ULUSLARARASI GÜNDEM
Akdeniz Mimarlar Birliği’nin (UMAR) 33. Genel Kurulu’nun Ardından
Deniz İncedayı, Selin Oktan
Uluslararası Akdeniz Mimarlar Birliği’nin (UMAR) 33. Genel Kurulu, Konsey Toplantısı ve “Kültürel Dayanıklılık” (Cultural Resilience) başlıklı konferans geçtiğimiz Kasım ayında Malta’nın başkenti La Valletta’da gerçekleşti. Ülkemizi Konsey’de temsil eden Deniz İncedayı ve Selin Oktan, Genel Kurulda öne çıkan tartışma konularını paylaşıyor; buluşmada, mimarlık ve planlama disiplinlerinin, Akdeniz coğrafyasının karşı karşıya olduğu çok katmanlı krizler karşısında sorumluluk üstlenmesi gerekliliğine dikkat çekildiğini aktarıyor.
27 - 30 Kasım 2025 tarihlerinde Malta’nın başkenti La Valetta, Akdeniz coğrafyasının mimarlık gündemine ilişkin uluslararası bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Malta Mimarlar Odası (KTP) organizasyonu ile gerçekleştirilen buluşmada, Uluslararası Akdeniz Mimarlar Birliği’nin (UMAR) 33. Genel Kurulu, Konsey Toplantısı ve “Kültürel Dayanıklılık” (Cultural Resilience) başlıklı konferans gerçekleştirildi. Konferans, Malta’da 1920’li yılların bir endüstri mirası olarak korunan, restore edilen ve bugün kültür merkezi olarak kullanılan eski bira fabrikası Farson’s Brewhouse’ta düzenlenmişti.
Etkinlik, AB temsilcisi, Malta Mimarlar Birliği (KTP) Başkanı ve Uluslararası Akdeniz Mimarlar Birliği (UMAR) Başkanı’nın açılış konuşmalarıyla başlatıldı. Destekleyen kurumlar olarak Malta Sanat Konseyi ve Miras Malta temsilcileri de açılış oturumunda kısa konuşmalar gerçekleştirdiler. Dr. Karsten Xuereb (Malta Sanat Konseyi) ve David Zahra (Miras Malta) özellikle konuyu yerel ölçekte ele alarak Malta kültüründe ‘dirençlilik’ kavramına, Malta’da sürdürülebilir koruma politikalarına, meslekte yeni gelişmelere ve ülkede yaşanan mesleki, toplumsal sorunlara dair bilgiler verdiler.
Ardından Akdeniz havzasının ortak sorunlarını mimarlık, planlama, koruma ve kültürel miras bağlamında ele alan sunuşlar yapıldı. Seçilen başlık kapsamında yapılan konuşmalar bölgenin ortak tarihsel ve mimari mirasının bugün karşı karşıya kaldığı tehditlere ve korunma sorunlarına odaklanıyordu.
Program kapsamında; Kıbrıs Mimarlar Birliği adına katılan Prof. Petros Christou, bölgedeki deprem risklerini ve alınması gereken önlemler ile coğrafi özellikler ve deprem sonrası planlama konularında; Dr. Damien Helly, farklı Akdeniz ülkelerinde yapmış olduğu araştırmalardan yola çıkarak, dirençliliği politik bağlamda ele alarak Akdeniz bölgesi için önerdiği yaratıcı “resnovation” (resilience ve innovation) kavramı üzerine; Portekizli mimar Jose Alberto Alegria Portekiz’de ve kuzey Afrika’da çalıştığı çok sayıda koruma projelerini tanıtarak bölge için geçerli tehditlere, insan - doğa dengesine, ortak miras kavramı ve Akdeniz bölgesi için önerdiği senteze; Avrupa Mimarlar Konseyi (ACE) temsilcisi Diego Zoppi, “Dayanıklılık ve Farkındalık: Koordinasyon ve Yaratıcılık” başlığıyla koruma ve dirençlilik bağlamında yaşanan yeni gelişmelere ve kurumsal yaklaşımlara; UNESCO’da miras yönetimi konularında deneyimli konuşmacı Dr. Raymond Bondin ise Akdeniz’de ve dünyanın farklı ülkelerinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kayıtlı alanlar ile adaylıklar sürecinde yaşananlar, kriterler, bilimsel ve politik yaklaşımlara dair değerlendirmelerini sundular. Son konuşmacı olarak Dr. Abdalrahman Kittana ise, Gazze’de yaşanan yıkımı kültürel miras kapsamında ele alarak ‘dayanıklılık’ konusunda kültürel ve mesleki sorumluluklar ile bugün çatışma ve savaş alanlarında yaşanan yıkımları, tehditleri ve kayıpları mesleki ve beşeri açılardan değerlendirdi.
Akdeniz coğrafyasının kırılgan yapısına dikkat çeken oturumlarda, kültürel mirasın yalnızca geçmişe ait bir değer olmadığı; toplumsal hafızanın ve kimliğin önemli bir bileşeni olduğu sıklıkla vurgulandı. İklim krizi ve turizm baskısının tarihî kentsel dokulara, arkeolojik alanlara ve kıyı yerleşimlerine olumsuz etkileri üzerine tartışıldı. Bunun yanı sıra insan eliyle gerçekleştirilen en büyük yıkımlardan olan savaşın ve silahlı çatışmaların bölge coğrafyası üzerindeki olumsuz etkileri değerlendirildi. Ortaya konulan sorunlara yönelik nasıl bir tutum alınması gerektiği ve ne tür önlemlerin devreye sokulabileceği konuları sorgulandı.
33. Genel Kurulda, konferansta ortaya konulan sorunlara yönelik somut bir adım atılabilmesi için bir “Gazze Deklarasyonu” yayımlanmasına karar verildi. Söz konusu belgede Gazze’de aylardır süren şiddet ve yıkımın ardından ilan edilen ateşkese rağmen devam eden insani, sosyal ve mimari krizlere dikkat çekildi. Gazze’nin kentsel dokusunun, altyapısının ve kültürel mirasının maruz kaldığı büyük tahribat konusunda tartışıldı. Konut alanları, kamusal yapılar, sağlık ve eğitim tesisleri, ulaşım, enerji ve altyapı sistemlerinin ciddi ölçüde zarar gördüğü tekrar vurgulandı. Bu yıkımın sivil nüfus üzerinde dramatik sonuçlar doğurduğu, halkın maruz kaldığı zorunlu yerinden edilmeler, insan hakları ihlalleri ve şiddet ortak tepki ve eleştirilerin konusu oldu.
UMAR, yaşanan kayıpların kesinlikle birer sayıdan ibaret olmadığını, derin bir toplumsal ve kültürel yıkım sürecini gözler önüne serdiğini vurgulayarak, özellikle mimarlık ve planlama disiplinlerinin böylesi durumlarda sessiz kalmaması gerekliliğini belirtti. Gazze’de yaşananların yalnızca bölgesel bir sorun olarak görülemeyeceğini, aynı zamanda evrensel ölçekte etik ve insani değerler, haklar ve hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi gereğinin altını tekrar çizdi. Deklarasyonun temel çağrılarından biri, Gazze’nin yeniden inşa sürecinin kültürel, toplumsal ve insani hassasiyetler gözetilerek ele alınması yönünde oldu. UMAR, yeniden inşanın yalnızca fiziksel hasarın giderilmesine odaklanan bir inşaat süreci olamayacağını, Filistin halkının kültürel kimliğine, geleneklerine, tarihine ve geleceğe aktarması gereken değerlere odaklanan bütüncül bir çerçevede ele alınması fikrini netlikle vurguladı. Toplumun ihtiyaçlarını, yararını ve taleplerini merkeze alan adaletli, katılımcı ve kamu yararı temelli bir yeniden inşa süreci yürütülmesinin önemine özellikle dikkat çekti.
Genel Kurulda oybirliğiyle kabul edilen “Gazze Deklarasyonu” kapsamında yıkımın boyutlarının netlikle ortaya konulabilmesi için uluslararası diğer kurumlarla da (UN - Habitat, UNESCO, Uluslararası Mimarlar Birliği - UIA gibi) işbirliği yapılması ve katkılarının istenmesi yönünde görüş birliğine varıldı. Gazze’de onurlu, güvenli ve sürdürülebilir yaşam koşullarının en kısa sürede yeniden sağlanabilmesi için gerekli adımların ivedilikle atılması talebi ortak kararlılıkla vurgulandı.
Sonuç olarak, Malta’da gerçekleştirilen ve Türkiye’nin iki Konsey üyesi delegesiyle (Deniz İncedayı ve Selin Oktan) temsil edildiği bu mesleki buluşma, Akdeniz coğrafyasının karşı karşıya olduğu çok katmanlı krizler karşısında mimarlık ve planlama disiplinlerinin üstlenmesi gereken sorumluluğa dikkat çekmekteydi. Gazze için yapılan insan hakları, hukuk, kültür ve değerler temelli çağrı, yalnızca bölgeye yönelik bir dayanışma mesajı değil; aynı zamanda küresel ölçekte mimarlık topluluğuna yöneltilmiş güçlü bir etiğe davet niteliği taşıyordu.
Bu çağrının önümüzdeki dönemde uluslararası dayanışmayla atılacak somut adımlarda daha adil, duyarlı, bilimsel ve kültürel farkındalığı yüksek yeniden inşa pratiklerine ışık tutması hepimizin ortak umudu olarak duyuruldu.
Bu icerik 14 defa görüntülenmiştir.