinç Hadi, dinleyicileri mimarlık felsefesini, mesleki ilkelerini ve tasarımlarının ardındaki düşünsel süreçleri çocukluğundan itibaren paylaştığı anılar eşliğinde aktardığı eşsiz bir yolculuğa çıkardı. Mimarlığın basit bir yapı inşa etme eyleminden öte “kolektif bir olay” olduğunu belirten Hadi, “mal sahibinden başlayıp tasarımdan geçen, teknolojiyle gelişen, çok yönlü, zamana bağlı ve ekonomiye dayalı” bir bütün olduğunu ifade etti. Sevinç Hadi’nin, tasarım felsefesini Tuzla Evi, İstanbul ve Boğaziçi Üniversitesi Kütüphaneleri ve Milli Reasürans Kompleksi gibi projeler üzerinden somutlaştırdığı sunumunun ardından söz, ikilinin mimarlığını sergiyle belgeleyen Ufuk Demirgüç’e verildi. “Modern’i Birlikte Tasarlamak” sergisinin küratörü Demirgüç, konuşmasında Sevinç ve Şandor Hadi’yi birbirinden ayırmanın imkansız olduğunu, onların mimarlığa duydukları derin sevgi ve tutkularının tüm işlerine yansıdığını dile getirdi. Yapılar zamanla yok olsa da mimarlık tarihi anlatısı içinde yer almak için belgelerin mutlaka korunması gerektiğini belirten Demirgüç, kısa bir tanıtımın ardından sergi açılışını gerçekleştirdi.

Gün boyu süren derinlikli konuşmalar ve duygu dolu anların ardından düzenlenen sergi açılış kokteyli, katılımcıları, panelistleri ve izleyicileri samimi bir atmosferde biraraya getirdi. Sergi (Resim 11–13), açılış anından itibaren yoğun ilgi görürken, izleyiciler sohbetler eşliğinde sergiyi gezme imkanı buldu.

* Fotoğraflar TMMOB Mimarlar Odası Arşivinden alınmıştır.

Bu icerik 18 defa görüntülenmiştir.