447
OCAK-ŞUBAT 2026
 
MİMARLIK'tan

  • Giriş
    Dosya Editörleri: Serbülent Vural, Selin Oktan



KÜNYE
TEHDİT ALTINDAKİ KÜLTÜR MİRASI

Ankara Şeker Fabrikası Yerleşkesinde Bütünlüğü Tehdit Eden Müdahale ve Yaşam Çevresinin Kaybı

Merve Öztürk

Ankara Şeker Fabrikası yerleşkesi, 1962 yılında Etimesgut Tren İstasyonu’nun kuzeyinde, Etimesgut askerî hava sahasının batısında yer alan alanda işletmeye açılmıştır. Yerleşke, kuruluşundan itibaren yalnızca endüstriyel üretim işlevine odaklanan bir tesis olarak değil; üretim, yaşam ve sosyal çevrenin birlikte kurgulandığı bütüncül bir endüstri yerleşkesi olarak tasarlanmıştır. Üretim yapıları, lojmanlar, sosyal donatılar ve peyzaj düzenlemesi arasında kurulan mekânsal ilişki, yerleşkenin temel karakterini belirleyen başlıca unsur olmuştur.

Ankara Şeker Fabrikası, erken Cumhuriyet döneminde geliştirilen ekonomik ve toplumsal kalkınma politikalarının yansıması olan “model fabrika yerleşkesi” anlayışını sürdüren bir planlama yaklaşımını temsil etmektedir. Yerleşke içerisinde Şeker Fabrikası’nın yanı sıra Şeker Enstitüsü (1965), Makine Fabrikası (1968), Tohum İşleme Fabrikası (1967) ve Elektromekanik Aygıtlar Fabrikası (EMAF, 1978) gibi üretim yapıları ile bu tesislerde çalışanlar için tasarlanmış lojman alanları yer almaktadır. Üretim ve yaşam alanları arasında kuzey - güney doğrultusunda uzanan alle boyunca spor salonu, misafirhaneler, kantin (2023 yılında kütüphaneye dönüştürülmüştür), sinema - restoran yapıları ve park alanları konumlandırılmıştır. Şeker Fabrikası ana binası ve idari binası ile Doğan Tekeli, Sami Sisa ve Metin Hepgüler tarafından tasarlanan Enstitü yapıları ve sinema - restoran binasının tescilli olması, yerleşkenin modern mimarlık mirası açısından taşıdığı değeri ortaya koymaktadır.

Yerleşke tasarımında yalnızca yapılar değil, peyzaj da bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Lojman bölgesini çevreleyen yoğun ağaç dokusu, yürüyüş yolları, açık spor alanları ve ortak kullanım mekânları, çalışanların yanı sıra ailelerini ve çevrede yaşayan kullanıcıları da kapsayan kamusal bir yaşam çevresi üretmiştir. Lojmanların doğrudan birbirine bakmayacak biçimde konumlandırılması ve karşılıklı yerleşimlerde ağaç dokusuyla yeşil bariyerler oluşturulması, her konut biriminin kendine ait yarı özel açık alanlar kazanmasını sağlamıştır. Bostanlar, meyve ağaçları ve kamelyalarla tanımlanan bu alanlar gündelik yaşamın sürdüğü sosyal mekânlara dönüşmüş; yerleşke güçlü komşuluk ilişkileri ve kurumsal aidiyet duygusu üreten bir yaşam ortamı haline gelmiştir. Doğal çevre ile yapıların iç içe geçtiği bu mekânsal kurgu, yerleşkeyi yalnızca bir üretim alanı olmaktan çıkararak ekolojik ve toplumsal açıdan nitelikli bir yaşam çevresine dönüştürmüştür.

Ancak 2026 yılında Türkiye’de gerçekleştirilmesi planlanan NATO toplantısı kapsamında Etimesgut Askerî Havaalanı pistinin genişletilmesine yönelik çalışmalar doğrultusunda, yerleşkenin yaşam alanını oluşturan park alanı, çay bahçesi ve fabrika ile eş zamanlı kurulan lojman yapıları için yıkım kararı alınmıştır. Altmış yılı aşkın süredir varlığını sürdüren ağaç dokusu ve sosyal kullanım alanlarının ortadan kaldırılması yalnızca burada yaşayan ailelerin değil, farklı canlı türlerinin de yaşam alanlarının yok olmasına neden olmuş; aynı zamanda Etimesgut ve çevresindeki kullanıcılar için önemli bir kamusal yeşil alanın kaybına yol açmıştır.

Bu müdahale, yerleşkenin üretim - yaşam - peyzaj bütünlüğünü zedeleyerek alanı yalnızca endüstriyel üretim işlevine indirgemektedir. Tescilli yapılara doğrudan müdahale edilmemiş olsa da bu yapıların anlamını üreten sosyal ve fiziksel çevre köklü biçimde değişmiştir. Yaşam alanının ortadan kaldırılması, yerleşkenin kurumsal kimliğini ve kullanıcılar arasındaki aidiyet ilişkisini zayıflatmakta, aynı zamanda alanın kalan bölümlerinin korunmasına yönelik toplumsal motivasyonu da tehlikeye sokmaktadır. Ankara Şeker Fabrikası yerleşkesi, üretim, yaşam ve peyzajın birlikte kurgulandığı özgün yapısıyla modern endüstri mirası açısından korunması gereken bütüncül bir yerleşke niteliği taşımaktadır. Yaşanan bu gelişmeler alanın geleceğine dair daha büyük endişeleri beraberinde getirmektedir.

* Öztürk, M., 2019, “Endüstriyel bir miras alanının korunması için ilkeler: Ankara Şeker Fabrikası, Etimesgut”, Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi.

Bu icerik 25 defa görüntülenmiştir.